• $7,4062
  • €9,0112
  • 443.354
  • 1543.15
18 Ağustos 2012 Cumartesi

Hadi kalkın, gidiyoruz

Yaşım ilerledikçe huylarım da değişiyor. Mesela artık uzun vadeli programlar yapamıyorum.
Değil birkaç ay sadece bir hafta sonrasını planlamak bile bunaltıyor beni.
Şimdilerde 'hadi kalk' dedikten birkaç saat sonra yola düşmekten keyif alıyorum.
Nereye gideceğim belli ama kiminle ve ne zaman olacağı belirsiz olsun istiyorum.
Bayram, seyran seyahatlerini de sevmem keza. Her yer tıklım tıkış olur.
***
 'Hadi' dediler, 'Birkaç gün kaçalım'... Önce bir durdum gözümün önüne geçen hafta sokakta yürürken rastladığım Murat Sabuncu geldi. 'Kalem Adası'na mutlaka gitmelisin' diyordu. O gün Murat'la ayaküstü sohbet etmiştik. İki de kitap tavsiye etti, onların adı bile kalmamış aklımda.
Ama Kalem Adası'na takılmışım.
Oysa ilk defa duyuyorum, nereye düşüyor onu bile bilmiyorum.
Kısa süreli sessizliğime 'Hadi kalkın Kalem Adası'na gidiyoruz' diyerek son veriyorum ve araştırmaya koyuluyorum. İşte işin en sevdiğim kısmı.
Otel bulmak, yöre hakkında bilgi edinmek, ulaşım yollarını keşfetmek.
Her zaman olduğu gibi bu görevleri gönüllü olarak üstleniyorum.
***
 Adadaki Oliviera Resort ülkenin ilk ada oteli olma özelliğini taşıyor. Altıncı yıllarını doldurmuşlar. Ben hiç duymamışım ama müdavimleri varmış.
Bayram öncesi yer bulmak neredeyse imkansız. İttir kaktır kendimize yer ediniyoruz. 'Perşembe gelin, bekliyoruz' diyorlar.
Adaya, İzmir-Dikili'nin Bademli Köyü'nden botla geçiliyor. Ayvalık'a çok yakın. Cunda'da, Bay Nihat'ta akşam yemeği de pek keyifli olur.
Perşembeyi beklemeden yola çıkıyoruz. O sırada twitter'dan görüyorum, Melis Alphan da Cunda'da. 'Kaldığın otelde yer varsa söyle, biz de geliyoruz' diyorum.
Melis hemen organizasyonu yapıyor. Keyifli bir otomobil yolculuğundan sonra Ziya Bey Konağı'na yerleşiyoruz. Güneşi, Koç Ailesi'nin işletmesindeki şapel-kütüphanede batırıyoruz. O eski Rum sokaklarına hayran kala kala Bay Nihat'a yol alıyoruz. Mezelerin lezzeti kendimizi kaybetmemize neden oluyor. Nefessiz kalacak kadar çok yiyoruz. Ama daha Melis'le tavernada buluşacağız. Kısıtlı zamana tüm aktiviteleri katmak bu olsa gerek. Çakırkeyif sohbetler uzayıp gidiyor. Sabah olmadan az önce uykuya dalıyorum.
***
Uzun zamandır Bademli'yi duyorum. Methede ede bitiremiyorlar. Kalem Adası'na geçmeden şöyle bir göz atmak istiyoruz. Bekaretini, masumiyetini ve doğasını kaybetmemiş bir köy Bademli. Minik bir turdan sonra otomobilimizi park ediyoruz. Kalem Adası'nda hizmet veren tek otel Oliviera Resort ahşap teknesini bizi almak üzere göndermiş. Daha o 'riva tipi' ahşap tekneyi gördüğüm an aşık olmama ramak kaldığını da anlıyorum aslında.
Abartılı şıklıktan uzak, damak tadıma uygun bir yere gidiyoruz şüphesiz. Tekne hareket edip de Kalem Adası karşımıza dikilince, denizin rengi, tesisin doğayla uyumlu taş yapısı ve dev palmiyeler aklımı başımdan alıyor.
***
"hadikalkin.jpg"O kadar uzun zaman olmuş ki böyle bir denize girmeyeli. Balıkların, rengi ve deseni kıyıdan görülebiliyor. Dil balığı kaynıyor suyun dibi. Denize yukarıdan bakınca, o kumla uyum sağlayarak saklanma özelliğine sahip dil balıklarını bile fark edebiliyorsunuz. Denizin berraklığını siz hayal edin artık.
Gürültü yok, çocuklarıyla seyahate gelenler de var ama çocuk sesi yok. Sanırım ortamın huzuru onları da sarmış. Herkesin gözünde bir deniz gözlüğü çünkü suyun altı rengarenk. Mercanlar mı istersiniz, rengarenk balıklar mı, deniz yıldızlarımı hepsi burada. İnsan denize her girişinde tanrıya bir kere daha şükrediyor. Yaşadığınız için, bu güzelliği tadabildiğiniz için derin bir oh çekiyorsunuz. Minik bir bot turuna çıktık mesela; Batık Manastır, Roma Hamamı ve Akvaryum'da denize girdik. Kaptanımız genç bir kadın. Adı Beyza. İzmirliymiş. 'Çocukken buralar bizim sanıyordum' diyor. Ada ve denizine karşı aşırı duyarlı. 'Lütfen denizde gördüğünüz bir atık olursa çıkartın' diyor, özellikle de naylon torbaları.
Akvaryum adı verilen yer Garip Adası ile Kalem Adası'nın arasında. Denizin rengi camgöbeği. Suyun dibinde kum ve rengarenk balıklardan başka şey yok. Arada deniz kaplumbağaları da geliyormuş ama ben görmedim. 'Yerli Maldivler' diyormuş otel çalışanları buraya.
Garip adası 'Fi Yapı' tarafından satın alınmış. Yöre halkı tedirgin. Otel yapılacak, doğamız bozulacak korkusu yaşıyorlar.
***
Kalem Adası üç ortaklı bir özel mülkmüş. 'Şöyle bir adası olsa, insan epey uzun yaşar herhalde' diyorum, gülüyor resepsiyon görevlisi. Ortaklardan biri bu otel projesini hayata geçirmiş. Oliviera Resort'ta gencecik insanlar çalışıyor, her biri turizm öğrencisi. Güler yüzlüler. Adalarına da pek düşkünler.
Balıklara zarar gelmesinden bile korkuyorlar. Zıpkınla avlananlardan nefret ediyorlar. 'Balık tutmanın da bir adabı var' diyorlar.
***
Ağaçların gölgesine yerleştirilmiş hamaklardan birine geçiyorum. Huylunun tekiyim, uyuyamam da biraz keyif ederim diyorum. Hamağa yattığım an uykuya dalıyorum. İki saat sonra gözümü açtığımda o tatlı rüzgarı yüzümde hissediyorum. Tanrım ben burada yaşlanmak istiyorum!
Ha, hiç mi kötü bir tarafı yok derseniz, adaya gazeteler geç geliyor. İnternet bağlantısı da hayli yavaş. Mesela bu yazıyı gazeteye yollamak ancak büyük uğraşlardan sonra mümkün oluyor. Bunlar benim için sıkıntı ama kafa dinlemeye gelenler için umursanmayacak detaylar. Odalar temiz, yalın dekore edilmiş. Kısaca; gözü rahatsız eden hiçbir şey yok bu adada. Zeytin ve zeytinyağlarının dışında domates, salatalık gibi çoğu sebzeyi de kendileri yetiştiriyorlar. Yemekler de lezzetli.
***
Bayram arifesinde benden size bir bayram armağanı olsun. Kalem Adası'nı yazın bir kenara. Eylülde de tadına doyulmaz buraların. Alın sevgilinizi, eşinizi-dostunuzu, çoluğu çocuğu veya sevdiğiniz her kim varsa onu ve gelin buraya. Kalem Adası'nda ilişkileriniz pekişecek, birbirinizi daha da seveceksiniz inanın bana... Denizin tadını çıkartırken de beni anın ki sevap haneme işlensin.

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü