• $7,3662
  • €8,9592
  • 437.3
  • 1536.11
12 Aralık 2012 Çarşamba

Vicdanınız sizi rahat bırakacak mı?

Ergenekon'da karar aşamasına gelindi. Yani sona...
Bataklığa dönüşen, anlaşılmaz bir hale gelen bu davayı başından sonuna bir hatırlayalım isterim.
2001'de Tuncay Güney, otomobil dolandırıcılığından gözaltına alınıyor. Evinde ve işyerinde bazı belgeler bulunuyor. 2007'de ise Ümraniye'de bir gecekonduya düzenlenen baskında el bombaları bulunuyor. Ve aradaki bağlantı kurulup Ergenekon adlı dosya açılıyor.
İlk gözaltına alınan bombaların sahibi olduğu iddia edilen Oktay Yıldırım ve evsahibi. Daha sonra Ergün Poyraz ve Doğu Perinçek gibi isimlerle devam ediyor liste. Son olarak Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'a kadar gidiyor işin ucu. Hatırlarsınız o dönemleri. Şimdi aramızda olmayan Türkan Saylan'ın evinin arandığı, her gün yeni bir gözaltı yaşandığı günlerden bahsediyorum.
***
Ergenekon, önceleri, 2000'li yıllarda kurulmuş, hedefine AKP'yi koymuş, iktidarı devir- meye yönelik darbe planları yapan bir terör örgütü olarak sunuldu bizlere.
Sahiden de işin içinde bombacılar, eli kanlı adamlar, iç bulandırıcı üst düzey güvenlik görevlileri, şaibeli isimler de vardı.
Böylesi bir temizlik operas-yonuna kim itiraz edebilirdi ki?
Ama daha sonra işin içine yazarlar, gazeteciler, profesörler, rektörler de dahil oldu.
Ülkede yaşanmış tüm faili meçhuller, tüm karanlık olaylar Ergenekon'la anılır, 'Onlar yaptı' denilir oldu...
Karıştık, algılamakta zorlandık...
***
'Bu işte bir anormallik var' aşamasına geçildiğinde ise işler çoktan arapsaçına dönüşmüştü.
Çünkü Ergenekon'dan yargılanan birçok insana el sürmek veya hakkını aramak zordu.
Şahsen ben; Ergenekon'dan yargılanan birçok kişi için 'Yargılanmasını gerektiren esas konular bunlar değil' diye bağırmak isterken diğer yandan eli kanlı adamların hakkını arama fikri dahi ağrıma gidiyordu.
Yazılarımda içlerinden adını anmakta sakınca görmediklerimi seçerek, özenle konuya giriyordum. Aslında davanın tamamına birden dalmak mümkündü ama dediğim gibi eli kanlılar vardı ve benim vicdanımı aşıp onlara elimi sürmem mümkün olmuyordu.
Zaten Ergenekon davasına sahip çıkılmamasının sebebi de bu kanlılar değil miydi?
Gazeteciler, meslektaşlarını bile o çuvalın içinden çekip almak istemiyordu.
***
İlk günden beri tuhaf, ilk günden beri mantıksız, aradaki bağlantıların kurulması neredeyse imkansız, delilleri inandırıcılıktan uzak, mahkeme heyetinin adil davranmadığı izlenimi uyandırdığı bir süreçti.
Sanıkların söz hakkı yoktu. Deliller çürütülüyor ama resmiyet kazanmıyordu.
Cep telefonuna aynı anda 1000 telefon numarası yüklenmişler mi istersiniz, kendine ait olmayan dijital dokümanların sahteliğini üniversitelerden alınan bilirkişi raporlarıyla ispatlamışlar mı, 'Bize verilmedi' denen delillerin sonradan ortaya çıkan teslim tutanaklarıyla çürütülmesini mi? Yoksa 'bu liste ile fişleme yapmışsın' diye ortaya konulan isim listelerinde kendi adı ve eşinin adının da yazdığı sanıkları mı?
El bombası denen delilin kalemlik çıktığını sizler de hatırlarsınız herhalde...
Sanıkların, tanıkların ve gizli tanıkların aynı kişi olabildiği ve sözlerinin birbirini doğruladığı kabul edilen bir davadan söz ediyoruz.
Ergenekon kavramını ilk olarak dile getiren ve tartışmaya açan gazetecilerin, çağrıldığı mahkemede, hakime, 'Burada bizim sözünü ettiğimiz, karşısında durduğumuz Ergenekon yargılanmıyor. Burada bizim arkadaşlarımız yargılanıyor' dediği bir davadan söz ediyoruz.
***
Şimdi karar aşamasına gelindi..
Tuncay Özkan; silahlı terör örgütüne üye olmaktan, T.C. Hükümeti'ni ve TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüsten yargılanıyor. Yasalarımıza göre örgüt üyeliği: 10 yıl. Hükümeti yıkma girişimi: Müebbet. TBMM'yi ortadan kaldırma girişimi: Müebbet
Mustafa Balbay terör örgütüne liderlik etmek ve aynen Özkan gibi hükümeti ve meclisi ortadan kaldırmakla suçlanıyor.
Yani iki kere müebbet...
Oysa ikisi de 'Suçsuzuz' diye haykırıyor yıllardır. Bizlerde ısrarla duymuyoruz.
Şimdi bunları yazıyorum ki olası bir şok edici karar o mahkemeden çıktığında ayaklanmayın. Verilen cezalara Balyoz'da olduğu gibi geç tepkiler verip adaletsizlik, hukuk nutukları atmayın, hala zaman varken gözünüzü açın diye!
Yarın ve devamındaki süreçte bu davayı yerinde takip edin. Daha sonra Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Deniz Yıldırım, Hikmet Çiçek, Mehmet Haberal, Mehmet Perinçek veya Doğu Perinçek hakkında yazacağınız güzellemelerin ne etik ne de vicdani değeri olmayacak...
Biliyorum; çoğunuz görüş ayrılıkları nedeniyle, kiminiz 'Etrafınız bu isimleri beğenmiyor' diye konuya giremiyorsunuz.
Ama boşverin ve vicdanınızı dinleyin.
Çünkü her ne kadar susturmaya çalışsanız da bir gün mutlaka vicdanınızla muhasebe yapmak zorunda kalacaksınız...

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor