• $7,3975
  • €8,9853
  • 445.521
  • 1569.35
17 Temmuz 2009 Cuma

Günaydın baylar bayanlar

Yazmamaya söz vermiştim. Yeni sınav sistemini tercih döneminin sonunda yazacaktım. Ama YÖK Başkanı dün açıklama yapınca televizyonlar ve bazı gazeteci arkadaşlar arayıp neler oluyor diye sorunca, düşündüm yazmalı mıyım? Bugün sabah gazeteleri okuyunca yazmam gerektiğini düşündüm.
Evet, yazmalıyım dedim.
Hatırlayın, tarih 29 Ocak 2009 YÖK toplantısı sonrası açıklama yaptı. YÖK Genel Kurulu 2010 yılından itibaren üniversite giriş sisteminin değiştirileceğini yerine iki basamaklı ve altı oturumlu bir sistem getirileceğini duyurdu.
O günden sonra YÖK Başkanı ve ÖSYM Başkanı konu hakkında defalarca konferanslar ve demeçler verdiler. Ocak ayından bugüne tam altı ay geçti. Eğer amacımız üzüm yemek olsaydı. Bu konuyu masaya yatınr olması gerekeni YÖK'e önerirdik. Bu dönemde YÖK'e üç kez gittim. İkisinde YÖK Başkanı Sayın Prof.
Dr. Yusuf Ziya Özcan'ı gördüm. Kendisi her defasında üniversitelerden, liselerden, MEB'den, sivil toplum kuruluşlarından yeni sınav sistemi hakkında görüş istediklerini ama maalesef yok denecek kadar az görüş geldiğini söyledi. Hatta bir seferinde TÖDER'in yeni sınav sistemi konusunda yaptığı çalıştay raporunu TÖDER Başkanı Sayın Enver Yücel ve TÖDER yönetim kurulu ile birlikte sunduğumuzda, defalarca teşekkür etti.
Daha sonra kendisine daha kapsamlı bir çalışma raporu daha sunduk. Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumlan olarak 40 ilin il mili eğitim müdürlükleri ile birlikte yeni sınav sistemi konusunda düzenlediğimiz çalıştayın raporunu sunduk. Bu çalıştay dile kolay, tam 40 ilde 22 bin eğitimcinin katılımı ile yapıldı. YÖK Başkanı'na her iki çalışmada da yeni üniversite giriş sisteminin nasıl olması gerektiği konusunda öneriler sunduk.
Peki, bugün yeni sınav sistemini ilk kez duymuş gibi ortaya çıkanlar, siz neredeydiniz? Neden altı ay boyunca katkı sağlamadınız? Neden yeni sistemin nasıl olması gerektiği konusunda öneriler geliştirmediniz. Sizce üstümüze düşen görev sürece katılmak değil mi? Bize düşen görev bu altı aylık dönemde yeni sınav sistemi konusunda öneriler geliştirmek değil miydi?
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yeni sınav sistemi kesinlikle ölçme değerlendirme ve yönlendirme konulannda çok başarılı sonuçlar verecek. Yeni sınav sisteminin ana hatlannın hepsini yazmayacağım, aynntılan tercih dönemi ya da YÖK açıklama yapınca sizinle paylaşacağım.
Ama herkesin tartıştığı katsayıya değinmek istiyorum. Çünkü kamuyoyu katsayıyı sadece meslek liselerinin sorumuymuş gibi tanıdı, oysa böyle değil. Bakın ben size anlatayım meselenin nereden başladığını ve nereye uzadığını...
Ülkemizde ilköğretimden her yıl 1,3 milyon öğrenci mezun oluyor. îşte en önemli yer burası bu öğrencilerin hangi liseye hangi kriterlere göre yönlendirdiğimizi bilen bir Allah'ın kulu yok.
Bu öğrencilerin 150 bini Anadolu ve fen liselerine gidiyor. Geriye kalanların hangi liselere gitmesi gerektiği ile ilgilenen yok. Kim nereyi bulursa kayıt oluyor. Daha sonrası daha vahim, lise birinci sınıfın sonunda alan seçimi yapılıyor.
Alan seçimi o kadar önemli ki seçtiğiniz alan sizin ÖSS'de okuyacağınız bölümü belirliyor.
Çünkü katsayı var. O zaman aklınıza normal şartlarda şu gelir, "öğrenciler alanlarını yetenek ve ilgilerine göre seçiyorlardır". Hayır, hiç öyle değil, bu alan seçimi de ilgi yetenek gibi kriterlerle değil fen derslerindeki veya matematik deki başarıya göre belirleniyor. Eğer matematik dersinin notu iyiyse veya öğretmenle iyi geçinmişseniz sayısalcı olabilirsiniz. Aksi halde olamazsınız. Bir düşünün bir çocuğu 14 yaşında fen lisesine gönderiyorsunuz, çocuk sayısalcı oluyor mecburen. Çünkü fen liselerinde tek alan fen bilimleri alanı, sonra çocuk avukat olmak istediğinde olmaz diyorsunuz. Neden, nedeni basit, sen fen lisesine geldin ve sayısalcı oldun değiştiremezsin. Çocuk bu seçimi yaptığında 14 yaşındaydı. Siz 14 yaşında iken hangi karan aldığınızı bir düşünün. Sonra da bu durumun ne kadar normal olduğuna karar verin. İşte katsayı bu, sizce mantıklı mı? Yeni sistem diyor ki, hangi lisede veya hangi alanda olursan ol sınavda yapabildiğin ve ilgilendiğin dersin sorulannı yap ve tercihini buna göre yap. Bu mantığın yanlış olduğunu kim söyleyebilir ki.
Dünkü yazımda eğitimin "milli" bir sorun olduğunu söylemiştim, "mili" sorunlar katılımcı çözümler bekler. Katılım için yeterli süremiz vardı, halen de var. Buyurun beyler meydan ortada katkılarınızı bekliyoruz...

<p>ABD'nin seçilmiş Başkanı Joe Biden, ABD'de geçtiğimiz yıl 3  Kasım'da gerçekleştirilen Başkanlık

'Trump, 6 Ocak olaylarında tuzağa düştü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı