• $7,3718
  • €8,9716
  • 441.675
  • 1560.65
06 Mayıs 2012 Pazar

Sol örgütler hacca gidecek!

Hayatı hafif tarafından yaşamak, sadeleştirmek istedikçe dünyada ve ülkemizde yaşananlar kaotik ruh halinden çıkmamıza engel oluyor.
Oysa ben gülmek, kahkahalarla gülmek istiyorum.
Son 4-5 yıla baktığımda güldüğüm, şakaya vurduğum ne varsa gerçekleşti, başımıza felaket olarak geldi.
En güzel örneklerinden biri gazeteci arkadaşlarımın hapishanede olmasıdır sanırım.
Bu durum bende sağlam travmaya neden olmuş olsa gerek ki gülünç bulduğum gelişmeler karşısında gülemiyor, 'Aman hocam' diyorum!
Haliyle yaşanan anormallik üstü gelişmeleri ciddiye alıp karanlıklardan karanlık beğeniyorum.
İşte tam da böyle bir ruh halindeyken, kullanım sayısı her gün artan sosyal paylaşım sitelerinin bana kazandırdığı en eğlenceli şey Zaytung oldu.
Onlar tam da benim istediğim ruh halinde yaşıyor.
Önce Zaytung'un ne olduğunu anlatayım: Güncel konularla formatında alay eden bir internet sitesi.
Site 2010 yılında sadece 'uydurma' konularla haber yapıyordu. Yıllar içinde, sanırım gündemde fazlasıyla komik olaylar cereyan etmeye başlayınca 'yalanı' bırakıp 'gerçeğe' el attılar.
Twitter'dan da yayın yapıyorlar.
En tatsız, en can sıkıcı tartışmaların arkasından gelen 'haberleri' beni eğlendiriyor.
***
Mesela 1 Mayıs günü telefonumun ekranına Zaytung'dan bir ileti düştü: Antikapitalist Müslüman gençlerin 1 Mayıs gösterilerine katılmalarına iade-i ziyaret olarak sol örgütlerden oluşan bir heyet hacca gitmeyi planlıyor.
Sadece siyasi gündem değil, haberlerine magazine figürlerini de konu ediyorlar. Demet Akalın'ın evlendiği haberini gazetelerden sonra bir de Zaytung'dan okumuştum: Demet Akalın-Okan Kurt evliliğinin yankıları sürerken, bu sabah İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Beylikdüzü'nde düzenlenen bir operasyonla genç çiftin ne zaman boşanacağı üzerine yasadışı bahis oynatan 7 kişilik bir çete çökertildi. Çete üyelerinin, ünlü popçunun boşanma tarihi ile ilgili açtığı bahislerde 'Çocuk olur mu' ve 'İlk nispetli şarkı ne zaman yapılır?' gibi başlıkların da yer aldığı gelen bilgiler arasında. Sivil toplum örgütleri yaptıkları ortak açıklamada bu evliliğin yürümesi için herkesi taşın altına elini koymaya çağırdılar.
***
Zaytung, Kenan İmirzalıoğlu hakkında da şu haberi yapmıştı:
Geçtiğimiz ay İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi'nde gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk tam mimik nakli ameliyatıyla yüzüne beş yeni ifade nakledilen ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu, bir aylık rehabilitasyon sürecinin ardından dün ilk kez yeni projesi için kameraların karşısına geçti. Çekim esnasında karakterinin duygusal bir sahnesinde aniden fenalaşan İmirzalıoğlu, rol arkadaşları ve set görevlilerinin yardımıyla apar topar hastaneye kaldırılırken, doktorlarından gelen ilk açıklama, başarılı oyuncunun bünyesinin nakledilen mimiği reddettiği yönünde oldu.
***
'Sütten zehirlenen çocuklar' haberini de kendi 'dilleri'yle yeniden derlemişlerdi ki okumanızı tavsiye ederim.
Sık sık siyasi figürleri sayfasına konuk eden sitenin 'foto haber'leri de favorilerim arasında.
Mesela geçen gün Yeni Akit gazetesiyle ilgili bir foto haber vardı.
'Yeni Akit kapılarını Zaytung'a açtı' başlığının altında bir adam görüyoruz, lağım kapağını kaldırmış eliyle yerdeki deliğe buyur ediyor...
Aslında son günlerde yaşadığımız, tartıştığımız birçok konu, siyasilerin ağzından dökülen sözler Zaytung'a alay edilecek alan bırakmaz cinsten... Ama dedim ya biz korkudan, gülünecek gerçeklere de gülemez hale geldik!

Hıncal Uluç'u ölüme özendiren hayat!
Hıncal Uluç'un dünkü yazısı beni perişan etti.
Uluç, eski dostu Cüneyt Türel'in cenazesine katılmış ve orada hissettiklerini kaleme almış.
Sanat dünyasının sevdiği, başarılı bir oyuncuydu Cüneyt Türel, vefatı hepimize acı verdi. Hastaydı, 'Kurtuldu' demekte bulduk teselliyi.
Ancak Uluç'un yazısı benim için daha da acıydı. Şehir Tiyatroları'nın başına gelenlerden başlayıp son zamanlarda nasıl karamsar bir insana dönüştüğünü, mutsuz ve umutsuz kaldığını anlatıyor yazısında.
Bıkkın, küskün...
'Mutlu ve huzurlu uyanamadıktan sonra ne anlamı kaldı hayatın' diyor.
İçeride yatan meslektaşlarından, gün geçtikçe daralan 'ötekileştirme' çemberinden yakınıyor.
Hıncal Uluç, oturduğu yerden arkadaşının tabutuna bakıyor ve 'Sen yarın uyanmayacağın için ne kadar talihli olduğunu biliyor musun, dostum?' diyor...
Uluç'u beğenin veya beğenmeyin, sevin veya sevmeyin, 'Bugüne kadar neredeydi?' deyin veya demeyin, onunla kavga edin ya da etmeyin umrumda bile değil.
Bazı konularda aradaki yaş farkına bakmaksızın, kantarın topuzunu kaçırarak, dostlukları bitirmek pahasına hakkında ağır yazılar yazmış biri olarak söylüyorum ki:
Hıncal Uluç mesleğimizin kıymetlerindendir. 17 yaşından beri gazetecilik yapan, 1939 doğumlu meslek büyüğümüzdür. Onun  sabah uyanmak istemeyeceği, tabutun içinde olmaya gıpta edeceği günler yaşadığını söylemesi hafife alınacak mesele değildir. Sıkıyönetimlere, yayın yasaklarına, ihtilallere tanıklık etmiş birinden bahsediyoruz.
Hıncal Uluç, lütfen sabahları uyanmaktan vazgeçmeyin ve lütfen sessiz, tepkisiz kalmayın kendiniz için değil bizler için!

<p>Son zamanlarda hayvan dostlarımıza artan şiddete ve bir ticari mal gibi alınıp satışına karşı dur

Zeki Gümüş'le 'Rastgele' hayvan barınağında!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ankara'nın en yaşlı iki kadınına koronavirüs aşısı yapıldı

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı