• $7,4208
  • €9,0172
  • 446.969
  • 1569.35
16 Temmuz 2009 Perşembe

Sonuç mu süreç mi?

Malum hikâyeyi hepiniz bilirsiniz, derler ki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konser için bir ilimize gitmiş.
Konsere bütün ilin ahalisi davetli, konser bitmiş, TRT muhabiri yaşlı bir amcayı yakalamış, "amca konseri nasıl buldun." Amca derin bir iç çekmiş "vallahi oğlum burası bura olalı böyle zulüm görmedi" demiş. Vallahi ÖSS, ÖSS olalı böyle zulüm görmedi. Kaç gündür, bileni bilmeyeni herkes ÖSS sonuçlannı konuşuyor.
ÖSS sen nelere kadirmişsin yahu, ya... Biz geçmişte senin değerini anlamamışız ya da sen bu yıl bize farklı sonuçlar verdin. Sonuçlara bakıyorum, eski yıllarda ortaya çıkan sonuçlarla hemen hemen aynı. Ben bir şey mi kaçırdım diye çevremdekilere soruyorum, onlarda geçen yılla aynı diyorlar. Sıfırcılar her yıl vardı, bu yıl da var. Fen bilimleri testi her yıl yapılamıyordu bu yıl da yapılamadı. Başansız iller yine aynı, başarılı iller yine aynı, barajı geçen aynı, geçemeyen aynı, peki ne değişti de bu ÖSS birden gündem oldu. Sonuçlar her yıl aynı olduğuna göre ÖSS yi gözümüze farklı gösteren nedir?
Ama olsun yeter ki biz eğitimi konuşalım, yeter ki bu ülkenin kalkınmasında olmazsa olmaz olan eğitimi tartışalım. Ne zaman veya nerede konuştuğumuzun önemi yok. Sanmm tüm eğitimciler benim gibi bu konudan oldukça memnundur. Ama sanki yıllardır bu sonuçlar yokmuş gibi, sanki eğitim sistemimiz çok iyi gidiyormuş da birden bozulmuş gibi yorumlar yapılıyor. Şunu da unutmayın ÖSS'ye giren öğrenciler on yedi on sekiz yaşında, yani eğitim anlık bir üretim değil. Bu sonuçlardan sadece bugünkü eğitimciler, aileler ve yöneticiler sorumlu değildir. Bu sonuçtan ülkemizin son elli yıllık tarihinde görev alan herkes sorumludur.
Peki, nasıl okumalıyız bu sonuçları, bu sonuçlar bize ne diyor? ÖSS sonuçlannı tek başına değil, birçok veriyle birlikte incelemeliyiz.
Birincisi ki çok önemli eğitim sürecini ölçemediğimiz için sonuç olan ÖSS hakkında konuşmak zorunda kalıyoruz. ÖSS bir sonuç sınavıdır. ÖSS'ye gelene kadar çocuklarımızın lise1.2.3 hatta 4. sınıfta konulan öğrenip öğrenemediğini hiç ölçüyor muyuz? İkincisi, hangi liseyi ne amaçla açtığımız belli değil, sürekli Anadolu lisesi ve Anadolu öğretmen lisesi açıyoruz. Bu liselerin kaliteleri arasında uçurumlar oluştu. Ama hala açıyoruz. İstanbul'daki Anadolu Lisesi 100 üzerinden 95 soru yapanı alırken, Hakkâri'deki Anadolu lisesi 20 soru yapanı alıyor. Fen liselerimiz amacının dışında faaliyet gösteriyor. SBS' de başanlı olan öğrencileri fen, Anadolu, öğretmen, özel okul vb. okullara gönderiyoruz, bunlar toplam öğrencinin altıda birini kapsıyor. Geriye kalan öğrencilerin bir kısmını meslek liselerine gönderiyoruz. Kalanlann ne olduğunu bilen yok.
Genel liseler yani mahallenizdeki liselerde ÖSS başansı sadece %6 peki geriye kalan %94 ne oluyor. Bu çocuklar ne yapıyor bileniniz var mı?
Ülkemizde en temel problem bölgeler ve okullar arası eşitsizliklerdir. Bu eşitsizlikleri gidermek adına çalışma yapmak yerine bu eşitsizliği daha de derinleştiriyoruz. Ülkemizde bu eşitsizlik ve zıtlıkları azaltmak için çalışan tek kurum, belki duymaktan hoşlanmayacaksınız ama dershanelerdir.
Ölçme değerlendirmeyi hakim kılmak zorundayız. Okullanmızı orada görev yapan öğretmenlerimizi her yılın sonunda ölçmek zorundayız. Her okulumuzu, her yılsonunda öğrenci başansını nereden nereye taşıdığını görmek adına ölçmeliyiz. Basandaki artışa göre önlemler almalı ve yol haritası çizmeliyiz. Ucuz edebiyatla bu işin çözümü olmaz. Eğitim sistemimizdeki sorunlann çözümü "milli" bakmak ve "milli" çözümler üretmekle mümkündür.
Çözüm tektir, okullanmızı bir fabrika gibi görüp, ürettiği malzemenin kalitesine göre değerlendirmek. Başka çözüm yolu yoktur, en azından şimdilik...

<p>ATV'nin reyting rekorları kıran başrolünde Burak Özçivit'in rol aldığı Kuruluş Osman dizisi Türk

Ahmet Yenilmez 'Kuruluş Osman'ı' anlattı: Demirci Davut'un sahnelerine dikkat edin!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar

2021'in en çok talep görecek meslekler açıklandı! İş arayanlar dikkat