• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
03 Aralık 2011 Cumartesi

Ünlü 'tipler' fotoğraf çekerse...

Genelde içine birçok ünlü isim katılarak yapılan işler fiyaskoyla sonuçlanır. Daha doğrusu riskli bir iştir. Sırf merak uyandırsın, okunsun, alınsın vs diye tanıtımını ünlü isimlere yaptırdığın iş feci şekilde komik duruma düşmene neden olabilir.
Misal; geçen sene, magazin dergilerinden biri için 'Osmanlı Sultanları' adı altında sosyetenin ünlü simalarını bir araya toplamış, kostümlü çekimler yaptırtmış ve bunları yayınlamışlardı. Sanırım uzun yıllardır şahit olduğum en korkunç ve en komik işlerden biriydi. Maalesef komik olmak değil gayet ciddi ve şık durması planlanarak yapılmış olan 'o iş' gibi bir sürü örnek bulunabilir. Sadece markayı değil o marka adına kendini ortaya atan ünlüyü de küçük düşüren işlere sık sık rastlıyorum!
Geçen hafta da Nikon yeni fotoğraf makinesi lansmanını 'bu minvalde' yaptı.
'Ünlü isimler 'ben...' konseptiyle yeni Nikon'larla fotoğraf çekecek ve bir sergi yapılacak' dendiğini duyduğum an 'eyvah' dedim.
'Peki kimler var listede' soruma 'Ahmet Hakan, Alinur Velidedeoğlu, Ezra-Tuba Çetin, Emre Ergani, Arzu Kucuroğlu ve Gökhan Kimsesizcan' yanıtını aldığımda ise daha da bir gerildim.
Tesadüf bu ya, Hepsi epey yakın ahbap.
'Ben o geceye gelmeyeyim, ortaya alaya açık bir iş çıkarsa kendimi tutamam ve yazarım. Gerek yok küskünlüklere' dedim...
***
Lansmanın yapıldığı geceye katılmadım ama ertesi sabah herkesten habersiz soluğu W Otel'de aldım.
O kadar erken gitmişim ki otel görevlileri bile hayretle karşıladı beni...
Önce Alinur'un çektiği iki fotoğrafın önünde durdum. Alinur Velidedeoğlu'nu tanıyıp da New York'a olan bağını bilmeyen yoktur. 'Ben uçuyorum' adıyla sergilenen kuşbakışı New York manzarasından etkilenmemek imkansız. Hatta uzun uzun 'yahu bu adam bunu nasıl çekmiş' diye düşünmeden edemiyor insan. Yükseklik korkusu olanların başını döndürecek cinsten!
***
İkinci sırada Ezra ve Tuba Çetin kardeşler var. Tamam tasarladıkları kıyafetlere bayılıyoruz da, ya fotoğraf işini ellerine yüzlerine bulaştırdılarsa?
Açıkçası serginin en yaratıcı 'ünlü'sü tarafımdan bu kız kardeşler olarak belirlendi.
Her şeyden önce 'Ben bütünün bir parçasıyım' sloganı olabilecek kadar etkili bir konsept adı. İki kardeşin bir bütünün iki yarısı olduğunu vurgulayabilecek aynı zamanda da yaratıcı olmak zorunda olan  'o fotoğrafı' çekmişler.
***
Gökhan Kimsesizcan magazin dünyasının sessiz ama en tepesinde oturan adam şüphesiz. Kelebek gazetesinde sahip olduğu köşe tek bir gazetenin tirajı ile boy ölçüşebilecek kadar çok okunuyor. Ama bu demek değildir ki 'sanatsal' bir fotoğraf çeker ve başarılı olur! Ama Gökhan da iddiasız ve net iki kare çekmiş. Birinde gece yarısı sokak ortasında dans eden bir adam, diğerinde gece hayatını simgeleyen objeler ve Gökhan'ın köşesi. Özetle; 'Anı yakalar ve gece yaşarım' demiş.
***
Ve işte sıra geldi Ahmet Hakan'a. Öncelikle itiraf etmeliyim; Ahmet'in ne çektiğini meraktan çatladım. Ve elbette fotoğrafların mavrasını yapmak arzusundaydım. Çünkü kendisini elinde Nikon marka fotoğraf makinesiyle çalışırken gördüğümde 'seneye sergi de açarsın' esprileri yapmıştım. Ve bu konu üzerinden eğlenceyi kesinlikle devem ettirmeliydim, bunun için sadece küçük bir detay bulmam yeterliydi.
Çok üzülerek söylüyorum ki bulamadım. Hatta şöyle söyleyebilirim ki etkilendim bile. Ahmet daha önce birçok defa farklı şekillerde çekilmiş iki fotoğraf çekmişti. Birinde rengarenk lokumlar diğerinde Karaköy İskelesi'nde balık tutan adamlar vardı. Birinin sloganı 'ben her renkteyim' diğerinin 'ben İstanbul'um'du... Defalarca gördüğümüz bu kareleri bir anda başka bir anlam yükleyip önümüze koyması tam anlamıyla bir gazetecinin düşünme ve algılama biçiminin farkını ortaya koyuyordu.
***
Kıyafetleri ve Bebek'te ki ünlü kafesiyle tanıdığımız Arzu Kucuroğlu sevimli bulmamanın imkansız olduğu iki kareyle sergiye katılmış. 'Ben modayım'ı kızına kendi elbiselerini ve ayakkabılarını giyip çıkartmasına izin verdiği anı yakalayarak, 'ben cesurum'u oğlunun sünnet şapkasıyla çekilmiş fotoğrafıyla tasvir etmiş.
***
Etkileyici fotoğraflardan biri de Emre Ergani'ye aitti. Emre Ergani sergi için küçük prens oyuncaklarının fotoğrafını çekmiş. Emre'yi tanıyanlar 'Emre'nin oyuncakları' fikrine uzak değil ama ya hiç tanımayanlar? Gece hayatının prensi olarak adlandırabilecekleri bu adamın evinde yüzlerce oyuncak olduğunu tahmin edebilirler mi?
Emre Ergani ve çektiği fotoğraf arasında ki o 'gerçek tezatlık' çok etkileyici.
Gece hayatını en iyi bilen adamlardan biri evinde çocuklaşıyor. Yeni çıkan bilgisayar oyunları, küçük oyuncaklar, bilardo, langırt, arabalar ne isterseniz hepsinden Emre'nin 'gerçek hayatı'nda var!
***
Valla açıkçası ben bu işleri beğendim. Gerçi bu aralar pek bir yumuşak, ılımlı bir ruh haline girdim, eşim dostum endişeli ama inanın eleştirecek bir şey bulamadım! Bence sizde Akaretler'deki W Otel'e bir uğrayın. Sergiye göz atın, bakalım beğenecek misiniz?

<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bakanlar Gül ve Karaismailoğlu, Gaziray Projesi'nde incelemelerde bulundu

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu