• $7,4062
  • €9,0112
  • 443.354
  • 1543.15
19 Eylül 2012 Çarşamba

İşkence geri mi döndü?

Grup Yorum epey tartışmalı bir müzik grubu. Seveni de bol nefret edeni de. Kimi 'terör yanlısı' diyor, kimi 'halk kahramanı'. Açıkçası Grup Yorum'a dair ortalama düşünceye sahip olanı bulmak zor. Kimse 'Eh' demiyor. Ya 'Felaket' ya 'Şahane' diye yorumlanıyor.
Müziklerinden ziyade siyasi görüşleriyle tartışılıyor. Grup Yorum konserine bilet satan üniversite öğrencilerinin 16 yıla varan cezalarla yargılandığını da düşünürsek yetkili mercilerce nasıl algılandıklarını sorgulamaya bile gerek yok.
***
Grup Yorum'un 'sabıkalı' olması yeni değil. 12 Eylül'den sonra yaşananlara duydukları tepkiyle doğurdukları grubun üyeleri eskiden de 'dayak' yiyordu, şimdi de...
Tek ve en büyük fark; şimdilerde geçmişimizle, 'kara lekelerimiz'le yüzleşiyor olmamız.
Şüphesiz, geçmişimizin en kara lekelerinden biri de işkence. 'Geçmişimizle yüzleşiyoruz' diye övündüğümüz bu günlerde Grup Yorum yeniden işkence haberleriyle anılınca irkiliyor insan.
Kimin, hangi sebeple gözaltına alındığı bir kenara kalıyor ortaya ışıl ışıl parlayan bir 'işkence gerçeği' kalıyor.
***
Teröre ve şiddete karşı duruşum net.
Bunu neden söylüyorum, çünkü gün; 'Verecek cevap bulamazsan, karşındakini teröre destek çıkmakla suçla' günü.
Anlayacağınız ben de birazdan soracağım soruya net bir cevap verilmesi yerine karalanacak olmaktan 'yırtmaya' çalışıyorum!
Bilmeyenler için özetleyelim isterseniz; Sultangazi 75. Yıl Polis Merkezi'nde (11 Eylül) kendini patlatarak 1 polisin şehit olmasına neden olan canlı bombanın cenazesinin Adli Tıp Kurumu'ndan alınması sırasında gösteri yapan yaklaşık 30 kişilik gruba polis müdahale etmişti. Ve gözaltına almıştı. Bu grubun arasında orada basın açıklaması yapmak için bulunan Grup Yorum'un üyeleri Selma Altın ve Dilan Balcı da vardı.
Solist Selma Altın gözaltından kulak zarı patlamış, keman çalan Dilan Balcı parmakları zedelenmiş olarak çıktı. 'İçeride' yoğun işkence gördüklerini ve özellikle sanatlarını icra edemeyecek şekilde fiziksel zarara uğratıldıklarını iddia ediyorlardı.
***
Grup Yorum'un üyelerinin görüşlerini beğenmeyebilir hatta yanlış bulabilirsiniz.
Katıldıkları eylemi 'etik' bulmayabilir, hatta 'Çıldırmış bunlar' diyebilirsiniz.
Daha da ileriye gidip 'Teröristlere destek veriyorlar' da diyebilirsiniz.
Ama gözaltına alıp dövemezsiniz.
Yargılayabilirsiniz, davalar açabilirsiniz, elle tutulur sebepleriniz varsa ceza da verebilirsiniz ama işkence edemezsiniz.
Şimdi esas soruya geliyorum; günlerdir tartışılan bu işkence haberlerine tek bir yetkili ağızdan cevap gelmezken bizler 'İşkence geri döndü' diye düşünmeye başlamalı mıyız?
Yoksa bir açıklama yapmaya niyetiniz var mı?

Haklı çıktım ve üzgünüm
HAZİRAN ayında 'CNN Türk yoğun baskı altında kaldı ve 'erken tatil' açıklamasıyla Ayşenur Arslan'ın programını yayından kaldırdı' diye yazmıştım.
İtiraz edenler oldu.
Hem beni hem Ayşenur Arslan'ı 'fazla heyecanlı' olmakla eleştirdiler.
Kanal yönetimi konuya dair 'off the record' soru soran meslektaşlarımıza; 'Evet bir baskı oluştu, ortalık durulsun diye program erken tatile sokuldu. Ama Ayşenur Arslan ablamızdır ve yeni yayın döneminde programı devam edecek' dedi.
'Boşuna ortalığı ayağa kaldırıyorlar' dendi. Oysa yeni yayın dönemi başladı ve Ayşenur Arslan programa başlatılmadı.
Bu konuda haklı çıkmış olmaktan üzgünüm.
Ayrıca bu 'yayın arası' döneminde Arslan'ın taraflı ve belli bir görüş üzerinden yayın yaptığı eleştirisi de çok sık kulağıma geldi.
Bu eleştirilere hak vermemek imkansız.
Gerçekten hiç sakınmadan durduğu yeri belli etti, 'diğer tarafa' hiç dengeli davranmadı.
Zaten son günlerde kim tarafsız kaldı ki?
Aksi görüş tüm medyayı ele geçirmişken, tek seslilik bu kadar ön plana çıkmışken Arslan da tek başına 'ötekileştirilen'lerin sesi olsa ne olur ki?

Özal'ın 'katili' bulunur mu?
GAZETECİLİĞE başladığım günden beri 'Turgut Özal öldürüldü' iddialarını bizzat aile fertlerinin ağzından okudum ve duydum.
Kimi zaman kendi yaptığım Özal röportajlarında bile bu konu konuşuldu.
Özal Ailesi özellikle de Semra ve Zeynep Özal bu konuyu çok sık dile getiriyordu.
Ama konu 'Otopsi yaptırın'a gelince 'Aile kararı, mezarı açtırtmak istemiyoruz' diyorlardı.
Buna rağmen Semra Özal bu konuyu konuşmak üzere Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le görüşmeye gitti.
Sanırım 'Karar hakkını benden alın' demiş olacak ki Gül'ün talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu konuya el koymuş, bir rapor hazırlamış, mezarın açılmasına ve otopsi yapılmasına karar vermiş.
Çok iyi olmuş. Her yıl en az iki kere gündeme gelen bir iddia sonunda aydınlanacak. Ama tek bir sıkıntı var.
Diyelim ki Özal'ın öldürüldüğü ortaya çıktı.
Özal'ın ölümüne neden olan, Semra Hanım'ın iddia ettiği gibi 'zehirli limonata'ysa, o limonataya zehri koyan tetikçi ve azmettiricisi ortaya çıkartılabilecek mi?
Yoksa yine kocaman, karanlık 'derin devlet' sepetine konup tozlu raflara mı kaldırılacak?

Bu sergiye gidin
GEÇEN gün bir sergi gezdim ve bayıldım.
Penguen dergisinde yayınlanan karikatürlerinden yakinen tanıdığımız Bahadır Baruter'in 'Senin Ailen Bir Yalan Yavrum' adlı sergisinden bahsediyorum.
Bahadır Baruter bir illüstrasyon ustası. Ama bu sergiyle karşımıza ressam olarak çıkıyor.
Tek bir aileyi resmederek bizlere toplumun analizini yapıyor.
Baruter, mizahi bakışını, ironi tutkusunu da içine katarak şahane bir iş çıkartmış ortaya.
Serginin adına da eserlere de bayıldım.
13 Ekim'e kadar Galeri x-ist'te gezme, görme şansınız var, lütfen kaçırmayın.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü