• $7,4244
  • €8,9922
  • 438.647
  • 1467
23 Ocak 2011 Pazar

Ünlüler fişleniyor

Ne çirkin bir sözcük değil mi 'fişlenmek'...  
İnsan yazarken bile rahatsız oluyor.
Ama son günlerde gazetelerde bol bol fişlenen isimleri okuyoruz maalesef...
Konu başlıkları hep aynı; ünlülerin karıştığı fuhuş baskını... Ünlülerin karıştığı uyuşturucu baskını...

Hafızalarımızı geri saralım...
Her sene en az iki kere yaşıyoruz bu durumu.
Ahlaksız bir suç ve o suç sebebiyle sorgulanan ünlüler.
Henüz sorgu aşamasında, henüz netleşmemiş, operasyon kapsamında ünlü isimler toplanıyor evlerinden ve kameralar önünde sorgulanmaya götürülüyor. Kimi sadece bilgisine başvurulmak için, kimi birinci dereceden suçlu olduğu için...
Sonrasını ise hiçbirimiz öğrenemiyoruz.

Kimi bir süre gözaltında tutuluyor, kimi hemen salıveriliyor. Ama 'neydi, ne oldu, suçsuz mu yoksa suçlu mu?' soruları havada kalıyor.

Tek bildiğimiz fuhuş yapmak, uyuşturucu kullanmak gibi feci lekelere bulandıkları...
Kimi sadece telefonda adı geçti diye, kimi karanlık tarafları olan biriyle telefonda konuştu diye, kimi gerçekten suçlu olduğu için alınıyor ama hepsi aynı kefede anılıyor ve 'fişlenerek' hayatlarına devem ediyorlar.

Şimdilerde ünlü kadınlar gündemde...
Oyuncu, manken, şarkıcı... Hepsinin adının ve soyadının baş harfleri yazılıyor, elleriyle, paltolarıyla yüzlerini gizlenmeye çalışırken görüntülenen o fotoğrafları basılıyor.
Hepimiz 'vah vah bu da mı öyleymiş' deyip polis ve medyadan sonra kişisel fişlememizi de yapıveriyoruz.

Sonra kimisi suçsuz, hatta konuyla alakasız bulunuyor ama biz ya ilgilenmiyoruz işin o kısmıyla ya da zaten bilgilendirilmiyoruz.
Polis ve medya işini yapmış ve bitirmiş oluyor...
Geride fişlenmiş yüzlerce isim.
O 'ünlü isim fuhuş batağında mı?' haberini yapan eller, 'hayır aslında suçsuzmuş' haberini yapmaya gerek duymuyor. Ya da 'suçu buymuş' haberini...
Kaçımız Tarkan'ın suçunun ne olduğunu biliyoruz? Sadece uyuşturucu yüzünden gözaltına alındığı bilgisi var elimizde. Belki de mağdur, ama kime ne... Gerçi Tarkan 'en kayırılan ünlü' kontenjanından yararlanarak, rezil olmadan kurtuluyor bu işten... Ama olsun 8 yaşında ki bir çocuk bile 'o hapse girmiş, uyuşturucu yüzünden' diyebiliyor ya siz ona bakın...

Dünyada da bu tip operasyonlar oluyor. Suç işleyen ünlü, kamu görevine ve tedavi görme cezasına çarptırılıyor. Ama böylesi ilkel, böylesi ne olduğu belirsizce bırakılmıyor ortalıkta. Hele suçluluğu netleşmeden birinin adı lekelenirse vay o lekeleyenlerin haline... Zaten aksi insan haklarına da aykırı...
Bunca lafı niye ettim biliyor musunuz?
Kızıyorum ve tepki vermek istiyorum da ondan...
Ünlü, başarılı, zengin, güzel, iyi olan herkese düşmanlık var bizde...
'Bak ben seni nasıl alaşağı ederim' hissiyle, hırsıyla hayatlar karartılıyor.
Medya en günahkarlardan biri...
Elbette fuhuş batağına düşen, uyuşturucunun esiri olanlar da var aralarında... Ama olmayan da... İnsanları fişlemek, adını pisliğe bulaştırıp öylece bırakmak ne insanlığa sığar ne gazeteciliğe.


Hırsızlığın bu kadarı!

Dünya sineması ve dizi sektörü eskisi gibi uzak değil bize. Bir Amerikan kanalında yayınlanan diziyi yarım saat sonra bilgisayarlarımızdan, bir hafta sonra televizyondan izleyebiliyoruz.
Hal böyleyken Türk dizilerinde senaryo hırsızlığı yapmak aptallıktan başka şey olamaz.
Küçük Sırlar tutmuş ve beğenilmiş bir dizi. Gençler bayılarak izliyor. Dizi ufak detaylar ve kişi oynamaları dışında birebir Gossip Girl adlı başarılı Amerikan dizisinden kopyalanmış.

Öyle ki Gossip Girl'ün Chuk'ı Küçük Sırların Çet'i var...
Hadi bu iki dizinin kardeşliğini kabul ettik diyelim...
Peki ama ya başka bir yabancı diziden daha sahne çalınıyorsa ona ne diyeceğiz?
Desperate Housewives adlı dizide bir süre önce izlediğim bölümün aynısını Küçük Sırlar'da görünce 'ayıp bu kadarı' demekten kendimi alamadım.
Desperate Housewives adlı dizide genç bir adamla flört eden ileri yaşlı kadın menopoza girer ve doktoruyla bu durumunu paylaşır... Genç sevgilisinden de bu durumu saklar. Bir süre sonra ortaya çıkar ki kadının doktoru sevgilisinin annesidir. Diziyi izleyenler Ebru Akel'in canlandırdığı karakterin başına gelen bu olayı gayet net hatırlayacaklardır.
Küçük Sırlar dizisinin senaryo ekibine selam ederek 'artık fikir çalmayın' demek istemekteyim...


Azra Akın'ın değişen kaderi

'Bir yarışmaya katıldım ve hayatım değişti' sözü tam da Azra Akın için sarf edilecek cinsten.

Kusura bakmasın ama bunca yıldır tanıdığımız ama çoğumuza hiçbir şey ifade etmeyen biriydi. Kibar, hoş bir hanımefendi ama gerisi yok... Ülkemizi temsil ediyor, tanıtımlarda yüzümüz oluyordu ama nafile...
Dizilerde oynadı ama pek renksiz, ruhsuz bulundu...
Peki ya şimdi yani Yok Böyle Dans'ta dans etmeye başladığından beri?
Azra Akın'ın adını duyunca yüzümüzde güller açıyor.
Onu dans ederken görmek için ekran karşısına diziliyoruz.
O ne dans, o ne güzellik.
Büyülüyor hepimizi.
Şimdi gözümüzde başka biri o.
Sanki kişiliğini bulmuş, kendine güveni gelmiş, kendini keşfetmiş gibi.
Bundan sonra her ne iş yaparsa yapsın çok daha başarılı olacağına iddiaya girmeye hazırım.

<h3>Başkan Erdoğan’dan CHP’ye erken seçim yanıtı</h3><p>“2023’E KADAR BEK

27 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, AK Parti'nin Erzurum Olağan Kongresi'ne canlı bağlantı ile katıldı

Trakya beyaza büründü