• $9,5985
  • €11,1742
  • 556.657
  • 1472.49
21 Şubat 2016 Pazar

Geleceğin eğitimi?

Size bir soru; Okullar ne öğretir? Ne öğretmeli? Bu sorulara cevap verirken eğitim bilimcilerin tanımlarına bakmak gerekiyor. Klasik okul tanımına göre “okul bilginin aktarıldığı, öğretmenin aktarıcı öğrencinin alıcı olduğu, öğrencilerin de bu bilgileri yaşam becerisi olarak almaları” sürecini kapsar. Ancak günümüz okul teorisi bunun tam tersini söylüyor “Okul, bilgi deposu, bilgi merkezi, kalesi değil okul birlikte yaşam, üretim ve keşif alanıdır“ diyor. Tabi bu tanım size çok eski bir kavramı Aristo Okulunun tanımladığı “okul bireyi özgürleştirmek için vardır” tanımından günümüz okulunun bireyi özgürleştirmek bir yana bireyi kalıplaştıran ve ülkelerin politikaları yönünde yetiştirmeye çalışan kurumlar haline gelmesine uzanan garip bir dönüşümü anlatır. Çok garip değil mi? ileri gitmesi gerekirken geriye giden bir kavram eğitim ve okul.

Ancak günümüzde okulların “milli”liği hızla kırılmakta, eğitim ve okul küresel yapılar haline gelmeye başladı. İşte, okulların bu yeni tanımı ülkelerin eğitim sistemlerini çatırdatmaya başladı. Çünkü günümüz okulların uyguladığı yapılandırılmış formal eğitim bireyi hayata hazırlamak konusunda o kadar geride kalmıştır ki öğrenciler bilgileri okullardan önce nonformal veya informal ortamlarda almakta. Bu durumda da okul kavramı ve onun süreci sorgulanmaya çoktan başlanmış durumda. Geçtiğimiz hafta size nonformal eğitimin Fransa’da kabul sürecini yazmıştım. Bu bile tek başına eğitimin yeni bir sürece girdiğinin göstergesidir.
Öğrenciler “yeni dünya “ sürecine göre eğitim isteklerini sesli olarak dile getirmeye çoktan başladılar. Örneğin üniversite öğrencileri mevcut üniversite eğitiminin kendilerine hitap etmediğini ve farklılaşması gerekliliğini ifade ediyorlar. Özellikle son dönemlerde sabit, bir binada 5 yıl alınan üniversite eğitiminin yerine tüm dünyayı eğitim alanı haline getirme süreci kabul görmekte. Bu da üniversitelerin milli ve yerelliğinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Düşünün artık üniversitelerimizin Türkiye sınırları içinde ve sadece Türkçe eğitim yapması küresel şirketlerin beklentileri ile ne kadar örtüşüyor. Türk üniversiteleri yetiştirdikleri öğrencilerin nasıl bir dünyada çalışacaklarını bilerek mi program yapıyorlar. Eğer bu dünyayı tanımadan program yapıp öğrencilere kendi programlarını dayatmaya devam ederlerse maalesef yenilmeye mahkûm olacaklardır.
Bir düşünün lisede eğitim alan bir çocuğun lise bitince okulundan üniversiteye geçişinde değişen nedir? Lisede nasıl ders dinliyorsa üniversitede de aynen ders dinlemeye devam ediyorsa değişen nedir? Bu yüzden ben konferanslarımda öğrencilere sürekli geleceği tanımlıyorum. Dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. En başta da gençlere geleceğin insan tercihini anlatıyorum. Şunu söylüyorum; “bugün eve gidin ve bir insan kaynakları sitesinden şirketlerin nasıl eleman aradığına bakın, eğer ilanlarda üniversite ismi, bölüm ismi akademik başarı soruyorlarsa böyle devam edin. Ama bakınca göreceksiniz ki ilanlar bundan çok farklı, ilanlarda iletişim becerisi yüksek, inovasyona açık, dünyayı tanıyan yurtdışına çıkmış, dil yada diller bilen, referansları güçlü insanlar aranıyor.” İşte bu yeni insana “geleceğin insanı” deniyor. Siz eğitimde bu becerileri size kazandıracak eğitim arayın” diyorum.
Aslında söylemek istediği şeyin özeti şudur; çocuklarımızı çok büyük bir üniversite sınav yalanı ile oyalıyoruz. Milyonlarca çocuğu bu ülkenin aslında hiçbir şey üretmeyen bir sürü üniversitesine teslim ediyoruz. Sonuçta yabancı dil bilmeyen, hayatı tanımayan, dünyayı ve gelişmeleri bilmeyen mezunlarla baş başa kalıyoruz. Bu ülkenin gençlerini de bu ülkenin kaynaklarını da heba ediyoruz.
İşte Türkiye olarak eğitimin toplumsal dönüşüm, zenginleşme , gelişim gibi konularda tek çaremizin eğitim olduğunu bilmek zorundayız. En önemlisi de eğitim rekabetinde birçok ülkenin çok gerisinde kaldığımızda bir gerçek, bu yüzden hem eğitim yöneticileri, hem veliler hem de öğrenciler olarak gelecek için eğitimde cesur adımlar atmamız gerekiyor. Niceliksel büyüme yerine nitelik aramak durumundayız.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi

Kuraklık nedeniyle Van Gölü'nde yeni adacıklar ortaya çıktı

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler