• $7,3564
  • €8,8936
  • 409.965
  • 1528.82
22 Nisan 2010 Perşembe

Kafam karışıyor

 Ben kendimi bildim bileli ülkemizde üniversiteye geçiş tartışılmaktadır. Ama nedense tartışmalar hep üniversite sınavı üzerinden yapılır. Üniversite giriş sınavları hep sorun olarak görülmüş her iktidar göreve geldiğinde veya seçimde vaat olarak üniversite sınavını kaldıracağını söyler. 1978 yılında da böyle idi, 1980 yılında da, 1990 yılında da, 2010 yılında da böyleydi. Hiçbir şey değişmiyor. Hiç kimse sorunun temelini tartışmıyor. Nedendir bilemiyorum ama bu tartışmalara aracılık edecek bilimsel veride yok denecek kadar az.
Önce şunu bir anlatalım. Dünyanın gelişmiş tüm ülkelerinde üniversite sınavı var.
ABD'de de Japonya'da da, Rusya'da da sınav var. Bu ülkelerde üniversite çok, kontenjan çok, üniversiteye girmek için yığılma yok ama sınav var. Çünkü genç nüfusu doğru yönlendirme ve üniversitelere doğru ve iyi seçmek için bu sınavlar yapılıyor, peki bizde durum nedir? Bundan on yıl önce sınava giren her öğrencinin bir tanesi üniversiteye yerleşebiliyordu. Şimdi sınava giren her iki öğrenciden birisi üniversiteye yerleşebiliyor. Hatta sayısal alanda neredeyse her öğrenciye bir kontenjan var. Önümüzdeki bir iki yıl içinde herhalde her öğrenciye kontenjan sağlayacak duruma gelmiş oluruz. Peki bu durumda üniversite sınavı kalkar mı? Tabii ki hayır çünkü Boğaziçi Üniversitesi'ne girmek ile başka bir üniversiteye girmek aynı anlama gelmeyeceği için öğrenciler bir seçme sistemine gireceklerdir. İşte siyasetçiler ne dersin desinler siz inanmayın üniversite sınavının kalkması yararlı değil zararlı bir uygulamadır. Ancak siyasetçiler şöyle bir yaklaşım geliştirirlerse daha sağlıklı olur ki o da üniversitelerin kalitesini artırmaktır. Dünyada sayılı ve kaliteli üniversitelerimiz olmalı siyasetçiler bunu yaratmak durumundadırlar.
İşte buradan üniversite sistemimizi ve eğitimi tartışabiliriz. Ülkemizde 144 aktif 8 adette onaylanmış ama önümüzdeki yıl öğrenci alabilecek olan üniversite var. Yani toplam 150 üniversitemiz var. Bu sayı önümüzdeki beş yıl içerisinde 200'e ulaşacaktır. Hiç kuşkusuz burada vakıf üniversitelerinin payı büyüktür. Vakıf üniversiteleri hem rekabeti hem de kaliteyi artırmıştır. Ancak vakıf üniversitelerinin çok büyük sorunlan da var. En büyük sorunlan halen kâr eden özel kurumlarmış gibi algılanmalan. Ülkemizde özel üniversite yoktur. Vakıf üniversiteleri ile devlet üniversiteleri arasındaki tek fark. Bizler devlet üniversitesine parayı dolaylı olarak ödüyoruz, vakıf üniversitelerine direkt ödüyoruz.
Devlet üniversitelerine vergilerimiz aktarılıyor.
Belki sizin üniversitede okuyan çocuğunuz yok ama sizin ödediğiniz parayla üniversitede öğrenciler okur. Ama eğer üniversite okuyan çocuğunuz yoksa vakıf üniversitelerine dolaylı veya direkt para ödemezsiniz.
Son yıüarda YÖK üniversitelere fakülte açtırıyor. Ama ben neye göre hangi kriterle üniversitelere fakülte verdiğini algılayamıyorum.
Bu kadar yıldır bu işle uğraşıyorum ben çözemedim. Örneğin eğitimle hiç ilgisi olmayan henüz kampusu bile olmayan bir üniversiteye eğitim fakültesi veriyor. Ama 40 yıldır eğitim işiyle uğraşan her yıl kendi kurumlarda binlerce öğretmen görevlendiren başka bir üniversiteye eğitim fakültesi vermiyor. Ben bunu anlayamıyorum. Başka bir vakıf üniversitesine psikolojik danışmanlık bölümü veriyor bir tane hoca, adı geçen üniversite bir tane etkinlik yapmıyor. Ama eğitim fakültesi olmayan, psikolojik danışmanlık bölümü olmayan başka bir vakıf üniversitesi okul rehberliğini geliştirmek için projeler yapıyor, sertifika programlan yapıyor. Dünyanın en büyük eğitimcilerini toplayıp dünya eğitim kongresi düzenliyor.
İlginç değil mi? Eğer anlattıklarımdan sonra YOK'ün kararlarından bir şey anladıysanız lütfen bana da yazın ben de anlamış olayım.
Ha ben yazıyı yazarken televizyonda altyazı geçti. Asrın en büyük eğitim sorunu olan katsayı danıştayca kabul edilmiş. Merak ettim, 0.13'ü kabul etmeyen 0.12'yi neden kabul ediyor. Bir ülkeyi bir yıl meşgul eden 0.01 rakamımıymış. Ee ne diyelim Allah bizi ıslah etsin...

<p>Türkiye'nin merakla beklediği kontrollü normalleşme süreci başladı. Başkan Erdoğan Kabine toplant

Bir hafta sonra risk haritasında nasıl renkler göreceğiz?

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik