• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
14 Mart 2013 Perşembe

Üniversitemiz var mı var

Her ile üniversite açılması fikrini destekleyenlerden biriyim. Çünkü bugün ABD'de 4 bin 700 Japonya'nın 720 üniversite varken Türkiye'nin on yıl öncesine kadar 80 üniversiteyle kalkınması bilim üretmesi mümkün değildi. Bu yüzden öncelikle nicel olarak üniversite sayısının artmasını, sonra buralarda nicel olarak da bilim üretileceğini bunun da toplumun yapısını ve Türkiye'nin konumunu değiştireceğini savundum. Savunmaya da devam ediyorum. 
Tabii ki hükümetin görevi üniversitelerin açılmasını kolaylaştırmak ve onlara alanlar yaratmak ve bütçeler vermektir. Öyle de yaptı, her ile bir üniversite kapsamında üniversite sayısı 176'ya ulaştı. Yani on yılda nicel olarak iki katından fazla büyüdü. Buna bağlı olarak öğrencilerin üniversite eğitimi algısı da ciddi olarak değişti. Yeni açılan üniversiteler, bulundukları yere ciddi farklılıklar taşıdı bunu da inkâr etmemek lazım. Bu konuda üniversite açma fikrini ortaya atanlara teşekkür etmek lazım. Tabii eksikleri yazmamak olmaz. Çünkü birileri bunları dikkate alır diye düşünüyorum.

İŞLE İÇ İÇE KAMPUS
Konferanslarımda öğrencilere, velilere ve eğitimcilere üniversitelerin yeni tanımını anlatıyorum. Çünkü dünya üniversiteleri yeniden tanımlıyor. Dünyanın en kökla üniversiteleri yapısını değiştiriyor. Artık öğrencilere bilgi aktarma mabetleri değil öğrencilerine ve içinde bulunduğu toplumu bir ağ içinde yeniden yapılandıran kurumlar olduğunu anlatıyorum. Stanford Üniversitesi ve aynı bölgede olan Silikon Vadisi ilişkisini örnek gösteriyorum. Stanford'un yarattığı bilim nasıl Silikon Vadisi'ni kurduysa ve öğrenciler de okurken iş içinde öğreniyor. Bunu bizim de başarmamız lazım. Stanford, öğrencisinin Silikon Vadisi'ndeki şirketlerde yaptığı stajları ders kadar önemsiyorsa bu büyük değişimin habercisidir. 

SEÇİMDE ÜÇ KRİTER
Öğrencilere sürekli farklı olmayı, fikirlerinin peşinde koşmalarını öğütlüyorum. Üniversite seçerken havuzlu, kampusu, restoranı güzel olanı aramamalarını söylüyorum. Çünkü seçimde üç temel ayrım var. Birincisi, kent içinde içinde olması. Kampus üniversiteler yatılı okul gibi öğrenciyi yaşamın dışına çeken kurumlar. İkincisi özellikle İngilizce eğitim yapması ki bu konuda çok ısrarcıyım. Çünkü bilim dili özellikle de internetin gelişmesinden sonra İngilizce olmuştur. 
Örneğin geçtiğimiz günlerde Prof. Dr. Murat Günel ve Prof. Dr. Türker Kılıç'ın birlikte yayınladıkları "beyin tümörlerinin evrimi" araştırmasını Türkiye'de kaç beyin cerrahı o gün öğrenip kullanmaya başladı. Bu o kadar ilginç bir veri ki Türkiye'de halen 57 tıp fakültesi Türkçe eğitim yapıyor. Üçüncüsü, üniversitenin evrensel olması ve öğrencisine dünyanın kapılarını açması, kaç üniversitemiz erasmus dışında öğrencilerine yurtdışında eğitim sunuyor. Öğrenciler bu üç temel ayrımı üniversite seçerken göz önünde bulundurmalılar çünkü üniversite tanımı artık bu. 
Şimdi baştaki yazdıklarıma geri dönelim. Her ile bir üniversite iyi de bu açtıklarınız üniversite olabildi mi? Buralarda kurulan üniversiteler öğrenci okutmak dışında neler yapıyor. Kaç tanesi sabah 8'de açılıp akşam 5'te kapanıyor. Kaç tanesinin patent başvurusu var. Kaç tanesi bulunduğu bölgenin sosyoekonomik sorunlarına çözümler üretmek adına çalışma yapıyor. En önemli sorular bunlar. Yoksa ben kontenjan bildireyim, ÖSYM yerleştirsin, bütün giderlerini devlet hazineden karşılasın ben de üniversitecilik oynayayım. Bu olmaz böyle üniversite olmaz eğer böyle olacaksa zaten kurulmalarının da anlamı yok demektir.

<p class='MsoNormal'>Top ustası bu sevimli köpeği mutlaka 'GÖRMELİSİN'</p>

Top ustası sevimli köpeği GÖRMELİSİN

Piton ve timsahın ölümcül mücadelesi! Görenler dehşete kapıldı

Vücudu koruyup virüsleri öldürüyor! İşte o muhteşem besin ve faydaları

Karın ağrısı ile doktora gitti! Midesinden çıkanlar şoke etti