• $8,1073
  • €9,78
  • 463.029
  • 1371.07
27 Mart 2011 Pazar

Jeton şimdi düşüyor...

Son zamanlarda cumartesi sabahları renkli yazılar yazma arzusuyla giriştiğim 'önce gazeteleri oku sonra yazını yaz' ritüeli pek karanlık biter oldu.
Bildiğiniz gibi en büyüğünden en küçüğüne olmak üzere köşe yazarları tedirgin. Kimi alenen 'çok korkuyorum' diyor, kimi 'içeri atılsak ne yaparız' esprileriyle. Ama sonuç aynı. Özgürlükler sıfırlanmış durumda ve meslektaşlar hapiste.
Soner Yalçın olayı yaşandığında medya o kadar kişisel hesapların, kavgaların peşine düştü ki meselenin esas önemli ve gerçek kısmı kaynadı. Ama şimdi kitap baskını ve Soner Yalçın'ın bu kitapla ilişkilendirilme şekli herkesi sarstı.
'Nefret suçu' diye böğürenler şimdi epey tedirgin...
Mesele zaten Soner Yalçın, Mustafa Balbay veya Ahmet Şık meselesi değildi, mesele özgürlüğümüzün elimizden gitmiş olmasıydı.
Soner Yalçın hakkında yazdığım yazıdan sonra 'yandaş medya'cı yazarlar beni kalemlerine doladılar, mailer attılar.
İşin vahametini o zaman daha iyi anladım.
Nasıl da 'adam asmaca' oynuyor, nasıl da manipülatiftiler...
O zaman söyledim şimdi de söylüyorum Soner Yalçın'ın örgüt üyesi olma ihtimali benim gözümde sıfırdır. Ve birtakım insanların (buna yargı da dahil) iddialarıyla kafam karışmaz.
Soner Yalçın benim arkadaşımdır.
İçeride olması beni bir meslektaştan öte ilgilendirir.
Ancak hayatımda hiç tanışmadığım ve Ergenekon davasından yargılanan gazetecilerin hepsine eşit düzeyde sahip çıkmaya bakarım. Mustafa Balbay için imza gününe de katılırım, Nedim Şener ve Ahmet Şık için düzenlenen yürüyüşe de. Çünkü benim derdim isimlerle değil bundan sonra yaşayacağımız günleri gözümde canlandırabilmemledir...

Tehlikeli ilişkiler
Çok uzun bir aradan sonra geçen hafta ilk kez tiyatroya gittim. Hatta Şehir Tiyatrosu Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yenilenen yüzünü de ilk defa gördüm ve baya hoşuma gitti. Özellikle Lütfü Kırdar ve Şehir Tiyatroları'nın bulunduğu alanın düzenlemesine hayran kaldım.
İzlediğim oyuna gelince,
Tehlikeli İlişkiler (Dangerous Liaisons) adlı bir romandan uyarlama. Bu roman yıllar önce sinemaya aktarılmış hatta başrollerinde Michelle Pfeiffer, John Malkovich, Glen Close oynamıştı. İşte şimdi de tiyatroda.
Aleksandar Popovski yönetiminde sahnelenen oyun gayet başarılı.
Başrollerden biri televizyon dünyasından tanıdığınız Levent Üzümcü.Üzümcü bu oyunla Afife Jale Ödülleri'ne aday.
Aslında oyunun neredeyse tamamı Afife Jale Ödülleri'ne aday diyebiliriz. Mesela Popovski yönetmen dalında, Şebnem Köstem'de en iyi kadın...
Ama bana göre oyunun en başarılı yanı dekorları. Tek kelimeyle hayran kaldım!

Beren Saat bile kurtaramaz
Yazılarımı iyi takip edenler bilirler ki Beren Saat'i beğenirim. Sadece fiziki özelliklerinden değil, duruşundan, yaşam tarzına birçok nedenden..
Şimdi sen bu güzel kızı al, epey de bir para dök ve ortaya çıkarttığın iş Patos reklamı olsun.. Biz de gülelim.. Biliyorsunuz cipsi gören Beren Saat oradan oraya uçuyor. Saçma sapan. Neyse diyeceğim o dur ki; standartlar yükselsin, fikirler keskinleşsin, zekanızla hayran edin bizi, ortaya hoşumuza gidecek işler çıksın. Yoksa babam da Beren Saat'in güzelliğini ön plana çıkartan ama berbat bir reklam çekebilir yani!

Yeni yaş kararları
Önümüzdeki hafta yeni bir yaşı yaşamaya başlayacağım. Yeni yaşa yeni kararlarla girmek lazım... Bu kararları liste halinde yazmak lazım... Buyurun benim 'yeni yaş listem'...
- Bir düşüncesi, bir duruşu olmayan hiç kimseyle ahbaplık edilmeyecek.
- 'Taşralı' zihniyetten uzak durulacak.
- Daha çok okunacak ve daha çok konuşulacak.
- İhmal edilen dostların gönülleri alınacak.
- Sabahları okunan gazete sayısında indirim yapılacak. Gerçekleri yazamadığını bildiğin gazeteler ve yazarlar okunmayacak. Boşu boşuna sinirler bozulmayacak.
- Twitter daha aktif kullanılacak.
- Tarafımdan reddedilen fotoğraf çekimi talepleri yeniden değerlendirilmeye alınacak. Ve buna Bennu Gerede'yle yapılacak bir çalışma ile başlanacak.
- Aileye daha fazla vakit ayrılacak.
- Bu yıl da kitap yazılmayacak.

Beverly Hills'e gittim...
Evet başlık biraz aldatıcı oldu, farkındayım. Bir seyahatte değilim, yakın zamanda da değildim. Anlayacağınız gittiğim bildiğimiz Beverly Hills değil... Meğer estetik operasyon mevsimi başlamış. Birçok arkadaşım bel yağları, karın ve basen konusuyla meşgul şu ara.
Herkes başka bir uygulamanın peşinde. Neyse... Bunlardan birini ziyarete gideceğim, 'hastanede yatıyorum diyor'. Adı ve yeri hiç tanıdık gelmiyor hastanenin... 'Altunizade'de Beverly Hills hastanesi' diyor çünkü.. Bir de kızıyor bana bilmiyorum diye 'Estetik hastanesi burası'.. Zar zor buluyorum hastaneyi. İçerisi rengarenk, çalışanlar güler yüzlü. Odaya çıkıyorum bizim kız acılar içinde yatıyor. Baya baya küçük bir hastane burası diyorum. Evet sadece estetik ameliyatlar yapılıyor, birazdan doktorum gelecek tanışırsın, burayı da o kurmuş diyor. İnanır mısınız aklıma Nip-Tuck dizisi geliyor. Ve elbette ki dizinin efsane doktorları McNamara ve Troy. Gülüyoruz. O sırada Hasan Fındık geliyor, tanışıyoruz. Neşeli, esprili, hayli işine hakim ve soğukkanlı bir doktor. Hastanede miyiz yoksa hakikaten Beverly Hills'te bir estetik merkezinde mi, kafam karıştı vallahi!

<p>İstanbul'da MİT ve emniyetin terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlendiği operasyonda saldırı hazırlı

MİT ve emniyetten DEAŞ operasyonu: Saldırı hazırlığında gözaltına alındılar

Devrilen tırın altında kalarak alev alan otomobilin sürücüsü hayatını kaybetti

Aksaray'daki gizemli yer altı şehri ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor

Ankara Şehir Hastanesi pandemi bölümü servisi genişletildi