• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
5 Kasım 2013 Salı

O dosyada ne var Kemal Bey?

O günlerde birileri ona övgüyle “Dosyacı Kemal” diyordu. 
Elinde onlarca “mavi” dosya vardı. 
Her birinin üzerinde bir isim, içerisinde de o isme ait yolsuzluk “belgeleri”. 
Sıraya koymuştu; her gün bir dosya alıp kameralar karşısına geçiyor, “söyle bakalım, çaldın mı çalmadın mı?” diye soruyordu. 
Bir oda sırf bu dosyalar için “dizayn” edilmişti. 
Kemal Bey bu odada dosyaları incelerken bir de fotoğraf çektirmişti. 
“Yolsuzlukların üzerine giden adam” pozu. 
Bu fotoğraftaki dosyaların hepsini açıp, kamuoyuyla paylaştı. 
Biri hariç. 
O dosya Mustafa Sarıgül dosyası. 
Yerinde duruyor mudur, imha edilmiş midir bilmiyorum? 
Ama merak ediyorum! 
O dosyada ne var Kemal Bey? 
Sahi ne var? 
Açıklayacak mısınız? 
“Senin ki de soru mu canım?” diyenlere. 
Ben de biliyorum. 
Açıklayamayacak.  
Ama her gittiği yerde birileri ona soracak; “O dosyada ne var Kemal Bey” diye. 
Sahi ne var?     

“HEDEFE GİDEN YOLDA HER ŞEY MUBAHTIR” 

Nasıl tuhaf geliyor insana değil mi? 
“Yok artık!” dedirtiyor. 
“Birileri sürekli imdat frenini çekip vatandaşı perişan ediyor!” 
İddia bu. 
“Hadi canım kim inanır buna?” diyenler var. Haklılar! 
İnsanın inanası gelmiyor çünkü. 
İnsan olan yapmaz çünkü. 
“İstanbul trafiğini geziciler kilitliyor!” iddiası da böyle. 
Komik geliyor. 
“O kadar da değildir canım!” dedirtiyor. 
Şaka gibi.  Ama değil! 
Maalesef değil. 
Hatırlayın, Gezi olayları sırasında yayınlanan sahte fotoğrafları, yalan haberleri. 
CHP Genel Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin değil miydi, bir televizyon kanalına bağlanıp, “Ankara’da bir genç kız polis panzeri tarafından ezilerek öldürüldü” diyen? 
Oysa ki ortada böyle bir olay yoktu. 
Ya “Palalı” dümeni! 
Bitti mi? Bitmedi! 
Ne çabuk unuttunuz “Polis portakal gazı kullanıyor!” yalanını? 
Tüm bu yalan ve tertiplerin ortak bir amacı vardı. Algı oluşturmak. 
Alevi vatandaşlarımızın evlerini işaretleyip, suçu başkalarının üzerine atanları ne çabuk unuttuk? 
Danıştay saldırısını, Zirve Yayınevi’ni, Uğur Mumcu’yu, Ahmet Taner Kışlalı’yı ne çabuk unuttuk? 
Özeti şudur: 
“Hedefe giden yolda her şey mubahtır!” 
Dürüstlük ve ahlaktan yoksun bu siyaset anlayışına Makyavelizm denir. 
Acı ama gerçek, bu düşünce yapısına sahip tipolojiden her şey beklenir. 

İSTANBUL'U ALMA TAKTİKLERİ

- Okmeydanı sapağında aracınıza hararet yaptırın.Ta Avcılar’dan bağırtısını duyarsınız. 
-  Zeytinburnu-Kabataş tramvay hattının raylarına yağ dökün. Tramvay gidemesin. Sorun giderilinceye kadar İstanbullu çileden çıkar zaten. 
-  Aranızda dalgıç olanlardan yardım isteyin; Marmaray’ın tüp geçidine küçük bir delik açsınlar. Marmaray su almaya başlasın, seyreyleyin gümbürtüyü. 
- Şehrin barajına bol miktarda müshil ilacı boca edin. En etkili yöntemdir. 
- Eşzamanlı olarak şehrin elektrik kablolarını kopartın, İstanbul karanlıkta kalsın. 
Dahası da var, lakin bunlar İstanbul’u almaya yeter de artar bile. 

 

 

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!