• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
20 Şubat 2011 Pazar

Soner mi örgüt üyesi?

Çok tuhaf yazılar okumakla meşgulüm. Her gün daha da tuhaflaşan, yeni yeni yazılar.
Bir adamdan bahsediliyor ama o adam benim tanıdığım adam değil.
Oysa onu anlatanlardan, savunan veya eleştirenlerden çok daha iyi tanıyorum ben o adamı.
Hepiniz gibi uzaktan takip ettiğim, kitaplarını okuduğum, hayran olduğum bir gazeteciydi o.
Yıllar önce çok eğlenceli bir Bodrum akşamında tanıdığım ve sonrasında hayatımın en renkli günlerini beraber geçirdiğim, vazgeçilmez dostlarımdan biri oldu o adam.
Oysa okuduklarıma göre terörist o, karanlık, bölücü, yıkıcı, darbeci.
Ayrıca 'birilerinin
adamı'.
Hay Allah'ım!
Bir yanlışlık olmalı.
Bahsedilen Soner'le benim tanıdığım Soner aynı kişi olamaz.
En iyisi beraber aydın-
lanalım.
Ben size benim dostum olan Soner Yalçın'ı anlatayım...
Keskin bir zeka, yüksek espri anlayışı, büyük bilgi birikimi ve sağlam bir dost.
Tüm bunların yanında gerçekten eğlenceli biri...
Son zamanlarda aramızdaki şehirlerarası mesafe nedeniyle buluşmalarımız seyrelmiş ama telefon konuşmalarımız aynen devam ediyordu.
Sanırım üç hafta kadar önce son buluşmamızı Bebek
Lucca'da gerçekleştirmiştik.
Yine bol kahkahalı bir buluşmaydı.
Sağımızda solumuzda oturanlar bizi dinlemekten kendilerini alamıyorlardı, haklıydılar da...
Masada neşe vardı.
Dedikodu yaptık, birbirimize sataştık, hayatlarımızdaki son durumları paylaştık, hayal kurduk.
Ki hayal kurmak en sevdiğimiz oyundu.
Bir konudan yola çıkıp, saatlerce hayalimizi genişletirdik.
O gün oturduğumuz masanın önünden geçen yaşlı ve sakallı bir beyle başladı yaşlılık hayalimiz.
Nasıl tipler olur, nasıl yaşar, neler yapardık diye konuştuk uzun uzun, yazdık da yazdık hikayelerimizi.
Alınmasız, gücenmesiz, komplekssizce...
Kendimizle de müthiş alay ederdik elbette.
Arada tartıştığımız da olurdu. Ama hepsi şahsi, hepsi kendi arkadaşlığımıza dairdi.
Şimdi kendisini bu kadar iyi tanıdığım bir adamı 'örgüt üyesi' olarak mı kabul edeceğim ben?
Kimse kusura bakmasın.
Dikte edilenlere değil kendi gördüklerime inanırım.
Zehir gibiyimdir söylemesi ayıp.
Arkadaşlarımın tüm özel hayatlarını detaylarıyla bilirim. Kimle konuşuyor, ne diyor dinlerim.
Hatta sonra da didik didik sorgu suale çekerim.
Bu huyuma en çok gülen de Soner'dir.
Ama merak ettiğim sorunun cevabını almadan da kurtulamaz elimden.
Oğlu Aren'e hayal kurmayı, yazı yazmayı özendirmek için oturup yazı yarışması yaptığımız bir adam ve o adamla yaşanan bir arkadaşlıktan söz ediyorum ben size.
Karanlık, izbe, kapalı kapılar ardında fısıldaşmalarla geçen bir hikayeden değil.
Yalçın Küçük'le edilen bir pazar kahvaltısında da bulundum, Ankara Trilye'de Doğan Yurdakul'la yenen bir öğlen yemeğinde de.
Hepsi kahkahası bol buluşmalardı.
Hiçbirinde 'bu kız güvenilir mi' diye soran olmadı.
Ya da casusluk havası veren bir durum...
Bilmiyorum, hayatımda 'örgüt' görmüş değilim ama 'örgüt' denilen olgunun böyle olmadığını bilecek kadar kafam çalışıyor.
Her telefon konuşmamızda 'bana bak bunlar artık seni kaç koldan dinliyorlarsa, sesin baya uzaktan geliyor' diyordum.
Bu sözlerim üzerine 'aman telefonda konuşmayalım bunları' diye bir yanıt almadım.
Hep gülüyorduk... Ya ben ona ya o bana 'dur o zaman dinleyen çocukların da hayatı renklensin, sana komik bir şey anlatacağım' gibi cümlelerle devam ediyorduk konuşmaya.
Şimdi siz söyleyin bana.
Ben kendime mi inanacağım yoksa iddialara mı?
Şu an içinde bulunduğu durumda arkadaşım için 'acaba sağlığını kaybeder mi' endişesinden başka hiçbir endişe taşımamaktayım.
Kafamda herhangi bir 'acaba' yok, başkalarının
ithamlarıyla da olamaz.

Mayası bozulmuş bu mesleğin
Şimdi arkadaşlık, dostluk penceresini kapatalım. Meslektaş olalım.
Meslektaşım, hatta meslek büyüğüm
Soner Yalçın, Ergenekon denen örgüte üye olmak iddiasıyla Silivri'de şu anda...
Haliyle medyada büyük ses getirdi, tartışmalara neden oldu bu durum. Herkes düşündüğünü konuşur, yazar, tartışır, savunur. Benim gibi birinin aksi bir görüşü savunması da mümkün değildir.
Ancak biri bana şu sorunun cevabını versin:
Hangi ara düzey bu kadar düştü?
Hangi ara medya dünyasının, köşe yazarı aleminin mayası bu kadar bozuldu?
Hangi ara bu sistem, kişisel hesaplaşmalara çanak tutar hale geldi?
Soner Yalçın'ın dostu olarak bu düzeysiz tiplerin onu tartışıyor olmasına sinirleniyorum.
O ağızlara Soner'in adı çok büyük gelir diyorum. Ama salt bir medya çalışanı olarak TV kanallarında edepsizce çığıran kadınları, elleri kollarıyla böğürerek konuşan oğlanları görünce, ağızlarından çıkan sözleri duyunca ürperiyorum.
Nereye gidiyor bu meslek?
Eteğini bacağının arasına sıkıştırıp terliklerini şıplata şıplata en düşük düzeyde tartışan beyinlerin eline mi kaldı bu meslek? Ya da en adi sokak ağzıyla sağa sola çemkiren oğlanların eline mi kaldı?
Çok üzülüyorum... Çok.

<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü