• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
27 Temmuz 2014 Pazar

Herkese benden bir çuvaldız…

2014 ÖSYS yerleştirme sonuçları açıklandı. Birçok rakam birçok yüzde yayınlanıyor. Ama acaba tüm bu sayıları bu ülkenin geleceği açısından nasıl yorumlamalıyız? Eskisi gibi kendimiz çalıp kendimiz oynadığımız yorumlara devam mı yoksa şöyle ufacıkta olsa bir iğne çuvaldız meselesine girelim mi? Ben girelim derim çünkü kafamızı kuma gömmemiz 50 yıldır olduğu gibi bugün de kendimizi kandırmaktan öte bir anlam taşımayacaktır.

Gelin biraz rakamları okuyalım. Ben herhangi bir yerde yanlış yaparsam yarın mutlaka bana yazın. Üniversite okumak isteyen öğrenci sayısı her yıl artıyor bu yıl 2 milyonu aştı. Bu iki milyon öğrencinin sadece 850 bini lise son öğrencisi, geriye kalan öğrencilerin 600 bini üniversitede aktif okuyan öğrenciler yani bir önceki yıl kazanmış, sevinmiş, ailesini mutlu etmiş ama bakmış ki pek de bayramlık bir durum yok bir daha giriyor. Hepimiz biliyoruz ki bu 2 milyon öğrencinin bu sınavlara tekrar tekrar girmesinin amacı batıda olduğu gibi üniversite yaşantısını tatmak veya eğitim almak değil amaç iş bulmak hayatını kazanmak kısacası Türkiye’de üniversite eşittir meslek edinme kurumudur. Peki, bu doğru bir yaklaşım mı? İstihdamın, iş bulmanın milli gelirin bu kadar düşük olduğu ülkede bu doğaldır.
Ama işte bütün hatalar zinciri de burada başlıyor. Öğrenciler üniversiteleri tanımıyor, bölümleri tanımıyor, geleceği okuyamıyor ama 15 günde tercih yapıyor. Üstelik kimse kusura bakmasın onlara tercihte yardımcı olanlarda bunları bilmiyor. Düşünün her yıl bir milyona yakın öğrenci tercih listesi dolduruyor. Bunlardan bazıları da güya (bana göre pek bir anlam ifade etmiyor) dereceli öğrenciler yani diğerlerine göre daha fazla soru yapanlar (kaldı ki LYS de birinci ile 3000 inci arasında 2 soru vardır). Bunlar da tercih yapıyor. Ben bu tür öğrencilere soruyorum, MIT’ye veya Harvard’a başvurdun mu? Tabii ki cevap şaşkın şaşkın bakmaları oluyor. Soruyorum okuyacağın bölümün en iyisi dünyanın neresinde? Yine şaşkın şaşkın bakışlar. Soruyorum, peki bu bölümü okuyunca ne yapmayı planlıyorsun? Yine cevap yok.
Allah aşkına biz ne yapıyoruz. Her yıl milyonlarca genci 160 YGS, 170 LYS sorusuyla sınava alıp, sonra bunları sıralayıp sanki dünyada eşi benzeri yokmuş gibi havalara sokup, dünyada esamesi okunmayan üniversitelerimize gönderip bu ülkeyi dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına mı sokacağımızı sanıyoruz? Yanılıyoruz efendiler. Bu yöntemin doğru olmadığını her yıl deneyerek görüyoruz.
Örneğin size bir soru; Harvard’a kabul edilen bir öğrenci bizim LYS’ye girse kaçıncı olur ya da Harvard’a kabul edilmiş öğrencilerin bazıları bizim LYS’de baraj altında kalabilir mi? Evet kalırlar. Çünkü Harvard öğrenci kabul ederken öğrencinin akademik başarısından daha fazla, yetenek, yetkinlik, kendini ifade etme, proje ve fikir kapasitelerine bakıyor. Biz de bu tür öğrencileri sevmiyoruz çünkü bunlar bizim formal sınıf temelli eğitim sistemimize uymuyor. Bunlar icat çıkarıyor neme lazım canım.
İşte sonuç şudur? Üniversiteler değişmedikçe, öğrenciler ve okullar değişmedikçe bu iş değişmeyecek. Birileri gelin %75 burs diyecek, birileri “devlet garantisi arayacak” birileri “ iş bulabilir miyim? Geleceği var mı? Diye soracak. Aynı kör dövüşüne daha 100 yıl devam edeceğiz. Unutmayın bu çocuklar kimsenin tapulu malı değil. Bunlar öncelikle bu ülkenin sonra da dünyanın geleceği. Çocuklardan dünyayı saklamak, gerçekleri gizlemek artık mümkün değil.
Peki, çözüm mü? Harvard’ı, MIT’yi, Yale’i, Stanford’u Türkiye’ye davet edin kampus açsınlar. Merkezi yerleştirmeyi kaldırın, her üniversite öğrencisini kendi seçsin. Bütün liseleri bakalorya getirin çocuklarımız Harvard okuyabileceğini öğrensin. En önemlisi bu ülkede üniversiteye girişte değil çıkışta mezunları bir ölçün bakalım o dereceli çocukları o büyük! üniversiteler ne hale getirmiş. Korkmayın yapın bunları, bakın o zaman her şey nasıl değişecek.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor