• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
9 Mayıs 2013 Perşembe

'Geleceğin insanı' ve üniversite

Türkiye'de üniversiteli olmak için ikinci ve önemli aşama LYS'dir. LYS başvuruları geçen hafta sona erdi ve rakamlara göre 1.805 bin YGS'ye giren adaydan 1.150 bin civarında aday LYS'ye girme hakkı kazanmasına rağmen sadece 860 bin aday LYS'ye başvurdu. Diğer öğrenciler neden başvurmadı bilemiyorum ama sonuçta YGS ve LYS sonuçlarına göre tercih yapma hakkı sanırım 1 milyon 100 bin öğrenci kazanır. Toplam kontenjanın 900 bin olduğunu düşünürsek neredeyse her öğrenci üniversiteli olabilecek. İstatistiklerin ve rakamların bu kadar olumlu olduğu ortamda artık bence nicelik konuşmanın anlamı kalmıyor. Öyle ya her öğrenci üniversiteli olabiliyor ama iş niteliğe gelince biraz konuşmak gerekiyor. 
 YÖK başkanının geçtiğimiz günlerde bir televizyon programındaki konuşmasını dinledim. Harika şeyler söyledi. Yurtdışında kampus açan üniversitelere destek verdi. Dünya ile entegre üniversiteleri istediklerini belirtti. Sanayi ile iç içe, hayatla iç içe üniversiteleri anlattı. Benim bu konuşmadan anladığım YÖK başkanı yeni nesil üniversite kavramını tanımlıyor ve istiyor. O halde bunu yapan üniversiteleri desteklemeleri gerekiyor.
 Bu öğrenciler nasıl üniversitelere hazırlanıyorlar bunu sorgulamak gerekiyor. Şunu hepimiz bilelim üniversite kavramı artık bizim bildiğimiz kavram değil, üniversiteler yeniden tanımlanıyor. Kampuslar halinde kurulmuş, dışarıya kapalı, öğrencinin tek bir bölümü kazanıp oradan diploma aldığı, disiplinler arası geçişin kapalı olduğu, tek yönlü uzmanlaşma anlayışı ile kurulmuş üniversiteler yerine yeni üniversiteler tanımlanıyor. Üçüncü nesil üniversite dediğimiz bu yeni nesil üniversiteler, kent içinde yaşamın içinde kuruluyor, hayatın içine kapılarını açıyor 7/24 yaşıyor, bulunduğu kentteki herkese kapılarını açıyor, öğrencilerine köşelenmiş müfredatlar yerine farklı disiplinlerden dersler ve eğitimler alan müfredat sunuyor, farklı farklı alanlarda uzmanlaşmasını eğitim almasını istiyor, tek yönlü uzmanlaşma yerine çok yönlü bireyler yetiştirmeye yöneliyor. En önemlisi de akademisyenleri bilgi kaynağı olarak görmek yerine öğrencileriyle bilgi üreten ürettiği bilgiyi pazarlamayı bilen akademisyenleri tercih ediyor.
***
Yeni nesil üniversiteler artık bir ülkeye ait olmak yerine dünya üniversitesi oluyor. Dünya üniversitesi derken bazıları gibi bunu slogan olarak söyleyen değil. Müfredatını, sistemini dünyaya uyumlu hale getiren, öğrencilerine dünyayı açan hatta dünyanın birçok yerinde var olan üniversitelerden bahsediyorum. Çünkü bakın Stanford'a, bakın NYU'ya, bakın Syracuse'e hepsi sınırları olmayan kampusları ve üniversiteyi tanımlıyor. NYU'nun Berlin, Floransa, Abu Dabi, Syracuse aynı şekilde, Stanford bunu 1970'li yıllarda başlatmış. 
 Kısacası üniversite olmak istiyorsanız dünyanın hızına ayak uydurmanız gerekiyor. Eğer dünyanın değişimine ve hızına uyamazsanız kendi ülkenizde yasaların gücüyle sırtınızı diplomaya yaslayarak yaşamaktan başka çareniz kalmaz. İnanın bunun ömrü de çok kısa olur çünkü artık büyük balık küçük balığı değil hızlı balık yavaş balığı yiyor. 
 Sonuç olarak öğrencilere tavsiyem; çok puan almak, yüksek puanlı yerleri tercih etmek size bir şey kazandırmaz. Bu yeni dünyada yerini almak için sakın unutmayın yeni dünyada geleceğin mesleği diye bir kavram yok "geleceğin insanı" var. Bu yüzden iletişimi güçlü, yaratıcı, girişimci, dil bilen bireyler olun. Bunun için size bu nitelikleri kazandıracak üniversiteleri bulun. Aksi halde yeni dünyada yeriniz olmaz.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi