• $9,5022
  • €11,0557
  • 548.351
  • 1519.25
12 Nisan 2015 Pazar

Kim öncü?

Yani dünya bizim bildiğimiz bütün doğruları hergün yeniden tanımlayarak bizim her gün yeniden şok yaşamamıza yol açıyor. Sanırım en büyük şoku bizim yaş grubumuz yani kırklı ellili yaşlar yaşıyor. Biz daha yavaş ve daha kurallı bir dünyaya doğduk ve bunlarla büyüdük oysa yeni dünyada hergün kurallar yeniden tanımlanıyor ve yeni nesil bunlara çok hızlı uyum sağlıyor. Bizler ise her seferinde ya korumacı davranıp kendi yokoluşumuzu izliyoruz ya da uyum sağlamaya çalışıyoruz ama nafile.

Tabi bu değişimler kavramlarla birlikte kurumlarıda sarsıyor. Örneğin benim çocukluğumda okul kavramı ve kurumu bilginin merkezi ve ışığı konumundayken bugün bilgi heryerde ve okul aynı bireyler gibi bu bilgiyi bulmaya ve bilginin hızına yetişmeye çalışıyor. Çocuklar eskiden öğrenme ve yenilik merkezi okulu görürken şimdi maalesef yeniliğin ve hızın önündeki en büyük engellerden birisi olarak okulu görmeye başladılar.
Özellikle liselerde başlayan bu çatırdama hızla üniversitelere yayılmaya başladı. Öğrenciler öğrenmek için başladıkları liselerde maalesef çağın çok uzağında kalmış yenilenemeyen kurumlarla karşılaşmakta ve hayattan kopuk kalmamak adına bu kurumlardan hızla soğumaktalar. Tabi değişimin en fazla liselerde yaşanması normal çünkü gençlikle yeni tanışan yeni dünyanın yeni çocukları kendi dünyalarıyla ilk kez lise çağında tanışmaktalar. Öğrenciler gerçek dünyanın hızı ile tanımlanmış ve hayatın oldukça gerisinden seyreden okulları gördükçe hayata hazırlık aşamalarını ve bilgileri başka kaynaklardan edinmekte bu durumda okula olan inancı azaltmaktadır.
Bu durum liseden sonra umudunu bağladığı üniversitelerde daha yoğun yaşanmakta. Çünkü üniversite kavramın yenilik ve hız olarak gören gençler maalesef o kurumların liselerin bir üst versiyonu olduğunu görünce daha büyük umutsuzluklara kapılmaktadırlar.
Bu durumu aslında hepimiz yaşıyoruz. Ama hepimiz sözleşmiş gibi bu büyük yıkıma gölermiz kapatıyoruz. Eğer bir çare üretmezsek okul denen kurumların yıkımı ve gerekliliği çok daha yüksek sesle tartışılacak ve biz o gün geldiğinde önlem almadığımız için bu büyük sorunu çözemeyeceğiz. Bu yüzden iki hafta önce yeni okulu yazmaya çalıştım ama bu ülkede bunu anlatmak sanırım çok zor.
O yüzden size sadece birkaç öneri sunmak istiyorum. Bunlardan ilki ve önemlisi çocukları dinleyin ve onların istediği müfredatı yapın. İkincisi okullarda çağın gereği olan yazılım, inovasyon, arge ve bilişimi aktifleştirin. Öğretmenlerden daha çok gerçek hayatı okula sokun. Mutlaka evrensel dil olan ingilizceyi öğretmenin çaresini bulun. Okulları dünyaya açın yerel eğitim olmayacağını artık öğrenin. Özellikle üniversitelerde öğrencilerin yurtdışı deneyimlerini zorunlu hale getirin. Liselerde öğrencilere bilim felsefesi, paradokslarla düşünme becerisi için 9.sınıfta felsefe ve türevlerini okutun. Kod yazma, inovasyon, proje yapma gibi konular lise müfredatında mutlaka olsun.
Diyeceksiniz ki hocam bunları milli eğitim bakanlığı yapmaz ki. Bende biliyorum o yüzden okul yukarıda söylediğim gibi bu değişimi reddeden kaybedecek. Ama sizler çocuklarınızı yeni dünyaya MEB olmadan da hazırlayabilirsiniz. Nasıl mı? Dil öğretin, ileitşim becerileri kazanmalarını sağlayın, yutrdışında çeşitli programlara gönderin, onları cesaretlendirin ve proje bazlı düşünmelerini sağlayın, felsefe okumaya ve yorumlamaya teşvik edin. Kısacası unutmayın bu dünyanın kazananları ve kaybedenleri hep olacaktır. Eğer önlem almazsak ilk kaybeden bizim okul yapımız olacak ama kaybeden asla bu gençlik olmayacak çünkü onlar biz olmadan daha hızlı yol alacaklardır.
Unutmayın gençler okullara ve eğitim sistemine artık “önümüzden çekilin” demeye başladı bile...

<p>Eğitimlerini aldılar, küreklerini hazırladılar. Bu kez doktorlarıyla beraber hastanede değil, kay

Kansere karşı kürek çektiler

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu