• $13,1447
  • €14,9554
  • 756.641
  • 1811.21
10 Mayıs 2014 Cumartesi

Herkes aklını başına almalı!

Paralel bir yapının varlığından şüphem yok.
Bunların karanlık inlerinde ne tür pis işlere bulaştıklarını da hep birlikte izliyoruz

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

. Vatana ihanet mi dersin, casusluk mu dersin, kahpelik mı dersin? Ne ararsan var.
Evet, 17 Aralık bir darbe girişimiydi.
Lakin asıl darbe Gezi’de yapılacaktı.
Sonrasında da 17 Aralık’ın tapeleriyle ikinci dalga gelecekti.
Böylece, kumaşı Anadolu tezgâhında dokunan bir büyük hareketin kökü kazınmış olacaktı.
Vesayet altında bir yüz yıl daha yaşayacaktık. Kim bilir, belki Kılıçdaroğlu başbakan olacaktı.
Devlet Bey de yardımcısı.
Sarıgül cumhurbaşkanı, Mansur Meclis başkanı. Kim bilir?
Yeni vesayetçilerin sözünden çıkmadıkları sürece de o koltuklarda oturmaya devam edeceklerdi. Ama şüphesiz bir gün yine, kumaşı Anadolu tezgâhında dokunmuş bir adam çıkıp gelecek, bu vesayete son verecekti.
Sonra vesayet bir kez daha kılık değiştirip geri gelecekti. Devam etmeye kalkarsam uzar gider. Hem de kıyamete kadar.
Zira sömürü düzeninin kuralı böyle.
Bir gün “laiklik elden gidiyor” diye, bir başka gün “ülke satılıyor” diye, bugün de “devlet soyuluyor” diye ortaya çıkıyor.
Dün “cumhurbaşkanının eşi başörtülü olamaz” diye bağırırken, bugün “eşi başörtülü olma şartı” getiriyor. Dün “F tipi” diyenler, bugün “muhterem” diyor.
Bir sağdan, bir soldan asılanları unutmadık!
Menderes’i idam edenleri, Türkeş’in tırnaklarını çekenleri de unutmadık. Ecevit’e, Baykal’a yapılanları da. Ve tabii ki Erbakan’a da.
Vesayet denen bu canavar, sağcısını da, solcusunu da, Türk’ünü de, Kürt’ünü de yedi.
İslamcısını da komünistini de.
Radikalini de ılımlısını da.
Abdülhamit’i tahttan indirdi, Atatürk’ü zehirledi. Özal’ı da. Uğur Mumcu’yu da katletti, Hrant Dink’i de. Sivas’ı da yaktı, Başbağlar’ı da.
Danıştay’a da saldırdı, Zirve Yayınevi’ne de.
Eşref Bitlis’i de yok etti, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da. Ne sağcı olduğuna baktı, ne solcu olduğuna.
Ne dindarlığına ne de dinsizliğine.
Bu ülkenin geleceği gençlerin önünü 12 Eylül’de de kesti, 28 Şubat’ta da.
Hatta Çanakkale’de de.
Berkin’i de öldürdü, Burak Can’ı da.
Sayfalar dolusu sayar giderim.
Gelinen bu noktada çok şükür ki ülkenin yarısı “meseleyi” gördü.
Ama öbür yarısı hâlâ farkında değil.
Hatırlayın; Merve Kavakçı’ya had bildirme ordusunun neferleri, bugün “başörtüsünü biz serbest kıldık” diye övünüyor. İyi de onlarca yıl enerjimizi niçin boşa tükettiniz ki?
Paralelcisi de, Ergenekoncusu da, sağcısı da, solcusu da, İslamcısı da, sosyalisti de aklını başına alsın.
Gezi’de ortalığı yakıp yıkanlar diğerlerini, diğerleri de Gezicileri Amerikan uşaklığıyla suçlamıştı. Altıncı Filo’yu “denize dökenler”, bir benzeri Twitter filosunu kucakladı.
Tam bağımsız Türkiye diye bağıranlar, enerji santrallarına da, yeni havalimanlarına da karşı çıktı. İçiniz karardı biliyorum.
Lakin ümitsizliğe mahal yok. Var bir çaresi.
Ey milletin vekilleri, ön koşulsuz bir araya gelip, milli, özgür bir anayasa hazırlayın.
Kaçmayın, korkmayın.
Hadi beyler, yapabilirsiniz bunu.

<p> </p>

Muhalefet liderleri Abdullah Gül'ün kapısını neden çaldı?

Konya'da kum fırtınası zincirleme kazaya neden oldu

Van'da aracın çarptığı ayı tedaviye alındı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (30 Kasım 2021)