• $7,4109
  • €9,0261
  • 440.678
  • 1531.43
15 Temmuz 2009 Çarşamba

Çocukların önünü açın


Sabah işyerime geldiğimde masamda en az 50 faks, bilgisayanmı açtım, 273 mail, yazılar aynı cümle ile başlıyor, "hocam ne olur yardım edin." Öğrencilik dönemim aklıma geldi. Tercih yaparken yanımda kimse yoktu, üstelik ne üniversiteleri tanıyordum ne de bölümleri, o zamanlar internet de yoktu. Tercih listemi hatırladım. Birinci tercih diş hekimliği, ikincisi uluslararası ilişkiler, üçüncü ise psikolojik danışmanlık, ne ilginç değil mi?
Bugün sizlerle bir velinin mektubunu paylaşmak istiyorum. Velimiz, "Hocam, benim oğlum ÖSS'ye girdi. Sayısala, puanı 372, sınava girmeden önce tek amacı eczacılık okumaktı. Puanlar açıklanınca biz aile olarak tıp yazmasını istedik. Çünkü eczacılık yazarsa 20 puanı heba olacak." Bir de dün bir üniversitenin hocası aramış, üniversitelerine gelirse, onu hazırlık sınıfında ABD de okutacaklannı, üniversite okurken istediği bir yılı anlaşmalı olduklan başka bir ülkede okuyup derslerini burada saydırabileceklerini, kendisini üniversite bitiminde yüksek lisans için yurtdışına göndereceklerini söylemiş. "Bizim oğlanın kafası iyice karıştı. Bize sordu. 'Oğlum ne işin var başka ülkelerde paşa paşa oku işe başla' dedim. Hocam ben ne yapayım. Bizim zamanımızda okuyup iş bulurduk. Şimdi yurtdışı, yüksek lisans, hazırlık, kafamız karıştı. Ne olur bir akıl." Mektubu dikkatle okudum. İzinlerini de alarak yazıyorum. Düşünün, ülkemizde yükseköğretim nerelere geldi. Üniversitelerimiz dünyaya açılıyor.
Öğrencilerini dünya vatandaşı yapıyor. Artık üniversite de programlar dünyanın en büyük üniversitelerine göre yapılıyor. Öğrenciler de bir üniversiteye girmek değil, dünyaya açılmak, dünya vatandaşı olmak istiyorlar.
Mektuba dikkat edin, velimiz "puanı heba olmasın" diyor. Bu o kadar tehlikeli bir cümle ki, geçmişte bu cümleyi söyleyenlerin fırsatı olsa bugün başka davranırlardı. Önemli olan mutlu olmak, ilginize, yeteneğinize uygun bir bölümde okumak değil mi? Peki puan dediğiniz heba olan nedir? Puan sizin için sadece bir araç değil mi?
Aracı bir kenara bırakıp asıl yapmak istediklerinize odaklanmaksınız. Ülkemizin en güzide üniversitelerinden birinin işletme bölümünün taban puanı o bölümler arasında en yüksek durumda, peki nasıl yükselmiş? Zamanında öğrenciler orayı çok tercih etmişler yükselmiş. Sonra, ülkemizde üniversite sayısı artmış, vakıf üniversiteleri açılmış, tersine beyin göçü başlamış, o bölümün hocalan başka üniversitelere geçmiş, dersler değişmiş, dünyanın gelişmiş ülkeleri ile öğrenci değişimi başlamış, ama nafile bizim bölüm halen en yüksek taban puanla alıyor. Neden? Nedeni basit, tercih yaparken tek kritere bakıyoruz. O da "geçen yılın taban puanı", ee... Bu taban puanda babadan oğula geçer gibi devam ediyor. Böyle olunca puan hiç düşmüyor. Herhalde bu bölümü kapatsak, ama denemek için de olsa kılavuza yazsak, öğrenciler tercih eder ve taban puanı da düşmez. Böyle komik bir şey olur mu? Bu yanlışa bir dur diyelim. Tercihlerde birden fazla kriteri dikkate alalım.
Bırakın çocuğunuz önüne çıkan tarihi fırsatları değerlendirsin. Dünyayı görsün, dünya vatandaşı olsun. Bırakın o üniversiteler çocuklarınızın elinden tutsun, bu çocuklar bu ülkenin her şeyi yeter ki doğru eğitelim. Siz çocuğunuzu bu yaşa kadar geliştirdiniz, şimdi boynuz kulağı geçecek, bırakın geçsin. Arkasından sadece şu cümleyi söyleyin, Seninle gurur duyuyorum."

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Malatya'da depremin izleri devletin yardım eliyle siliniyor