• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
09 Ocak 2011 Pazar

Satın şu Hürriyet'i de rahatlayın!

Basının amiral gemisiydi, her gazetecinin hayaliydi... İsimlerden güç alan değil isimleri güçlendirendi...

Sonra olanlar oldu...
Şimdi sabah kahvaltıda okurken midede ekşime yaratıyor.
Endişe duygusunu güçlendiriyor. Bünyeyi rahatsız ediyor.
Misal; cuma günkü Hürriyet gazetesinin ana sayfası.
Mutlaka kalifiye okur durumun farkında. Ama ben yine de hadiseyi detaylandırmak isterim.

Manşette Cemil Çiçek.
Sol yana sıralanmış Nimet Çubukçu, Faruk Çelik, Vecdi Gönül, Ömer Dinçer haberleri. Sağ tarafta Abdullah Gül ve ortada Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın birer haberi.

Pardon pardon Erdoğan hakkında iki haber. Birincisi 'Erdoğan kar duası istedi' ikincisi 'Erdoğan'a Kuveyt'ten ödül'...

Birinci sayfadaki diğer haber konuları mı? Hemen söyleyeyim bir magazin haberi, bir karikatür, iki de köşe yazarı anonsu.

Adeta AK Parti basın bülteni gibi. Tek fark profesyonel ellerce güzelce haberleştirilmiş.
Kimseden bir itiraz yok. Köklü okurun sesi çıkmıyor. Çıksa ne olur? Ama çıkmıyor zaten.
Kimse gazetesinin yeni halinden şikayetçi durmuyor.
Sağa-sola yalpalamadan işe devam etmeye çalışan köşe yazarlarının da her ne kadar içinde bulundukları durumu bilsek de halleri iç burkuyor.
Bende diyorum ki artık satın bu gazeteyi hem siz kurtulun hem biz.

Vah vah vah...
Hiçbir ülkenin ecdadı bizimki kadar dokunulmaz değil. Hiçbir ülkenin atası bizimki kadar hassas değil. Hiçbir ülkenin etnik konuları bizimki kadar işlenemez halde değil.
Adamlar Henry Tudor'un hayatını dizi yapıyorlar. Elbette ki izlenebilmesi için 'özel' kısımları ön plana koyarak... O dizi 5 sezon devam ediyor. Ufak tefek itirazlar, protestolar oluyor ama 'meclis' düzeyine çıkacak bir ülke sorunu haline gelmiyor. İngiltere halkı kraliyet ailesini alenen Diana'ya suikast düzenlemekle suçluyor, bu konuda diziler, filmler, belgeseller çekiliyor... 'Ecdadımız bir Diana üzerinden yorumlanamaz' diyen çıkmıyor...

Bizde Muhteşem Yüzyıl adlı bir dizi çekiliyor. İzlemesi de zevkli bir sonuç çıkıyor ortaya ama herkes ayaklanıyor. Neymiş efendim biz padişahımızın yatak odasını görmek istemiyormuşuz... İlk defa mı padişahlarımızın yatak odaları konu oluyor? Okuma alışkanlığı olmayanlar için evet. Oysa harem ve padişahlarımızın özel hayatları 'artık sıkıldık' denecek kadar çok yazıldı çizildi. Bırakın bu saçma konuları. İsteyen izlesin istemeyen, beğenmeyen izlemesin. Artık biraz aşalım bu saçma tutumları... Tutumların dışında dizinin senaristi, yapımcısı, oyuncusu adeta taşa tutuluyor. Her ağızda aynı söylem 'hedef gösteriliyorlar'... Farkında mısınız bilmiyorum ama son zamanlarda zaten herkes, her konuda birbirini hedef gösterir oldu. Millet ayaklanmaya yer arıyor. Gazetelerde işleyecek konu yok. Siyaseti açıkça tartışamayacak halde olanlar Muhteşem Yüzyıl'ı filan tartışıyor. Oysa kimine göre müsamere düzeyinden bir tık ileriye gidememiş bir dizi. Ama ülkenin önde gelenleri, siyasiler 'ecdadımızı yanlış tanıtıyorlar' derken, tarihçiler 'aman bu bir dizi, belgesel değil. O yüzden biraz gerçek dışılık olacaktır' açıklamaları yapıyor. Tam zekasız insanlara yapılacak türden açıklamalar.
Keşke kendimize bu açıklamaları yaptırtmayı layık görmesek. Keşke 'Ne diyor bu adam ya, ne saçmalıyor. Bir dizi yüzünden bu konu tartışılır mı hiç' algısına ulaşabilsek...
Ne olur 'agu' düzeyinden bir tık yukarıya çıkabilsek?
Çok mu kötü olur?

Eş nasıl kaybedilir?
Okumak ve yazmak iyidir. Saçmalasanız da zor anlasanız da okumaya ve mümkünse yazmaya zorlayın kendinizi. Yoksa ilerlemek mümkün olmayacak.
Bu hafta kitapçı alışverişimden yüzümde müstehzi bir gülümsemeyle ayrıldım.
Aslında başa döneyim. Rafta gördüğüm beyaz kitap ilgimi çekti, sonra hemen o imzayı tanıdım. 'Vay be, biz uyuyoruz o hep çalışıyor' dedim kendi kendime. Ali Saydam peşini hiç bırakmaya gelmeyenlerden. Yazmış, bitirmiş bizim haberimiz olmamış.
Elbette hemen satın aldım 'Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir'i... Hem ondan öğreneceklerim olacak hem de onla uğraşacak 'yeni malzemeler' kazanmama yardımcı olacak bu kitap. Tabii siz o 'konuları' bilmeyeceksiniz, sadece 'bizim masa' şahit olacak.  Ama Ali Saydam'ın eş ve müşteriyi birbirine yakın mantıklarda tutması, strateji kurmayı tavsiyelemesi ve her şeyden önce insanın kendisini sorgulamasına sebep olan o ilginç zeka oyunlarından birine davet etmesi bana epey çekici geldi.
Şimdilerde Saydam'ın kitabını okumakla meşgulüm, kim bilir belki içinden çıkan konulardan birini sizinle paylaşırım. Ben başarı arayanların, bulmuş olanların gözlemine de ihtiyacı olduğuna inananlardanım...

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kurşun kalemlerin ucunda sanat

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar