• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
10 Mart 2020 Salı

Soner'i aradım Barış'la görüştüm

Barış gözaltına alındığında çocuğu uyanık mıydı, uyuyor muydu bilmiyorum?

Uyuyor bile olsaydı, uyandığında babası evde yoktu!

Polisler alıp götürmüştü.

Çocuğu kaç yaşında bilmiyorum?

Ne önemi var ki?

Küçücük bir çocuk!

Babası vatan hainliğiyle suçlanıyor!

Eşi uyanıktı.

Polis eve gelmiş, ‘vatan hainliği’ suçlamasıyla gözaltı yapıyordu.

Barış’ın annesi, babası, kardeşleri de var.

Hepsi ve daha fazlası için durum aynı.

Barış vatan hainliği suçlamasıyla tutuklu!

Sanık!

Öyle midir, değil midir mahkeme karar verecek!

Zahire bakıp söyleyecek olursak, ortada izahı zor bir durum var.

Gazetecilik faaliyeti olmadığı kesin.

Peki, ben bu bahsi niçin açtım?

İzah edeyim.

Benim de annem, babam, kardeşlerim var.

Üç de çocuğum ve eşim.

33 askerin şehit olduğu o gece Ülke TV’de En Sıradışı’daydık.

İdlib’de bir şeyler olmuş, ama henüz resmi bir açıklama yapılmamıştı.

Üzüntülüydük.

Uzatmayayım, program bitti, kapattık.

Ben yola çıktım evime dönerken, programın tekrarı yayına girdi.

Bir süre sonra acı haber resmi ağızdan duyuldu.

Tam o an, banttan tekrarı yayınlanan programın üzerine 22 şehit KJ’si düştü son dakika gelişmesi olarak. O esnada ben ekrandayım ve gülüyorum! Ama yayın canlı değil, banttan! Emin Pazarcı, İtalya’dan Korona virüs nedeniyle kaçıp gelen Şirin Payzın için ’14 gün karantina altında tutulmalı’ diyor.

Bu!

Barış’ın haber müdürlüğünü yaptığı Oda TV ertesi gün sessiz sedasız bir haber servis ediyor alçakça!

Turgay Güler şehit haberini gülerek verdi’ diye.

Eşzamanlı olarak sosyal medyada linç yiyorum.

Küfürler, hakaretler, tehditler!

Annem, babam, eşim, çocuklarım şokta!

Nasıl olmasın ki?

Oda TV’nin, alçakça hazırlanmış bir yalan haberi üzerinden ‘vatan haini’ ilan ediliyorum.

Bense hemen bir tweet atıp ‘Böylesi alçakça bir yalanın, iftiranın hesabını mahkemede soracağımı’ duyurdum.

Ardından Soner Yalçın’ı aradım. Açmadı! Mesaj attı, müsait olmadığını, beni Barış Terkoğlu’nun arayacağını söyledi.

Belli ki haberi olmuştu, yoksa niçin Barış’a aratsın.

Neyse!

Bir süre sonra Barış aradı, konuyu biliyordu. Hemen söze başlayıp editör hatası olduğunu söyledi, özür diledi, haberi geri çekti. Lakin silmedi, eski hali hâlâ duruyordu.

Ne bir özür yazısı, ne yaptığım açıklama, ne de bir düzeltme.

Bu yüzden sosyal medyada bu yalan üzerinden hâlâ saldırılar devam ediyor.

Dahası var!

Oda TV bugüne kadar hakkımda sayısız operasyon habere imza attı.

Hele ki 15 Temmuz sonrasında.

Hiçbiri de gazetecilik faaliyeti değildi.

Alçakça tertiplenmiş itibar suikastlarıydı.

Algı operasyonlarıydı.

Tüm bunları üç çocuğumun gözü önünde yaptılar yıllarca.

Sadece bana da değil.

Kimlere kimlere!

Ve son bir not.

Birilerinin tutuklanmasına, çocuklarının, ailelerinin üzülmesine sevinmem, sevinemem.

Oh olsun’ demem, diyemem.

Suç işleyenin cezasız kalmasını da asla savunmam, savunamam.

Ama şunu bilir şunu söylerim; Oda TV gazetecilik faaliyeti yapan bir site değil, operasyon merkeziydi.

Karanlıktı!

Soner Yalçın arkadaşımıza açık çağrı, buyursun tartışalım. 

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar