• $7,3634
  • €8,9029
  • 410.397
  • 1528.82
30 Aralık 2014 Salı

Üniversiteler ne öğretmeli?

Size bir soru; okullar ne öğretir? Ne öğretmeli? Klasik okul teorisine göre “okul bilginin aktarıldığı öğrencilerin de bu bilgileri yaşamsal anlamada almaları” sürecini kapsar. Ancak günümüz okul teorisi bunun tam tersini söylüyor “Okul, bilgi deposu, merkezi, kalesi değil” diyor. Çünkü “Aristo Okulu” bireyi özgürleştirmek için kurulmuşken günümüz okulu bireyi özgürleştirmek bir yana bireyi kalıplaştıran ve ülkelerin politikaları yönünde yetiştirmeye çalışan kurumlar haline gelmiştir. Ancak günümüzde okulların “milli”liği hızla kırılmakta okullar artık küresel yapılar haline gelmeye başlamıştır. İşte, okulların bu yeni tanımı ülkelerin eğitim sistemlerini çatırdatmaya başlamıştır. Çünkü yapılandırılmış formal eğitim bireyi hayata hazırlamak konusunda o kadar geride kalmıştır ki öğrenciler bilgileri okullardan önce sanal okullardan almaktalar. Bu durumda da okula gitmeyi sorgulamaya çoktan başlamış durumdalar.

Öğrenciler okullardan “yeni dünya” sürecine göre eğitim isteklerini sesli olarak dile getirmekteler. Örneğin üniversite öğrencileri mevcut üniversite eğitiminin kendilerine hitap etmediğini ve farklılaşması gerekliliğini dile getirmekteler ve bu süreç “milli üniversite” kavramını sorgulanmasına yol açmaktadır. Düşünün artık üniversitelerimizin Türkiye sınırları içinde ve sadece Türkçe eğitim yapması küresel şirketlerin beklentileri ile ne kadar örtüşüyor. Türk üniversiteleri yetiştirdikleri öğrencilerin nasıl bir dünyada çalışacaklarını bilerek mi program yapıyorlar. Eğer bu dünyayı tanımadan program yapıp öğrencilere kendi programlarını dayatmaya devam ederlerse maalesef yenilmeye mahkûm olacaklardır.
Çünkü günümüz üniversiteleri kentlerin dışında kurulmuş kale gibi yapılar değildir. Örneğin ülkemizin çok önemli bir üniversitesi İstanbul’a 45 km mesafede kurulu bir kampusta, en iyi öğretim üyelerini bünyesinde barındırsa dahi öğrencilerine ne verebiliyor? Bu üniversite aslında bir Yatılı Bölge Okulu değil midir? Yaşamın içine katılamayan ve sadece kendisine sunulan kadarını alan öğrenci ne öğrenebilir.
Size bu yeni üniversitelere bir örnek vermek istiyorum; üniversitenin adı Stanford üniversitesi ABD’de san Francisco da bulunan silikon vadisinde bulunuyor. Üniversitenin içinde bulunduğu ekosistemde 25 bin teknoloji ve girişimcilik firması bulunuyor. Stanford Üniversitesi öğrencileri bu şirketlerde dersler görüyor ve öğrenciliklerinin büyük kısmını bu şirketlerin içinde geçiriyor. Mezun olduklarında hatta mezun olmadan önce üretime ve çalışmaya başlıyorlar. Şimdi Stanford üniversitesi mi daha iyi mühendis yetiştirir yoksa ülkemizde kent dışında kurulmuş içeri girişlerin bile yasak olduğu anlı şanlı kampuslar da mı iyi mühendis yetişir?
Aslında söylemek istediği şeyin özeti şudur; çocuklarımızı çok büyük bir üniversite sınav yalanı ile oyalıyoruz. Milyonlarca çocuğu bu ülkenin aslında hiçbir şey üretmeyen bir sürü üniversitesine teslim ediyoruz. Sonuçta yabancı dil bilmeyen, hayatı tanımayan, dünyayı ve gelişmeleri bilmeyen mezunlarla baş başa kalıyoruz. Bu ülkenin gençlerini de bu ülkenin kaynaklarını da heba ediyoruz.
Sevgili gençler siz siz olun bırakın bu taban puanı, LYS’ de çok yüksek puan almayı. Geleceğinizi sadece bunlara bağlamayın. Üniversite seçerken üç kriteriniz olsun. Birincisi seçtiğiniz üniversite kent içinde olsun ki hayattan kopmayın. İkincisi seçtiğiniz üniversite size dünya imkânlarını sunsun bir dönem bir yarıyıl gibi sizi yurtdışına göndersin ama bunu söylerken erasmusu saymıyorum. Üçüncüsü eğitim dili İngilizce olsun çünkü bilim dili ve bilimin yayılma dili artık İngilizce. Unutmayın mezun olduğunuzda kazanmanız gereken beceriler içinde yüksek not almak ve falanca üniversitenin diplomasını almak yok. Sizde buna göre kendinizi geleceğe hazırlamak için doğru üniversite seçin. Benden söylemesi.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladı. İnsan Hakları Eylem Planı'nın

Başkan Erdoğan İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik