• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
16 Ocak 2013 Çarşamba

Mektuplar çok şey anlatır

On sene önceydi, Zeynep Altıok'la Fazıl Say'ın bir konseri sonrasında tanışmış, sohbet esnasında kendisinden röportaj talep etmiştim.
Birkaç gün sonra Taksim The Marmara Otel'inde buluşmuş annesi Füsün Akatlı, babası Metin Altıok, babasını Madımak katliamında kaybedişi ve sonrasında yaşanan süreçle ilgili konuşmuştuk...
O zamanlar çalıştığım gazeteye dönmüş, heyecanla röportajı deşifre etmiştim. Gece yarısı 'işi' editörlere göndermiş ve huzurla evin yolunu tutmuştum.
Daha sonra konu sakıncalı bulunduğu için röportajın yayınlanmayacağını anlamıştım. Elbette bu bana benim şu an size aktardığım netlikle açıklanmamış, günlerce süren oyalamalardan ve benim bitmek bilmez ısrarlarımdan sonra sadece ima edilmişti.
Toyluk işte... Şimdi olsa bir dakika daha o gazetede çalışmaya devam etmezdim.
***
Zeynep Altıok'u tanıdığım gün içimden gelen tek şey ondan özür dilemekti.
Bunu kendisine de söylemiştim.
Her evladın babası kahramanıdır ama kızların babalarıyla ilişkisi bir başkadır.
Babasının etrafı cehalet tarafından sarılmış, siyasi otoritelerce göz yumulmuş, güvenlik güçlerinin tanıklığında bir otelin içine kıstırılıp cayır cayır yakılmış bir kız çocuğuna dokunup ondan özür dilemeye ihtiyaç duymamak insan olan için anlaşılır şey değil.
Elbette o günlerde Zeynep bir kız çocuğu değil, çoktan yetişkin bir kadın olmuştu ama bunu benim yüreğime anlatmak çok zordu...
***
Yıllar sonra bambaşka mücadeleler Zeynep Altıok'la tekrar yan yana gelmemize neden oldu. Aramızda bir dostluk, kırılması zor bir dayanışma oluştu.
Bugünlerde biriyle yan yana yürümenin, yürüyebilmenin kıymetini bilenler beni daha iyi anlayacaklardır eminim...
Şimdi elimde Zeynep'in babasının yeni kitabı...
Yani Metin Altıok'un kızına yazdığı hasret dolu mektuplardan derlenmiş 'Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar' adlı kitap...
Okumayı henüz bitirdim.
Canım yine Zeynep'le beraber yandı...
Ve Zeynep gibi niceleriyle...
***
Zeynep bu kitabı kendi gibi baba hasreti çeken Nazlıcan'a ithaf etmiş, Silivri Cezaevi'nde yatan Tuncay Özkan'ın kızı Nazlıcan'a... Bu süreçte tanıdığım ve gurur duyduğum o gencecik, pırıl pırıl Nazlıcan'a...
Kahramanı cezaevinde olan ve hasretini mektuplarla, haftada bir saatlik görüşlerle dindirmeye çalışan Nazlıcan'a...
Netliğe sevdalıyım ben, kıvırmayı sevmem; Nazlıcan Özkan da Zeynep Altıok da kıymetlidir benim için.
Her ikisinin de mağduriyeti, mağduriyetim. Her ikisinin acısı, uğradığı adaletsizlik de yüreğimde yara...
O sebeple bu kitap da pek kıymetli benim için.
***
Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar; bir baba ve kızı arasında yaşanan o özel dünyanın kapılarını açıyor okura.
İmkansızlıklar yüzünden ayrı düşmüş, sıkıntılarla boğuşan bir babanın kızına yazdıklarını okumak insanı derinden etkiliyor.
Hele bir de öykünün sonunu bilerek okuduğunuzu düşünürsek, daha ilk mektupla hüzne teslim oluyor insan.
Gurbetteki baba şaiir olunca yazdıkları edebi değer taşıyor.
Söz konusu baba bir de Metin Altıok olunca kızına yazdığı mektuplarda dönemin koşulları, siyasi meseleler ve haksızlıklar da yer alıyor...
Benim için kıymetli olan bu kitabı bir solukta okudum.
Tavsiyem sadece okumakla yetinmemeniz, evlatlarınıza ve sevdiklerinize de bu özel mektupları okutmanız...
<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor