• $7,3448
  • €8,9454
  • 437.26
  • 1536.11
15 Ağustos 2012 Çarşamba

Twitter'da 'ergen siyaseti'

Farkındasınızdır, ülke gündemi siyasetçiler tarafından Twitter'da yorumlanır hale geldi.
Ne zaman bir son dakika gelişmesi olsa milletvekillerimiz, bakanlarımız düşünmeden-tartmadan, birer ergen ateşiyle yazı veriyorlar 'anlık' iletilerini.
Oysa yazı işi bu, durup düşünme, sözleri demleme fırsatı ellerinde. Ama yapamıyorlar işte.
En ağır yorumları, düzeysiz cevapları, bir siyasetçiye yakışmayacak çiğlikte yazıveriyorlar.
Son olarak CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün PKK tarafından kaçırılmasıyla 'twitter'a düşen' vekillerimize tanıklık ettik.
AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, kaçırılma olayını haber alır almaz 'PKK, CHP'li Aygün'ü misafir etmiş. Muhabbetiniz bol olsun, olsun da millet bu numarayı yemez' yazıverdi. Durmadan, düşünmeden, lafın nereye gideceğini tartmadan, milletvekili olduğunu unutarak. Şamil Tayyar'ın yazdığı anlık iletinin açık bıraktığı ağızlar henüz kapanamamıştı ki CHP Tokat Milletvekili Orhan Düzgün, 'Er ya da geç biz de ananı misafir edeceğiz' yazıverdi.
Güya Tayyar'a cevap veriyordu.
Oysa kepazelikten başka şey değildi yaptığı...
Siyasi figürlerin sosyal paylaşım ağı üzerinden 'kendini bilmez ergenler' düzeyinde fikir beyan etmesi kabul edilir iş değil.
Madem sinir kontrolünüz, kriz anlarını yönetme ve yorumlama beceriniz yok o halde bu tip 'anlık ileti' mecralarından uzak durunuz.
Ha illa 'Ben de orada olacağım' diyorsanız da kendinizi kontrol ediniz. Hatta kontrolle de kalmayıp kendinizi sağlıklı yetişkinler gibi davranmaya zorlayınız!

Çağımızın siyasetçi eşleri
ŞÖYLE bir yakın geçmişin 'siyasetçi eşleri'ne bakıyorum. İlk aklıma gelenler; Semra Özal, Nazmiye Demirel, Özer Çiller ve Rahşan Ecevit oluyor. Rahşan Hanım yine bu listede en 'farklı' olanlardan biriydi. Bir başbakan eşi olarak siyasete fazlaca müdahale etmesiyle tartışılırdı. Ama genel olarak hiçbiri 'duyarlı' kabul edilebilecek faaliyetlere pek sık  katılmazdı.
Hele kilometrelerce yol kat edip, yardıma muhtaç insanlarla el ele, göz göze oldukları 'seyahatler'e rastlamak neredeyse imkansızdı.
Şimdiye baktığımda ise Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan'ı Arakan-Myanmar'da, CHP Genel Başkanı'nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu'nu Uludere'de görüyorum.
Her ne kadar bu seyahatler tartışılsa, reklam, oy toplama, sempati yaratma çabası da dense fark etmez. Geçmişe baktığımda bu günün değişen 'siyasetçi eşi profili'nden fazlasıyla memnun oluyorum.

Fatih Altaylı'nın 'delikanlılık' tanımı!
RADİKAL Gazetesi yazarı Cüneyt Özdemir geçen hafta bir yazı yazmış ve özetle Dışişleri Bakanı'na 'Ortalık yangın yeriyken senin kalkıp Arakan'daki Müslümanlara yardım etmeye gidiyor olman ne beyhude iştir' demişti.
Bu yazıya sinirlenen Başbakan açtı ağzını; 'Ben buradan o medya patronuna 'yazıklar olsun' diyorum. Bu adamları köşe yazarı olarak nasıl tutuyorsunuz' dedi.
Bir klasik haline gelen 'kovun o köşe yazarını' konuşmalarından biri daha cereyan etmişti.
Başbakan'ın bu açıklamasının hemen ardından Habertürk'ün Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, Başbakan'ın herkesin gözü önünde bir gazeteciyi eleştiriyor olmasını 'delikanlıca' bulduğunu belirterek, 'Gizlice arayıp işvereninden Özdemir'i kovmasını istese daha mı iyiydi?' diye yazdı. Elbette başbakanların kendisini eleştiren yazarlara cevap verme, onları eleştirme hakkı vardır. Zaten burada itiraz edilen Başbakan'ın Cüneyt Özdemir'i eleştiriyor oluşu değil bir gazeteciye verdiği cevabın niteliğidir! Diğer yandan; bir gazete patronunu arayıp söylemektense tüm dünyanın önünde 'Kov' demek Başbakanımızın kendini gördüğü yücelikle ilgilidir, delikanlılıkla değil.
Normal şartlarda telefonda bile böylesi bir talimat vermek cesaret isterken; başbakanımız bunu tüm dünyanın önünde yapmakta sakınca görmemektedir.

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı