• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
23 Eylül 2010 Perşembe

'Kellesini isterük'


Osmanlı'dan kalma bir âdetimiz vardır ama bakmayın sadece gücümüz yetene uygularız. O âdeti hepimiz bilerek ya da bilmeyerek genetik olarak uygularız. O âdet o kadar hoşumuza gider ki yerine getirildiği zaman tüm problemi bitmiş sayanz. O âdetin adı kısaca "kellesini isterük" âdetidir. Normal şartlarda tüm demokratik ülkelerde başta siyasetçiler olmak üzere işlerini yapamadıklarında veya işler ters gittiğinde kendileri çekip giderler.
Ama bizde kimsenin koltuk bırakmak gibi bir huyu olmadığı için toplum kendiliğinde "kellesini isterük" hareketini uygular. Bu geçmişte isyanlar yoluyla yapılırken günümüzde basın aracılığıyla yapılıyor.
Bu kötü bir şey mi? Elbette hayır, ama sorunların muhatabı olanlar işin kolayını bulmuşlar nasıl olsa kelle verilince toplum susuyor ve olay gündemden düşüyor onlarda baştan kelleyi verip kurtuluyorlar. Şimdi soracaksınız nereye bağlayacaksın bu konuyu diye. Tabii ki ÖSYM Başkanının istifasına bağlayacağım. Tabii ki ÖSYM Başkanı istifa etmeliydi. Geç bile kaldı.
Ama o istifa ettiği zaman sorun çözülmüyor ki.
1974 yılında kurduğumuz ve geliştirdiğimiz toplumun en güvenilir kurumu haline getirdiğimiz ÖSYM son iki yılda ne oldu da elimizden kayıp gitti. Bir kurumu büyütmek işler hale getirmek bir çocuğu büyütmek kadar zordur.
Peki, ne oldu da bugün bu hale geldi ÖSYM.
Bunun etraflıca tartışılması lazım. Acaba bu durumdan dolayı sadece ÖSYM ve onun çalışanlan mı suçlu? Yoksa ÖSYM'ye personel alma izni vermeyenler mi? ÖSYM'ye teknolojik altyapı kurması için yatırım yapmayanlar mı? En önemli iş olan soru yazımı ve ölçme değerlendirme elemanı alamaması için elini kolunu bağlayanlar mı? Yenilenme ve büyüme imkânı vermeyenler mi suçlu.
Yoksa ÖSYM'nin geliştirdiği sınavlan uygulamakla yükümlü, okullar, öğretmenler, güvenlik güçleri, tüm kamu yöneticileri mi suçlu. Aslında dilim varmıyor ama her konuda olduğu gibi bu konuda da çürüyen ahlakın eseri olan rüşvet ve yolsuzluk baş aktör mü oldu.
Bir düşünün acaba ÖSYM bu kadar yolsuzluğa ve rüşvete alışmış bir toplumda kendini 35 yıl nasıl korudu ve ne oldu da son iki yılda teslim oldu. Tek suçlu ÖSYM mi? Yoksa suçlu hepimiz miyiz?
Gözümüz aydın ÖSYM başkanı istifa etti.
KPSS'de iptal edildi. Şimdi kelleler alındı. Eminim yarından sonra bütün sorun çözülmüş gibi rahatlayacağız. Bir de yerine birisi atandı değmeyin keyfimize artık sorun bitti. Ünal hoca ÖSYM'nin geçmişinden kalan tek mirastı.
ÖSYM yi kuran ve bugüne taşıyan ekibin son temsilcisiydi. O da gittiğine göre artık ÖSYM'nin 74 ruhu yok oldu diyebiliriz. Sevenlerinin başı sağ olsun diyelim. Yeni başkan atandı Porf. Dr. Ali Demir hocamı tanımıyorum ama hocam bir mühendis acaba bu atamayı yapanlar Prof. Dr. Giray Berberoğlu'nu, Prof. Dr Ali Baykalı, Prof Dr Yıldırım Üçtuğ'u, Prof.Dr. Ata Tezbaşaran'ı ve en önemlisi dünyanın en büyük ölçme değerlendirme merkezi olan AİR'da (American Instutute of Resort) çalışan Dr. Enis Doğan'ı hiç görmediniz mi? Yoksa görmek mi istemediniz? Eğer amacınız ÖSYM yi yeniden yapılandırmak ve sorunlan çözmekse bu konunun uzmanlarına görev vermek zorundasınız. Bu isimler karşınızda duruyor. Şimdi samimiyet sınavındasınız bakalım amacınız bu sistemi düzeltmek mi yoksa başka bir şey mi hep beraber göreceğiz.
Sorun çözülmedi sadece susturulduk. Geçen yıl polis okulu sınav sorulan çalındığında nasıl susturulduysak. Sadece sınavın iptali bize nasıl emzik gibi verilip susmamız sağlandıysa bugünde aynısı yapılıyor. Sırf olayları daha fazla deşmeyelim diye susturuluyoruz.
Şimdi sormak lazım, acaba sorun çözüldü mü? Yoksa asıl sorun şimdi mi başlıyor?

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu

Hastane kapısında 5 gün sahibini bekleyen vefalı köpek Boncuk, dünya basınında