• $7,4585
  • €9,0634
  • 443.48
  • 1565.01
14 Temmuz 2012 Cumartesi

Katiller entelektüel muamelesi mi görüyor?

Geçen sabah telefonum çaldı 'heyet tahliye talebini redetmiş' diyordu karşıdaki ses.
'Sebep?' dedim, güldü 'Tübitak raporunun henüz gelmemiş olması' dedi..
'İyi de diğer tahliyeler neden yapıldı o halde, o bilgisayarlarda da dijital veri bulunmuştu' diye agresifleşecek oldum sözümü kesti 'Sen de hala saf saf konuşuyorsun' dedi. Kapattık telefonu.
Günlük gazeteleri henüz okumaya başlamıştım.
Haliyle okuduğum 'adli vaka' haberleri belleğimde meslektaşlarımın  'esret'inin devam edeceği bilgisiyle harmanlandı.
***
Mesela; kamuoyunda 'bahçelievler katliamı' olarak bilinen toplu cinayetin hüküm giyen katilleri 3.yargı paketiyle salıverilmişti.
Sanırım, salıverme kararı verilirken öldürdükleri 7 genç önemsenmemişti. Veya telle boğmak suretiyle yedi gencecik canı alabilenler tehlikeli görülmemişti.
***
Bir sonraki haber; hırsızlık ve uyuşturucu suçlarından 13 sabıkası bulunan Yunus B hakkındaydı. 10 gün önce bir evi soyarken suçüstü yakalanmış, adliyeye sevk edilmiş ve denetimli serbestlik yasasına göre her gün imza vermesi karşılığı serbest bırakılmıştı. İmza vermek için adliyeye gittiğinde ise masa üzerinde duran savcının cep telefonunu çalmıştı.
Sanırım; denetimli serbestlik kararı verilirken azılı hırsızın canını yakacağı vatandaş önemsenmemişti. Belli ki hırsız tehlikeli de bulunmamıştı.
***
Okumaya devam ediyorum; Yavuz Ç askerdeyken komutanını, evlendikten sonra kayınvalidesini bıçaklamıştı. Tophane'de bir cinayet işlemiş ve hapise girmişti. Koğuş arkadaşını da öldürmüş ama tahliye olmuştu. Ve Perşembe günü eşi Gülay Ç'yi 2 yaşındaki kızlarının gözü önünde 50 bıçak darbesiyle öldürdü. Ve kaçtı.
Sanırım; tahliye kararı verilirken arkasından gelecek cinayetler önemsenmemişti. Belli ki katil toplum için tehlikesiz bulunmuştu.
***
Gazeteleri katlayıp yerine koydum.
Kafam yine karıştı.
Cezaevleri ağzına kadar dolu.
Ama katiller, tecavüzcüler, hırsızlar dışarıda. Peki o halde hapishaneler kimlerle dolu?
Büşra Ersanlı'yla, 700 öğrenci ile, gazetecilerle, yazarlarla, Soner Yalçın'la, Mustafa Balbay'la, Tuncay Özkan'la.
O halde mahkemeler onlara 'azılı katil' muamelesi yaparken azılı katillere 'entelektüel' muamelesi mi yapıyor?
Özgürlüklerini bir an önce verip yeni 'kanlı eserleri' üzerinde çalışmak için zaman kaybetmesinler diye mi bu anlayışlı, tahliyeci tavır?
Diğer yandan; 'yazar takımına' ise özgürlüklerini vermemek için büyük çaba sarf ediliyor, herhalde çıkıp yazılar yazıp, yeni kitap çalışmaları yapamasınlar diye.
Katiller tehlikesiz ama entelektüeller tehlikeli bulunuyor yani, öyle mi?
İşi; yazıyla, çiziyle, kitapla, kalemle olanlar katil muamelesi görüyor. Boynuna poşu bağlayan, pankart açan çocuklar cani gibi yargılanıyor.
İşi; tabancayla-bıçakla, vatandaşın cüzdanı, milletin karısıyla-kızıyla olanlar ise insan muamelesi görüyor.. Gel de kafayı yeme!

Silivri'ye Can Dündar çıkartması!
Öyle kepaze bir haldeyiz ki yalancıya, riyakara, döneğe öylesine alışmışız ki aslında olması gereken duruşlar karşısında şaşırıyoruz.
Birbirine sahip çıkan meslektaşları görünce teşekkürler yağdırıyoruz.
Adam gibi duran, adam gibi konuşanla karşılaşınca duygulanıyoruz.
Resmen adamlık istisna olmuş..
Geçen hafta Ergenekon davasına tanık olarak çağrılan Can Dündar, tatilini yarıda kesip Silivri'ye gitti.
Tarihe adını altın harflerle yazdı.
Ve eğilmeden, bükülmeden en önemlisi de korkmadan doğru bildiğini 'kayıtlara geçtiği' bilinciyle söyledi.
'Kayıtlara geçtiğini bilerek' kısmını özellikle vurguluyorum, çünkü bu kulaklar o kadar çok fısıldarken kükreyen ama iş yüksek sesle konuşmaya geldiğinde miyavlayanları duydu ki.

'Sistem' sessiz...
Nefret söylemi bir süre sonra nefret suçuna dönüşür.
Dönüşmese de söylemi bile ahlaksızlıktır.
Bir insanı başka bir kesimin kızgın kalabalığına hedef göstermek, adiliktir. Irkçılık ve ırkçıları köpürtme çabası içine girenlerin hukuki yollarla cezalandırılması gerekir.
Yani en azından medeni ülkelerde böyle olur.
Geçen hafta, Yeni Akit gazetesi, Uludere ziyareti sırasında verdiği röportaj nedeniyle  hedefe Rakel Dink'i koydu.
Akit. 'Türkiye'ye saldırı, Rakel Dink bölücüdür' gibi kışkırtıcı haberler yaptı.
Karikatür dergilerini kapatan, yazarları işsiz bırakan, gazete yönetimlerini değiştiren 'sistem' ise hiç ses çıkartmadı.
Gerçi bu Yeni Akit'in ilk vukuatı değil.
Gazete ırkçılık ve aydınları hedef göstermek için çıkıyor adeta.. Ama bu durum kimseyi rahatsız etmiyor işte..

<p><strong>'Reformlar kamuoyuna sunma aşamasına geldi'</strong></p><p><strong>BAŞKAN ERDOĞAN'DAN ÖNE

19 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Şuşa'ya giden ''Zafer Yolu'' eylülde hazır olacak

Engelli ve yaşlılara aşı uygulanmaya başladı