• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Beslemenin besilisi kininde boğul

Millete duçar olmayı hiç yakıştıramamıştım Ahmet Kekeç ağabeye. Yakışmıyordu da zaten.

Ahmet Kekeç niye yok artık’ diyen seyircime bile söylemedim, söyleyemedim?

Kanser oldu’ diyemedim.

Gizlersem, söylemezsem, konuşulmazsa daha çabuk iyileşir sandım.

Dile kolay tam on yıl birlikte televizyon programı yaptık. Mesleğe de 20’li yaşların başında onun yanında başladım…

Ağabeyim, ustam, yol arkadaşım ve hemşerim.

Sonra bir anda ekrandan kayboluverdi çünkü malum o çetin tedavi süreci başlamıştı. Doğrusunu söylemek gerekirse Ahmet Kekeç de kendisine yakıştıramıyordu o illeti. Bu yüzden olsa gerek kansere grip muamelesi çekiyordu.

‘İyi değilim, kötüyüm’ demedi hiçbir zaman. Hep şükretti. Dahası o şartlar altında bile yazı yazmaya devam etti.

İlk kemoterapi bittiğinde, o illeti yendiğinde nasıl da sevinmiştik.

En Sıradışı’da yeniden programa başladık.

Sesi kısılmıştı bir tek. Bir de yürüdüğünde solunum güçlüğü çekiyordu. Sabırla düzelmesini beklerken meret bir kez daha çaldı kapısını.

Pes etmedi, sessizce direndi. İkinci kemoterapi ve yeniden zafer.

Yine sevindik.

Geçen hafta ‘kirada’ oturduğu evinde fenalaştı. Akciğerlerine pıhtı atmış. Hemen hastaneye kaldırıldı. Tedavisi yapıldı, taburcu edildi.

Önceki gün telefonla görüştük.

‘İyiyim çok şükür’ dedi yine.

Hâlbuki iyi değilmiş, hastanede Kovid kapmış. Ama anlayamamış. Sonrasında fenalaştı ve şu an yoğun bakımda.

Durumu kritik.

Elden bir şey gelmiyor.

Öylece bekliyor, beklerken de dua ediyoruz.

Allah’ın takdir ettiğine ne diyebiliriz?

İnşallah en kısa sürede yeniden ayağa kalkar. Ben ve arkadaşları, dostları ‘aman bir şey bulaştırmayalım’ diye uzak durduk ondan. Sadece telefonla görüştük. Ama bulaşacaksa bulaşıyor işte!

Eşi, kızı ve oğlu başucunda dua edip iyileşmesini bekliyor.

Allah onlara da güç kuvvet versin zira onların testi de pozitif çıktı.

Zor, çok zor!

Tüm bunlar ortadayken besleme gazetelerden biri alçakça bir başlık attı. ‘Yandaş Ahmet Kekeç Korona oldu’ diye.

Haysiyet celladı utanmazlar!

İnsanlıktan nasibini almamış mahlûklar!

Ömrünü inandığı doğrulara adamış, milim sapmamış adam gibi bir adama ‘yandaş’ derken ne demek istediğini hepimiz biliyoruz.

Kininin, nefretinin sebebini de.

Zira Ahmet Kekeç’in ömrü o paçavranın ipini elinde tutan, besleyen mihraklarla mücadeleyle geçti.

Öyle beş yıldızlı hastanelerde, özel süit odalarda, bilmem hangi ülkeden milyonlarca lira ödenerek getirilen ilaçlarla tedavi olmadı.

İstese de olamazdı, olabilse de istemezdi.

Kirada oturduğu evinden, ceketini bile giyemeden ambulansa konulup en yakın hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.

Tek duamız iyileşmesi. Şüphesiz Allah’tan ümit kesilmez. Biz de kesmedik.

Tez zamanda şifasını nasip et Allah’ım.

Âmin.