• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
28 Ocak 2012 Cumartesi

İyi polis-kötü polis

Çok uzun zaman sonra ilk defa koşturmasız birkaç saat yaşayacaktım.
Sabah kız kardeşimle başbaşa keyif edip sonra işlerimize dağılacaktık.
Çarşamba sabahı Asya'dan Avrupa'ya doğru ilerlerken keyfimiz yerinde, birbirimizle uğraşıp gülüyorduk.
Trafik yoğun ama ilerliyor.
Görev başındaki polis aracının yanından geçtik. Yola devam edecekken bir polis memurunun arkamızdan koştuğunu, bizi durdurmak için el kol hareketi yaptığını fark ettik ve durduk.
Trafik polisi ruhsatı istiyordu.
'Hayırdır?' dedim.
'Arabanız iki renk, ruhsata bakacağız.'
Polis 'Arkadaşım iki renk olan araçları tespit ediyor ben de durdurup kontrol ediyorum' dedi, arabadaki meslektaşını göstererek.
Hiçbir anlam veremeden uzattık ruhsatı.
Aklımız da bir karış havada, konuşacak konularımız birikmiş, derdimiz bir an önce o konuları tüketmek...
Ruhsatı alıp hızla ekip arabasına ilerleyen polisin arkasından anlamsızca baktık.
Bir süre sonra yanımıza gelip 'Şimdi hanımlar, sizin arabanız kırmızı, tavanı da beyaz. Ama ruhsatınızda arabanızın rengi kırmızı olarak yazılmış. O sebeple size ceza yazıyorum ve arabanızı bağlıyorum' dedi.
'Pardon, ne yapıyorsunuz?'
'Kızlar abartmayın alt tarafı bir saat misafir sanatçımız olacaksınız. Gidip işlemlerinizi yaptırtacak sonra arabanızı geri alacaksınız' deyip, kahkahalarla güldü...
'Ben anlamadım. Siz burada durup iki renkli arabalara ceza yazmak için mi bekliyorsunuz?' derken; kız kardeşim 'Ruhsatı alabilir miyim, sanki bir yerinde beyaz tavan yazıyordu diye hatırlıyorum' dedi.
'Öyle mi' diye şaşırma efekti veren memur, tekrar ekip otosuna yöneldi ve elinde ruhsatın fotokopisiyle yanımıza döndü. Bir zafer kazanmış edasıyla 'Bak sadece kırmızı yazıyor' dedi ve polis kortejinde otomobili Bağlarbaşı otoparkına çekmemizi 'emretti'...
'Ruhsata bakabilir miyim' sorusunun tekrarlanmasına kızdı ve 'Ruhsatını arabanı çözdürdüğünde polis arkadaşlardan teslim alırsın' dedi.
***
Yolda kararımızı verdik; bu hata Borusan'a ait..
Sonuçta arabanın ruhsatını onlar hazırlıyor ve Trafik Şube de onaylıyor.
Sinirden köpürüyoruz. Önce arabayı otoparka götüreceğiz, bağlama işlemlerini bekleyeceğiz. Sonra bizi köprünün üzerindeki Trafik Şube binasına götürecek bir araç bulacağız. Gidip cezamızı ödeyip geri gelip arabamızı alacağız. Ertesi gün de ruhsat yenileme işlemlerini başlatacağız. '1 hafta içinde tamamlamazsanız cezası büyük. Arabanız arananlar listesinde' uyarısını da almışız.
Bugün zaten çöpe gitti! Toplantı da kaçtı! Üstüne yağmur da başladı.
Ah Borusan yedim seni.
Ama sadece Borusan'ı değil bu ruhsatı onaylayan mercii de...
İnsanın aklına 'trafik polisinin oyunu'na geldiği nereden gelsin..
İnanmışız polise, hatayı yapmış olduğunu düşündüklerimize saydırıp duruyoruz!
Neyse efendim...
Saatler süren sefaletten sonra arabayı aldık. Yola koyulduk, trafikte kaldık.
O sırada aklımıza ruhsata bakmak geldi.
Daha açar açmaz ikinci sayfada, ıslak imzanın tam üzerinde 'beyaz tavan' yazdığını gördük.
Sinirimiz katlandı!
Polis memurunun bize ısrarla ruhsatı göstermek istemeyişini, fotokopiyi burnumuza sokuşunu hatırladık.
Fotokopi ilk sayfadan alınmış, oysa ceza yazmasına engel olacak bilgi yan sayfada!
Hemen Beşiktaş'ta aldık soluğu..
Memurların görev saati bitmek üzere, sağolsunlar yardımcı oldular.
Ruhsatı ellerine alıp baktılar, bilgisayara plakayı yazdılar ve teşhisi koydular; böyle bir şey yapılmış olması çok saçma. Arabanızın iki renk olduğu plakanız sisteme yazıldığı an çıkıyor. Sistemde ruhsat bilgileriniz de var. Orada da iki renk yazıyor.
Keza elinizde tutuğunuz ruhsatta da yazıyor.
Şimdi sizin Gayrettepe'ye gidip Trafik Mahkemesi'ne başvurmanız lazım ki arabaya yazılan ceza ve üzerinde bulunan arama kararı kaldırılsın. Ama ben sizin yerinizde olsam hiç uğraşmam, cezayı öder geçerim!
***
Elbette bu 'tavsiyeyi' dinlemedik..
Ertesi sabah erkenden Gayrettepe'ye gittik.. Derdimizi anlattıktan sonra 'Çağlayan'a gidin ve şikayet dilekçesi verin, davacı olun ceza ancak öyle kalkar' cevabını aldık. Onlar da haksızlığa uğradığımızı düşünüyor ama bu durumu kolaylaştırmanın, bizi kapı kapı gezmekten kurtarmanın bir yolu olmadığını söylüyorlar.
Haksızlığa uğradığında çaba sarf edip koşturacaksın, günlerini bir polisin görevini kötüye kullandığını ifşa etmekle harcayacaksın. Başka yolu yok!
Yeniden yollara düştük.
Tam Çağlayan'a giderken ani bir karar değişikliği ile olayın yaşandığı yere yani Boğaz Köprüsü'ne gidip orada bu cezayı yazan polisi bulup hesap sormaya karar verdik.
Çünkü biz, o polis memurunun; bilerek ve isteyerek bize yanlış yere ceza yazdığını, uğraşmamızı istediğini, görevini kötüye kullandığını, iki genç kadını bir Mini Cooper'da görmenin ona bunları yaptırdığına inandık.
Ve gittik...
Cezayı yazan polis orada yoktu ama başka memurlar vardı. Onların yönlendirmeleriyle dilekçe yazdık. Bir yandan da söylenerek başımıza gelenleri anlattık. O polisi kendi mesai arkadaşlarına şikayet ediyorduk ki bir polis memurunun fazlaca dikkatini çektik.
Bizimle ilgilendi.
Dinledikçe yüzü gerildi.
Belgeleri aldı, inceledi.
Cezayı aldı, inceledi.
Biz anlatmayı bitirince döndü yanındaki polise 'Mustafa'yı çağırın' dedi.
Mustafa bize ceza yazan memurun adıydı..
Görevini kötüye kullanan Mustafa...
Bize yardımcı olan ise başkomiseriydi Mustafa'nın. Adını da rütbesini de sonradan öğrendik. Bir anda kahramanımız olan Ömer Faruk Günay...
'Ben bu duruma el koyuyorum' dedi: Her meslekte olduğu gibi bizim mesleğimizde de hata yapan arkadaşlarımız oluyor. Ben sizden o arkadaş adına özür dilerim. Göz göre göre size yanlış yapmış. Ve lütfen bana inanın, o arkadaş görevini bir daha kötü kullanmaması gerektiğini öğrenecek. Merak etmeyin size yazılan ceza da geri çekilecek.
Binayı terk ederken kendimizi güvende hissettik...

Aman dikkat edin
İNSANIN başına bir olay gelince mecburen konunun detaylarını da öğreniyor. Bu iki renkli araba meselesi şu sıralar birçok insanın başına iş açıyormuş. Arabanızın aynaları farklı renkse veya üzerinde minicik bir logo varsa bile polis işlem yapabiliyor, arabanızı bağlayabiliyor. Özellikle 1998 yılı Mart ayından önce alınmış ve ruhsatı o tarihte hazırlanmış çift renkli arabaların ruhsatında tek renk yazıyormuş. Çünkü o zaman yönetmelik tek renge uygunmuş. Yani diyeceğim odur ki; derhal ruhsatınızı kontrol edin, bizim yaşadıklarımızı yaşamayın. Durduk yere başınıza iş almayın!

Biraz saçma değil mi?
HER şeyi geçtim Mini Cooper'ın özelliği renkli olması. Yani tek renk Mini Cooper çok azdır. Dünyanın her yerinde rengarenk Mini Cooper'lar sokaklarda dolanmakta.. Bir nevi koleksiyon arabası gibi... Arabanın özellikleri arasında; kendi tasarımlarını yapabilmen, isteğine göre renk siparişi verebilmen, desen seçebilmen de var... Neyse ki Türkiye'de bu kadar seçenek şansı sunulmuyor yoksa baksanıza kafayı cezalardan kaldıramayacaklar!
Mini Cooper marka arabanın özelliği renkli hatta tercihe göre desenli olmasıyken ruhsatı tek renk hazırlayanlar mı, o ruhsatı onaylayan Trafik Şube mi, kendi onayladığı ruhsatı hatalı bulup ceza yazan trafik polisi mi, yoksa o arabayı alıp kullananlar mı hatalı? Bilmem, bence cevabını siz verin? Ama dünyanın başka bir 'gelişmiş' ülkesinde böyle bir olayın başınıza asla gelmeyeceğini de bilin!

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı

Başkan Erdoğan, Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı'na canlı bağlantıyla katıldı