• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
13 Ağustos 2011 Cumartesi

Neyim ben? Uzaylı mı?

Oldum olası sınırlardan nefret etmişimdir. Hele ki başkaları tarafından dayatılanlarından...
Kimse bana kimlerle arkadaşlık edeceğimi, kimleri kabul edip kimleri etmeyeceğimi söyleyemez. Söyleyemedi de zaten...
Bir dostum yıllar önce 'kişiyi içinde bulunduğu ortam besler' demişti... Çok da doğru söylemişti.
Meslek olarak gazeteciliği seçmeseydim hangi bahanenin arkasına saklanırdım bilmiyorum ama:
Dini bütünü,
Dinsizi,
Eşcinseli,
Düzcinseli,
Sapkını,
Tutucusu,
Eski dincisi,
Yeni dincisi,
Kürt'ü,
Yahudi'si,
Rum'u,
Alkol düşkünü,
Ağzına alkol sürmemişi...
Hepsi tarafımdan kabul edilir.
Kaldı ki; pek de geniş bir arkadaş yelpazem vardır.
Dudak uçuklatacak mesleklerden tutun da mütenasip ev hanımlarına kadar... İnanmazsınız belki ama dinine sıkı sıkıya bağlı, namazında niyazında fakat eşcinsel olanı da vardır aralarında...
Ama yalancısı, hırsızı, yalakası, dolandırıcısı, yanaşması, çıkarcısı, kişiliksizi yoktur listemde.
Aslında kabul görmemesi gereken de onlardır zaten!
Ben insanları kendi terazimde tartarım.
Her biri nevi şahsına münhasır tiplerdir... Hepsi canım ciğerim... Hepsi dostum.
Kimi üstsüz güneşlenir, kimi yanında biri olunca mayoyla dahi görünmekten kaçınır.
Onlar beni olduğum gibi ben onları oldukları gibi kabullenirim.
Kimi AKP'lidir, kimi CHP, kimi BDP'li ama dosttur hepsi...
Konuşuruz, tartışırız da ama 'ben gibi olmadığın için olamazsın hayatımda' demeyiz, diyemeyiz...
Yıllar önce türbanlı genç bir kızla tanışmış, çok sevmiştim. Arkadaşlığım sürsün de istedim... Ama uzak durdu benden, durmasa hayat listemde onun da olmasını çok isterdim...
İnsan kendi küçük dünyasında böyle bir düzen kurduğunda dışarıdaki büyük dünyada yaşananları da anlamakta zorluk çekiyor haliyle...
Gencecik bir kız şort giymiş, onu tanımayan, hayatında hiçbir söz hakkı olmayan sadece aynı taşıtı kullanmak durumunda kaldığı adamın biri 'uygun bulmamış' ve basmış yumruğu!
Adamın biri oruç tutmuyormuş, yolda sigarasını tüttürerek yürüyormuş. Hiç tanımadığı, aynı sokağı kullanmak durumunda olduğu bir yabancı tarafından 'uygun bulunmamış' yemiş kafasına sopayı!
Okumuş-yazmış adamın biri çıkmış televizyona, oturmuş Balçiçek İlter'in önüne 'uygun bulmam', bulmadığım için de, sokaklarda öpüşe koklaşa, sarmaş dolaş gördüğümü polise şikayet ederim demiş!
Şahsen; son zamanlarda boğuluyormuş gibi hissediyorum kendimi. Dedim ya sınır sevmem... Hayatım birileri tarafından sınırlanıyor sanki. Görünmeyen eller nerede, kiminle, hangi zamanlar içinde, ne kadar ve ne yapacağımı belirliyor adeta.
Oysa ben yelpazenin tüm renkleriyle bir arada ve özgür olmak istiyorum!
Hayatıma, arkadaşlıklarıma, giydiğime, yediğime, içtiğime dokunulma ihtimaline bile tahammül edemiyorum!
Neyim ben sizce? Uzaylı mı?
ÖNEMLİ NOT:
İstanbul'da şort giydiği için, otobüste saldırıya uğrayan voleybol oyuncusu, Nurcan İbrahimoğlu'na yapılan hareketi protesto etmek için bir yürüyüş düzenlenmiş. Herkesin şort giyerek katılacağı yürüyüş; bugün saat 14.00'te Kadıköy'deki Beşiktaş iskelesinde buluşup, vapurla Beşiktaş'a oradan otobüsle Levent'e ve oradan da metroyla son durağa kadar gidilecekmiş!

Can Yücel mi, Edip Cansever mi?
Yıllar önce, Can Yücel'in Datça'daki evine gitmiştim.
Yücel'in ölüm yıldönümü dolayısıyla eşi Güler Yücel'le röportaj yapmaya.
Konudan konuya atlamıştık. Saatler sonra kahkahaların durmadığı, aralarda kızı Su'nun da bize eşlik ettiği uzun bir ses kaydıyla ayrılmıştım evden. Yücel Ailesi'nin tamamına da gönülden  bağlanmıştım açıkçası.
Büyük dedelerin, torunların, çocukların hepsinin hikayesi birbirinden doluydu.
Ölümsüzlüğü hak eden cinsten hayatlar...
Can Yücel hakkında şehir efsanesine dönüşmüş birçok hikaye dolaşır etrafta, çoğu yalan ya da abartı olan.
Tam bunlardan Duygu Asena'lı olanını konuşuyorduk ki, eşsiz bir anı anlatıldı Güler Hanım tarafından...
Edip Cansever ve Can Yücel'in dostluğu bilinir, içkiye düşkünlükleri de. Bu iki yakın dost kafaları çektikleri bir gecenin sonunda Cansever'in Bebek'teki evine giderler. Koyu bir muhabbetin ardından uyku zamanı gelmiştir. Cansever, Yücel'e salon-
daki koltuğu hazırlamıştır ve uyumak için odasına çekilir. Uykusu kaçan Can Yücel etrafta dolanırken yemek masasının üzerinde Cansever'in henüz kaleme alınmış 'Yerçekimli karanfil' şiirini görür. Alır eline bir kırmızı kalem ve başlar şiiri baştan sona 'kendine göre' değiştirmeye. Sonra da yatar uyur. Sabah olup da Edip Cansever uyandığında büyük bir kriz kopmuştur. İddialı bir şair diğer bir iddialı şairin eserini değiştirmiştir çünkü.
Küsülür... Hem ne küsmek.
Birbirlerini gördükleri yerde kafa çevirecek kadar.
Bu duruma dayanamayan Güler Hanım ikisinden habersiz bir buluşma ayarlar. Meyhane masasında bir araya gelen ikili hararetle tartışmaya başlar 'durun bakalım öyle kolay değil küsmek' uyarısıyla durulur masa. Uyarıda bulunan Güler Yücel garsondan boş bir kağıt ister. Masaya gelen kağıdı ortaya koyan Güler Yücel 'Bir ucu senin diğeri senin, hadi bakalım başlayın yazmaya hanginiz daha iyisiniz görelim' der... Gece kahkahalar ve sarılmalarla son bulur!
Can Yücel'i andığımız, ölümünün 11. yıldönümünde bu hoş anıyı sizlerle paylaşmak istedim.

<p>CHP’nin yayın organı Halk TV’de program sunan Özlem Gürses MHP lideri Devlet Bahçeli&

Sağlık Bakanlığından Halk TV sunucusu Özlem Gürses'e yalanlama: Öyle bir personelimiz yok

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

MİLGEM Projesi'nin 5'inci gemisi denize indi

Soğuk havaların etkisini arttırdığı Erzincan'da, Girlevik Şelalesi dondu