• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
22 Mayıs 2013 Çarşamba

İçmek veya içmemek işte tüm mesele bu!

Ülkede eksik olan, iyileştirilmesi gereken, çağın ve insanlığın gerisinde kalmamıza neden olan onlarca mesele varken oturup içki yasaklarını tartışmak ağrıma gidiyor. Hakkı aranacak, kavgası verilecek, yüzleşilecek sayısız hassas mesele, inkâr edilmiş haklar olanca gerçekliği ile çözülmeyi beklerken düşünce, bireysel, ifade gibi özgürlükler dahi elde edilememişken içki içme özgürlüğünün peşine düşmek hoşuma gitmiyor.
Bir yanım diyor ki önemsiz bir konu. Konuşulması gereken daha hayati meseleler var. Ancak diğer yanım; sözkonusu herhangi bir özgürlüğümün elden gidiyor olması ise şayet, içeriğinin öneminden ziyade, irademe müdahaledir meselem, diyor. En nihayetinde de kendimi bu konunun dışında tutmayı başaramıyorum.
Hepimiz unuttuk aslında özgürlüğün ne demek olduğunu.
Özgürlük; herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumudur. Dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesidir. Modernizmin vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsanın özgürlüğünü kaybetmesi demek kaybedecek başka bir şeyinin kalmaması demektir.

YA HAMİLELER DE İÇERSE
Pazartesi akşamı CNN Türk’te Tarafsız Bölge programında alkol yasakları tartışılıyordu.
İzlerken canım sıkıldı.
Çünkü tartışmaların verimli geçmesi için kişilerin ortaya koydukları tezlerin elle tutulur olması gerektiğini düşünürüm. “Çocuğumla geçtiğim sokakta sağlı sollu masalarda içki içiliyor” dendiğinde veya “Bireysel özgürlük diyorsunuz ama hamile bir kadın içki içerse çocuğuna zarar verir. Buna izin veremeyiz” gibi bir düşünce yapısını kabul edemem. Çünkü tartışmanın daha başındayken aslında konuşulması ve geliştirilmesi gereken meselenin yasaklardan çok bilgi, kültür ve bilinç düzeyi olduğu net bir şekilde ortaya dökülmektedir. Genç ve çocuk yaşta alkol ve uyuşturucu kullanımını azaltmak için yapılması gereken çalışma; bilinçli bir toplum yaratmak olmalıdır. Bilinçsiz bir toplumu sıklıkla üremeye davet etmek yerine eğitimli, şuurlu bir toplum yaratmak ve çocuk yetiştirebilmek için ön koşulun bilinç olduğunu fark etmek şayet illa gerekiyorsa ondan sonra tartışmalara girmektir doğru olan.
“Ya hamileyken içki içerse” diye soru sormayı ayıp kabul etmeyen bir sosyolog önce şunu bilmelidir: Hamileyken içki içmenin zararlı olduğunu bile bilmeyen bir topluma “3-5 çocuk yap” çağrısı yapmak çok tehlikelidir.
İçki, cinsellik gibi bir kesimin sakıncalı bulduğu oysa gelişmiş ve yetişkin insanlar için marjinalliğe kaçmadığı sürece sağlıklı kabul edilen konuları yasaklayarak, ayıplayarak bir toplum ileriye götürülemez.
İçki içmek demek illa sapıklıkla sonlanacak bir eylem değildir.
Şarap, rakı, viski, bira, uzo, sake gibi içkiler ülkeleriyle özdeşleşmiş, tarihe dayanan bir geçmişe sahip ve farklı kültürleri temsil edişi ile hayatın içinde önemli bir yer teşkil etmektedir.
İşin daha da vahimi içki yasaklarına itiraz edildiğinde “Burası Müslüman bir ülke” tartışmasının dillenmesidir.
Gelişimimizi tamamladığımız andan itibaren özgürlükleri sadece kendimiz gibi olan için değil her inanç, her yaşam tarzı için eşit düzeyde sağlamaya çalışırız. Gelişimini tamamlamamış bir ülkede ise bırakın yasakların yürürlüğe girmesini tartışılması bile sağlıklı değildir. Gelişmek için de toplumun eğitim ve bilinç seviyesi artırılmalıdır. Konuya dair son sözüm; Maksadınız temizlenmek ise yasaklarla toplum temizlenemez!

<p>Irak'ın kuzeyinde icra edilen Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım operasyonları kapsamında tespit edil

Kuzey Irak'ta 5 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama