• $7,3757
  • €8,9854
  • 443.195
  • 1551.57
30 Ocak 2011 Pazar

Nihayet 'Babalar', nihayet!

Son dönemlerde hiç olmadığı kadar gündemde TÜSİAD. Elbette sebebi Başbakan'ın istediği gibi referandumda taraf belirtmemeleriyle başlayan 'üzerileri çizilecek mi, Başbakan'ı kızdırmanın bedeli ödetilecek mi' gibi konulardı.

En son toplantılarına Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla barış çubukları yakılmış, hatta 'Babalar' hitabıyla sıcak bir iletişim tekrar kurulmuş görünüyordu. Babalar, yani TÜSİAD yeni bir hareket başlatıyormuş. Türkiye'de cereyan etmekte olan genç işsizliğine son vermek amaçlı bu girişim henüz projelendirme aşamasındaymış. Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerde oluşturulacak grupların her birinin bir işadamı başkanı olacakmış.  Ve bu gruplar birbirleriyle yarıştırılacakmış.

Mustafa Koç ve Ümit Boyner'in de bire bir içinde olacakları bu yarışma için bazı günler işadamları ve gençler sabahlara kadar fikir geliştirme çalışmaları yapacaklarmış. Fikir, buluş ve yetenekleriyle yarışacak gençler arasında kıyasıya bir rekabet yaşanacakmış. Türkiye'nin 'babalar'ının önünde gerçekleşecek bu yarışmanın ödülü küçük, sembolik bir şey olacakmış. Özellikle hiçbir yarışmacıya iş bulma vaadi verilmeyecekmiş. Mantık: Ülkenin tüm etkin ve yetkin işadamlarıyla tanışma ve onları etkileme fırsatı yakalayacak gençlerin aralarından 'parlak' olanların mutlaka 'kapılacağı'ymış. Ne diyelim, tebrikler. Tüm 'babalar'ın bir araya gelmesinden ortaya böyle bir şey çıkmalıydı zaten. Geç bile kalındı...

Deniz Baykal'a son darbe
İnsan Ankara'da yaşayınca, ister istemez siyasi kulislerden uzak duramıyor. Son günlerde Ankara'da hoş karşılanmayan bir Meclis dedikodusu dolaşıyor.
Konuyu özetleyeyim; Deniz Baykal TBMM'de bir büro talep ediyor. Ve özellikle 'konumuna, durumuna yakışır' bir oda diye vurguluyor. Ancak Baykal'a tahsis edilen oda hem kendisinin hem de odayı görenlerin şaşkınlıklarına sebep oluyor. Baykal'ın talebi tuvaletin karşısında, küçücük büro olarak hayat buluyor. Odanın tuvaletin karşısında oluşu bir şok yaratmışken, metrekaresi ikinci şok oluyor anlayacağınız. Ses yalıtımının yetersizliği de ayrı bir sıkıntı. Bu durumdan Meclis Başkanı'nın haberi var mıdır, yok mudur bilemiyorum ama Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı, Maliye ve Enerji Bakanlığı yapmış hayatının neredeyse tamamını ülke siyasetine adamış birine bu kadarı da yapılmaz. Not: Hazır konu Deniz Baykal ve Ankara kulislerinden açılmışken, Baykal'ın sık sık Fethullah Gülen'in televizyon konuşmalarını izlediği ve son günlerde Gülen'in açıklamalarını daha bir özenle ve önem vererek takip ettiği konuşuluyor. Anlayacağınız Baykal kendine tahsis edilen odaya şaşırırken başkaları da onun izlemediği, kaçırdığı bir tane Gülen konuşması dahi olmamasına şaşırıyor.

Çatlaklıktan hoşlanıyorsanız mutlaka okuyun...
Yiğit Karaahmet adı size ne kadar tanıdık geliyor bilmiyorum ama medya dünyasının gayet 'iyi' tanıdığı biridir.
Kötülükler kralı, iğneleme, alaşağı etme üstadıdır kendisi. Keskin zekası ve sivri kalemiyle güldürür sizi. Hakkınızda kalem oynatsa da o fettanlık komik gelir, sinirlenemezsiniz. Diyeceğim odur ki, değişik tarzlara, farkı espri anlayışına, yazıda edepsizliğe, çatlaklığa meraklıysanız veya sadece gülmek istiyorsanız alın 'Yiğit Karaahmet'in Şahane Hayatı' adlı  kitabı, ne demek istediğimi okurken daha iyi anlayacaksınız.

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler