• $7,3756
  • €8,9807
  • 443.301
  • 1551.57
22 Temmuz 2012 Pazar

Ünlüler sizi 'uyanmaya' davet ediyor!

Ülkede yaşanan bir çok gelişme rahatsızlık verirken, umutsuzluk hepimizi sarmışken, söylenmekten, eleştirmekten ve farkında olmayan insanların arasında yaşamaktan bıkmışken; bir yerlerde de bugüne kadar hiç olmadığı kadar duyarlı insanların biraraya toplandığını görmenin sevincini yaşıyorum.
Ülkemizde bugüne kadar şöhret, tek tip ve sentetik olmak demekti.
Tüm şöhretli insanlar birbirinin aynısıydı.
Benzer tarzda hayatlar yaşıyor, benzer konuşmalar, benzer ortak faaliyetlerde bulunuyorlardı. Televole kültürünü dibine kadar yaşadılar ve kitleleri de beraberinde 'yapay dünya'nın içine çektiler.
Toplumsal meselelere duyarlı olanlar hep 'daha az şöhretli' olanlar veya uzun zamandır 'iş yapmayan'lardı.
Ama şimdilerde birçok şey gibi o da değişiyor.
Hayvan hakları için çabalayan, hapisteki gazetecilere destek veren, mahkemeleri takip eden, meslek haklarını savunan, küresel ısınmaya dikkat çeken, siyasi meselelerle ilgili, ülke gündemini takip eden ünlülerimiz de var artık.
Kampanyalar, tanıtım filmleri, yürüyüşler organize ediyorlar.
Şimdilerde düzenlenen eylemlerde 'renkli dünyanın' renkli simaları yer alıyor.
Ses çıkartıyorlar, haksızlıklar karşısında bir duruş sergiliyorlar.
Bu değişim, bu gelişimden ne kadar mutluluk duyduğumu tahmin bile edemezsiniz.
Hatta bazen bu yaşadığımız sürecin hızla duyarsızlaşmakta olan bir kısım insanımızın üzerinde 'uyandırıcı' etkisi olduğunu bile düşünüyorum... Her şeye rağmen, 'Belki de bir basamak daha yukarıya çıkabilmek için bunların yaşanması gerekiyor' diyorum..
 'Ünlülerimiz'in yer aldığı 'halka çağrı' niteliği taşıyan o videoyu izlediniz mi bilmiyorum;
Okan Bayülgen, Pelin Batu, Erkan Can, Leman Sam, Harun Tekin, Hasibe Eren, Haluk Levent, Aylin Aslım gibi isimler bir araya gelmiş.
Karadeniz'deki derelere yapılması planlanan hidroelektrik santrallere (HES) karşı toplumu farkındalığa davet etmiş.
Belki 'Sen de artık iyice duygusallaştın' diyeceksiniz ama korkmadan yanlışa yanlış diyebilen 'ünlüleri' izlemek hoşuma gitti.

İleri derecede kadın düşmanlığı!
Dünya çapında bir araştırma yapılsa 'kadın düşmanlığı' konusunda birçok ülkeyi geride bırakacağımız şüphesiz.
Nasıl oldu da bu hale geldik bilmiyorum ama annesinden, kız kardeşinden, karısından hatta nefes alıp veren her kadından, kadın ırkından nefret eden bir toplum olduk.
Her sabah gazeteleri açtığımda en az iki kadın cinayeti haberi okuyorum.
Arşivler, kocası, sevgilisi, nişanlısı veya babası tarafından cinnet anında öldürülmüş kadın haberleriyle dolu.
Bu trajediye yabancılaşıp, uzaktan bakınca; kadına her gün daha da düşman olan bir toplum için üzülüyorum.
İçeriden birisi olarak ise yeni nesilleri kadından korkan, haliyle de onu yok etmeye çalışan bireyler olarak yetiştirmeyi başardığımız, böylesine psikolojik bozuklukları, travmaları olan erkeklere 'emanet edilmiş' bir sistemden korkuyorum...

Farklı düşünüyorsun öyleyse suçlusun!
Ahmet Hakan dünkü yazısında diyor ki: Mimar Sinan'ın adı verilen camiyi eleştirenler 'cami düşmanı' olarak adlandırılıyor.
Ve o caminin eleştirilmesine neden olan mantıklı unsurları sıralıyor.
Ben ise camiyi eleştirenlerin düşman ilan edilmesi meselesinde takılıp kalıyorum.
Farkında mısınız, şimdilerde tüm polemikler, tartışmalar bu 'tarz'da yaşanıyor.
Birini eleştirdiğinde mutlaka 'kötü birşey olmak'la suçlanıyorsun.
İçerideki gazetecilere özgürlük diyorsun, 'Ergenekoncusun' diyorlar... Bir gazete yöneticisini eleştiriyorsun, 'Tetikçisin' diyorlar... Kürtaj kadının seçimidir diyorsun, 'Fahişesin' diyorlar...
İçki içmek isteyen içer, herkes özgür diyorsun 'Alemcisin, öğürene kadar içiyorsun' diyorlar..
Yani camiyi beğenmemiş ve eleştirmiş olana 'cami düşmanı' demeleri o kadar normalleşti ki...
'Onlar'dan olmayan, farklı düşünen, eleştiren, itiraz edene o kadar tahammülsüzleştiler ki yakında 'suçsuz' insan kalmayacak!

Uzaylı bebekler!
Zamane çocukları korkutucu bir bilgi yumağıyla doğuyor.
Bizlerin  'sonradan öğrendiği' teknolojik cihazların kullanımını bilerek doğuyorlar.
Etrafıma bakıyorum da çocukların tamamı birer iPad, iPhone, internet ve bilgisayar oyunları uzmanı.
Ellerindeki aletin her özelliğini kullanıyorlar.
Bunu da el yordamı ve içgüdüleriyle yapıyorlar.
Fotoğraf çekip, rengini değiştirip koyuyorlar internete.
 Cengiz Semercioğlu'nun yazısından öğrendim; 6 yaşındaki Amerikalı Albert'ın cep telefonuyla çektiği 'müstehcen klip' tartışma yaratmış.
11 yaşındaki İsveçli Nellie'nin de kişisel blogu takipçi rekorları kırıyormuş..
Yeni neslin 'anormalliğini' sadece teknolojiyle de sınırlamamak gerekir. Kieron Williamson'dan haberiniz oldu mu bilmiyorum ama dünya onu 'küçük monet' olarak adlandırıyor. 9 yaşındaki Williamson eserlerini internet üzerinden satıyor.
Son 'internet sergisi' açıldıktan 15 dakika sonra 24 tabloyu 250 bin sterline sattığı konuşuluyor.
Mesela; İngiltere'de yaşayan iki yaşındaki Lavinia Ramirez de 200 kişiye bir konser vererek tarihe geçti.
İnsan ister istemez gelecek nesillerin neler yapabileceğini düşünerek ürküyor.

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi

Vitrin mankeninin içinde ne var? Fenomenler herkesi şaşırtmaya devam ediyor