• $12,4548
  • €14,0481
  • 712.407
  • 1776.41
2 Ocak 2013 Çarşamba

Hadi hayal kuralım

Yeni yılın ilk sabahında gündemden ve güncelden uzak durup umut dolu bir yazı yazmak arzusuyla uyandım. Açıkçası okurken gülümsemenizi sağlayabilecek tek bir konum dahi yok. Zorluyorum zorluyorum ama çıkmıyor işte... Başka şansım yok, sizi de beraberimde çocukluğuma götüreceğim... Karanlıkta kaldığımda hayal kurarım ben. Çocukluktan kalma bir alışkanlık işte. Korkuyu, umutsuzluğu, sıkıntıyı yok etmenin en iyi yoludur; inadına hayal kurmak. Ne zaman hayal kursam, geçicide olsa mutlu olurum.
Hadi gelin, bugün beraber hayal kuralım.
***
Gözlerinizi kapatın. Gerçekle hayal arasında bir yerlerde kalmayın ama. Kurduğunuz hayali iliklerinize kadar gerçekmiş gibi yaşatın kendinize. Sokakta yürüdüğünüzü hayal edin mesela ama kimse tükürmesin ayağınızın önüne. Yolda yürüyen insanların yüzü gülsün. Sokak tertemiz olsun. Yollar düzgün, kaldırım taşları yürümek için elverişli. Güneş yüzünüzü ısıtsın. Mis gibi kahve kokusunu duyun, uzaklardan bir yerden. Koku, sizi küçücük sevimli bir kafeye doğru sürüklesin. Oturduğunuz masada gazeteler sizi hazır beklesin. Kahvenizi yudumlarken okuduğunuz gazete haberleri midenize bulantı değil yüzünüze gülümseme yayacak cinsten olsun. Kimse kimsenin ait olduğu etnik kimliği 'Ay ne sevimli şey' diyerek aşağılayamayacak düzeye gelmiş olsun. Ülke insanı gelişmiş. İnsanlar birbirine ve inançlarına saygı duyar hale gelmiş...
***                                   
Üçüncü sayfa haberlerinin şiddeti azalmış. Sokaklarda kadınları saçlarından sürükleyen zihniyet kalmamış. Kadın dövmek ayıplanır olmuş. Toplum kadınları yok etmek isteyen erkekleri dışlamış. Kendileriyle iç içe yaşayan kadın düşmanlarını toplum eğitmiş.
Karısına kötü davranan adamları komşuları ayıplayan gözleriyle yargılar, utandırır hale gelmiş. Bırakın öldürmeyi fiske vurmak suç olmuş!
***
Çocukları sevmeye başlamış ülkeniz. Ülkenin dört bir yanında neşe içinde cıvıl cıvıl koşturuyor çocuklar. Dayak yemiyor, eziyet çekmiyor, hizmet etmiyor, çalıştırılmıyor, evlere kilitlenmiyormuş artık. Taciz, tecavüz ve ensest, çocukların semtine uğrayamıyormuş.
Kimsesizler yurdu iyi kalpli insanlarla dolmuş. Çocuğa kıymet veren, öğretmenlik, hamilik eden insanlara emanetmiş anasız babasızlar.
Ülke yardım sever olmuş. Yoksul çocukların ellerinden tutulmuş. Doğuda mutsuz, kızgın, öfkeli, kinlenen çocuk kalmamış.
Öyle şefkatli eller uzanmış ki, yürekleri ve zihinleri tüm karanlık günleri unutmuş. Politik söylemlerden uzak tek dertleri top oynamak, ip atlamak olan çocukların kahkahaları dağ köylerinin hakimi olmuş.
***
Hapishaneler siyasi suçlulardan arınmış. Düşünceyi, fikri, kalemi, siyasi görüşü cezalandırmak diye bir alışkanlığı kalmamış ülkenin. Düşünen, üreten, güzel olan, aydınlık olanlar, sanatçılar, öğretmenler, yazarlar ödüllendirilir olmuş. Kutuplaşmalar bitmiş.
Sahiden de hepimiz kardeşmişiz. İnsan sadece insan olduğu için kıymetliymiş. Aksi duyguları hissedenler, düşman olmak isteyenler toplum tarafından dışlanmış. Mecbur kalmış, bir bir içinde yaşadıkları barış ortamına teslim olmuşlar. Geçmişimizle hesaplaşmışız, kendimizi affettirmenin insani yollarını bulmuşuz... Kinden, nefretten, kızgınlıktan eser kalmayana dek çabalamışız.
***
Muhalefet elbette varmış, aynen gelişmiş her ülkede olması gerektiği gibi. Ama iktidar da muhalefette durması gerektiği yeri bilmek zorundaymış. Aksi tutumu vatandaş kabul etmez, alaşağı edermiş. İşsizlik, ekonomik sıkıntılar, vergi yükleri kısmen devam ediyormuş.
Ama insanlar her şeye rağmen mutluymuş. Sadece zengine yaşam hakkı yokmuş. Herkes bütçesine göre insan gibi yaşama olanaklarına sahipmiş. Beyaz-siyah ayrımı da kalmamış. Bir insana siyah demenin ayıp olduğu kadar beyaz diye adlandırıp, ayrım yapmanın da ayıp kabul edildiği günlere gelinmiş.
***
Üniversiteler ülkenin en saygın kurumlarıymış. Okuyan, tartışan, muhalefet eden gençler kıymet görüyorlarmış. Üniversitelerde hazırlanan dergi ve gazetelerde öğrenciler siyasi görüşlerini rahatlıkla dile getirebiliyormuş. İdealist, devrimci, politik, asi ruh üniversitelerde yaşıyor ve kimse bundan korkmuyor, aksine gurur duyuyormuş. Polis üniversitenin kapısından dahi geçemiyormuş.
Biber gazları, ses bombaları ve coplar utanç müzelerinde sergileniyormuş. Gençler, ancak o müzeleri gezerken, kitapları okurken, araştırırken ülkenin kara tarihinde kalan 'işkence'yi tanıyabiliyor, öğrenebiliyormuş.
***
Çocukça demeyin. Uzun yaşamın, sağlıklı bir hayatın sırrı neşe, mutluluk, huzur, güven ve kahkaha... Ülkenin gerçekleriyle yan yana gelmesi imkansız ruh hallerinden söz ediyoruz. Arada bir gerçeklerden sıyrılmaz, hayal dünyasına dalmazsak stres hepimizin sonu olacak. Aşk mı, para mı, başarı mı, barış mı, sağlık mı her neyin peşindeyseniz lütfen hayalini kurun. Belki gerçekleşmez bilemiyorum ama hayal kurduğunuz süre içinde hissettiğiniz huzur yanınıza kar kalır!
Mutlu yıllar...

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Fenerbahçe'ye İzmir'de coşku seli

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor