• $7,3997
  • €9,0101
  • 441.582
  • 1538.17
08 Aralık 2012 Cumartesi

Vurun abalıya!

shak Alaton geçen perşembe Balçiçek İlter'in programına katıldı ve dedi ki: Medyada affedemediğim tek isim Tuncay Özkan'dır. Üzeyir Garih öldürüldüğü zaman Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni'ydi. Gazetenin politikasını o yönetiyordu. Üzeyir Garih öldükten 3-4 gün sonra Milliyet'te bir kampanya başlatıldı. 1 ay boyunca Garih'in aleyhinde yazılar çıktı. Peki neden bu düşmanlık? Çünkü adam ırkçı, antisemitist. Sonra Milliyet'in baş sayfasına Üzeyir Garih'in kanlı resmi basıldı, utanç vericiydi. Ailesi perişan oldu, hepimiz perişan olduk. Tuncay Özkan'la görüşmek istedik ama kabul etmedi. Büyük bir günah işledi bu adam.
***
İshak Alaton'un bu açıklaması sosyal medya, internet siteleri ve gazeteler tarafından kullanıldı.
'Vay be bak sen şu Tuncay Özkan'a' eleştirileri, kimi hakarete varan yorumlarla konuşuldu, tartışıldı.
Tuncay Özkan bir kez daha resmen yerin dibine gömüldü...
***
Arkasından Tuncay Özkan'ın kızı Nazlıcan Özkan şahsi twitter hesabından bir açıklama yaptı. Dedi ki: İshak Alaton'un yaptığı açıklamalarla ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum:
- Üzeyir Garih cinayeti işlendiği dönem Milliyet'in Genel Yayın Yönetmeni babam değil Mehmet Yılmaz'dı. Babam sadece köşe yazarıydı.
- Babamın cinayetle ilgili atılan manşete veya fotoğrafa karışması gibi bir durum yoktu. O günlerde yıllık izinde olduğundan İstanbul'da bile değildi.
- İshak Alaton ulaşamadık diyor ama babamın o dönem avukatlarla görüş talebi reddedilmiş ve Alaton'un CEO'suyla zaten görüşmüşlerdi.
- Üzeyir Garih'in oğlu İzzet Garih o dönem cinayetin çözülmesini sağlayan haberleri için babama, M. Ali Yalçındağ ile teşekkürlerini iletmişti.
- Eli kolu bağlı, herkesin vurduğu bir adamı sorumlu tutmak tatlı gelebilir ama yalan açıklamaları için Alaton'dan bir evlat olarak özür bekliyorum.
***
Nazlıcan Özkan'ın bu açıklaması gazetelerde yer almadı, internet sitelerine düşmedi, sosyal paylaşım sitelerinde tartışılmadı.. Çünkü gerek yoktu. Belli ki amaç Tuncay Özkan'ı karalamaktı ve aklanması istenmiyordu.
Oysa 'Günahkardır, ırkçıdır' denmesine neden olan tüm iddialar tek bir açıklamayla çürütülmüştü.
Gazeteciler resmen birer 'insan yiyen'e dönüştü.
Vicdan ve etikten eser kalmadı.
Oysa iş konuşmaya gelince, Silivri'de yatmakta olan gazetecilerin nasıl nefret suçu işlediklerini ağızlarından salyalar akıtarak anlatmayı çok iyi biliyorlardı.
Kendilerinin yaptığı bu tip tek taraflı yayınlar ise gazetecilik olarak adlandırılıyordu.
Acınacak halde olduklarının farkında bile olmamaları ne üzücü...
***
Elbette burada tek günah gazetecilerin değil.
Esas ve en büyük günah İshak Alaton'un.
Bilmeden, emin olmadan; hapis yatan, cevap verme şansı olmayan bir adamı haksız yere büyük bir suçla itham ettiği için derhal özür dilemeli.
Aksi takdirde 'Büyük bir günah işledin İshak Alaton, büyük bir günah' dedikten sonra soracağım: Peki ama neden bu düşmanlık?

Adalet isteyen bir katil olunca...
İki gün önce Habertürk gazetesinde Yasemin Güneri imzalı bir özel haber vardı. Münevver Karabulut'un katili Cem Garipoğlu'yla cezaevinde görüşülmüş ve bir yazı dizisi talebinde bulunulmuş. Ama baba Nida Garipoğlu'ndan izin çıkmayınca sadece tek bir görüş yazısı olarak yayınlanmış.
Cem Garipoğlu görüşmede Güneri'ye gelecek hayallerinden bahsetmiş. Çin'e yerleşecekmiş. Tahliye olduğunda 34 yaşında olacakmış falan filan... Kızın kafasını testereyle kesenin kendi olduğunu bilmesem oturup ağlayacağım genç biri hayalleriyle hapis diye! Öyle bir haber...
Cem Garipoğlu diyor ki; 'Ben aslında daha az yatardım. Ama kamuoyunun tepkisi yüzünden en üst sınırdan mahkum edildim. Haksızlığa uğradım...'
Adalet istiyor yani, gencecik bir kızı katletmiş biri olarak kamuoyundan da şikayetçi ve adalet istiyor!
Bunu da hiç çekinmeden dile getiriyor.
Yasemin Güneri ise yazdığı haberdeki 'dili' sebebiyle sağlam bir eleştiriyi hak ediyor.
Gazeteci dediğin yazmak için katillerle de görüşür, canilerle de. Ve kriminal olaylardan yola çıkıp yazı dizisi de hazırlar, kitap da. Ama bunların hepsini tarafsız bir dille yapmalıdır. Eğer satır aralarında sempati, yumuşatma, sevdirme, vicdanlara dokunma emaresi seziliyorsa işte o vakit işin rengi değişir.

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü