• $7,3996
  • €9,011
  • 440.304
  • 1536.25
13 Kasım 2011 Pazar

Ne yap ne et bir daha asla doğma!

Hinduların hayat felsefesi gayet net; bir daha dünyaya gelmemek. Reenkarnasyona ve karmaya inanıyorlar. Karmalarını temiz tutmaya çalışıyorlar.
Gelişimini tamamlamamış, sınavların tamamından geçememiş insanların tekrar tekrar dünyaya geldiğine inanıyorlar.
Milyonlarca tanrıları var. Ama felsefe ortak.
Tüm hayatı iyi insanlar olarak geçirmek, kimseyle düşman olmamak, dünyevi zevklere bağlı yaşamamak yetmiyor. Son nefesini Ganj Nehri kıyısında vermek ve yakılıp küllerinin nehre serpilmesini sağlamak.
Ganj (onlar Gang diyor) ve Ganj'a bağlanan diğer kolların kutsallığına inanıyorlar. Ganj'a külü serpilen faninin yolculuğunu tamamladığı, bir daha reenkarne olmayacağını düşünüyorlar.
Bu onlar için o kadar da kolay bir iş değil.
Çünkü çok fakirler ve yakılmak için odun, odun için de para gerekiyor.
Bir rivayete göre yakılacak parayı bulamayanların cesedini gizlice nehre atıyorlarmış.
"tugce.jpg"
ÖLÜ SOLUMAK...

Ve Agra'dan geçen Ganj'ın kollarından birinin kenarına kurulmuş  'yakım' yerine gittik.
Arabadan inmemizle duman altında kalmamız bir oldu. Aynı anda altı cenaze birden yakılıyordu.
Cenazelerin yakım anının bir ritüeli yok.
Önce kıyafetler çıkarılıyor sonra ölünün etrafını tezek, odun ve otlarla çevirip ateşe veriyorlar. Cenaze kül olup kendiliğinden sönene kadar bekleniyor. Ağıt yok, haykırma, bağırma yok.
Sonra küller nehre atılıyor. Çoğunlukla süpürülüyor demek daha doğru olur aslında. Külün nehirle buluşması tamamlandığında ortalıkta bir insan bile kalmamış oluyor.
Nereye giderseniz gidin, etrafınızı dilencilerin sarmaması mümkün değil. Ve 'sakın verme' uyarısı bilenlerden geliyor. Ama bu iş için dilenene para vermek büyük sevap kabul ediliyor. Köyünden haftalarca yürüyerek nehir kıyısına ulaşandan tutun da, ölümün gelmesini bekleyenlere kadar bambaşka bir dünya.
Tüm öğrendiklerimiz, ezberlediklerimiz, bildiklerimizin tam tersi yaşanıyor orada.
Ve inanır mısınız gözlerinizin önünde yakılan onlarca cesetten rahatsız olmuyor, geceleri rüyanızda boğuşmuyorsunuz. Çünkü o kadar normal ki onlar için ölüm, hatta doğum daha kabullenilmesi zor bir mesele. Ölüm bir nevi özgürlüğe kavuşma onlar için.
Haliyle yemek yer gibi, ortalıkta, gizlemeden, dualar etmeden, ayinler düzenlemeden yakıveriyorlar ölülerini. Sen de herkes gibi kanıksıyorsun!

TAC MAHAL'DE NE VAR?
Genelde ülkelerin fazlaca ünlenmiş, sembol haline dönüşmüş yapıtlarını gezmekten hiç hoşlanmam. Çünkü çoğunlukla hayal kırıklığı yaratır insanda...
Ama Tac Mahal için aynısını söylemek çok zor.
Karanlık ve dev kapının ardından minicik de olsa göründüğü o ilk anda vuruluyorsun mimarisine.
Yüzlerce fotoğraf çekmek geliyor insanın içinden.
Ve elbette hikayesi, içinde aşk olması filan da etkiliyor insanı.
Nehre yansıyan silueti nefes kesici.
Agra'nın en ünlü oteli...
Tahmin edeceğiniz üzere kuyruklarda uzun zaman bekledikten sonra içeriye girebiliyorsunuz. Yarı değerli taşlarla işlenmiş duvar süsleri hayranlık uyandırmayacak gibi değil.

TAVSİYE

Yolunuz Agra'ya kadar düşerse mutlaka Agra Kalesi'nde Şah Cihan tarafından yaptırılmış Shish Mahal'ı görmelisiniz.
İçinde tek bir camı olmayan, duvarları ve tavanı aynalarla işlenmiş, içeride mum yakıldığında ortaya çıkan görsellik olağanüstü.
Shish Mahal senede sadece iki gün açıkmış. O iki günü yakalamak ise neredeyse imkansız. Ama Hindistan'ın her yerinde olduğu gibi orada da imdadınıza 'para' yetişiyor. Bir parça rüşvetle Shish Mahal'in kapılarının gizli gizli açılmasını izleyin!

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi