• $9,5128
  • €11,0567
  • 548.111
  • 1519.25
26 Ağustos 2014 Salı

‘Bizim cenah’ ve ‘malum danışmanlar’

“Bizim cenahtan” biri olarak bugüne kadar Abdullah Gül ve ailesine küçücük de olsa bir ‘saygısızlığım’ olmadı.

Buna rağmen “veda resepsiyonu” dâhil hiçbir kabule çağrılmadım.
Benim yerime “saygısız”(!) Abdülkadir Selvi’yi çağırmışlar!
Neyse ki Hayrünnisa Hanım Selvi’yi güzel bir “haşladı” da bir parça rahatladım!
Anladım ki Selvi’ye “kumpas” kurulmuş!
Bilerek, isteyerek, taammüden çağrılmış.
Selvi “bizim cenahın” adam gibi adamlarından biridir.
O gün Köşk’te maruz kaldığı tutum, ondan hiçbir şey alıp götürmemiştir. Tersine beyefendiliğini bir kez daha ortaya koyma fırsatı vermiştir.
Nokta.
Gelelim biz şimdi asıl meseleye.
Bu konuda aslında hiç kalem oynatmayı düşünmüyordum.
Lakin Gül’e olan saygımdan, meseleyi tüm çıplaklığıyla yazmanın daha doğru olacağına inandım.
“Bizim cenahtan” biri, ona gerçeği eğip bükmeden anlatmalı diye düşündüm.
Zira Köşk’teyken, dışarıdaki algıyı pek okuyamadı.
Gerçi o “malum danışmanları” varken nasıl okuyabilirdi ki?
İşte yazıyorum!
Abdullah Gül bu partinin kurucularından biriydi!
Başka “birileri” gibi onun da “özgül ağırlığı” vardı!
Lakin Gezi sürecinde Erdoğan Ak Parti’yi tek başına yeniden kurdu.
Sonrasında 17 Aralık geldi.
Erdoğan Ak Parti’yi 17 Aralık sürecinde bir kez daha tek başına yeniden kurdu.
“Tek başına kurdu” derken sanırım ne demek istediğim çok net anlaşılıyor.
Örneğin Abdullah Gül, "Benimle ilgili de 'ihtimal dışı' diyemem. Dinleme yapılmışsa herhangi bir korkum, kaygım yok” derken, bu sözleri malum çevrelerce alkışlanırken açtığı yaranın bilmem farkında mıydı?
Bir büyük “cenah” bu sözler sonrası şok yaşamıştı.
Şok yaşatan daha nice benzerlerini sıralayabiliriz.
Lakin gerek yok.
Ancak o büyük cenah şu soruların cevabını da merak ediyor:
1- Paraleller niçin ısrarla Gül’ün başbakanlığını istedi?
2-Muhalefet niçin ısrarla Gül’ün başbakanlığını istedi?
3-Doğan Medya’nın “malum kalemleri” niçin ısrarla Gül’ün başbakanlığını istedi?
4-Ve yılların deneyimli siyasetçisi olarak Gül niçin bu “şüpheli” isteklerin sebep olabileceği algıyı gözardı etti?
Gerçi etrafında o “malum danışmanlar” olduğu sürece nasıl gözardı etmeyebilirdi ki?
Yanlış anlaşılmasın, tüm samimiyetimle ifade etmeliyim ki bu sorularla bir algı oluşturma derdinde değilim.
Söylemek istediğim sadece ve sadece şu olabilir;
Abdullah Gül maalesef özellikle son bir buçuk yıldır etki-lenmiş.
Veda resepsiyonunda da ortaya çıktı ki, o “etkilerden” biri de Hayrünnisa Hanım’mış.
Abdullah Gül “bizim cenah” için bir değerdir.
Her türlü etkiden uzak kalarak meseleye bir de bu gözle bakması sanırım isabetli olacaktır.
Abdullah Gül Abdüllatif Şener değildir!
Ve son bir not.
Hayrünnisa Hanım aşırı duygusal davranarak kırıp döktü.
Şayet tamir etme yolunda bir gayret sarf etmezse tarihte “Hayrünnisa Hanım düşerken” diye bir parantez açılacak.
Dostça bir hatırlatma.
Günün şiiri
Gül dedi bülbül güle gül gülmedi gitti
Bülbül güle gül bülbüle yar olmadı gitti

<p class='MsoNormal'>İstanbul Ekonomi Zirvesi öncesi  basın toplantısı düzenlendi. Toplantının ana b

İstanbul Ekonomi Zirvesi için geri sayım

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu