• $7,3966
  • €9,0042
  • 442.466
  • 1551.57
06 Ekim 2012 Cumartesi

Güç neredeyse medya hep orada!

Namusumuzla hata ettik ne yapalım...'  
Bu söz 28 Şubat Alt Komisyonu'nda ifade veren Mehmet Ali Birand'a ait.
Okuduğum andan beri kafamın içinde yankılanıyor 'namusumuzla hata ettik'...
***
28 Şubat'ın sorgulanmasından ve o dönem yapılan yayınların hesabının sorulacak olmasından memnunum.
Aslında, sebebi belli olmayan, suçu saptanmadan, delilsiz, hukuksuz, insanların özgürlüklerine kast edilen 'yargılama' biçimlerinin dışında kalan tüm 'yüzleşmeler'den memnunum.
Ancak bugün masaya yatırmak istediğim konu bu değil.
***
Ülkenin yakın tarihinde 'şaibeli' ve darbeli dönemler mevcut.
En yakın ve 'post' örnek de 28 Şubat.
Bugünlerde tanınmış köşe yazarları, dönemin yayın yönetmenleri ve medya patronları bir bir ifade vermeye gidiyor.
Verilen ifadelerin ortak meali; 'talimat almadık, gönüllü yaptık'...
İfadelere; derin bir pişmanlık, hata yapmışlığı kabullenme hali hakim...
***
O dönem güçlü olan taraf askerdi ve merkez medya tüm olanaklarıyla güçlünün yanındaydı.
Aynen bugün olduğu gibi.
Aslında tüm bu 'yüzleşme' halinden ortaya çıkması gereken bir tartışma konusu var 'merkez medya güçlü taraf kimse hep onun yanında'. Bunun için talimat almasına gerek yok. Yeter ki güçten, o gücün sarsılmaz olduğundan emin olsun.
Özetle; merkez medyanın hiçbir zaman omurgalı bir duruşu olmadı.
Yıllar içinde güç topu kimin eline geçtiyse medya bir şekilde -ki bu kimi zaman sancılı geçişlerle oldu- onun yanında yerini almayı başardı.
***
28 Şubat Alt Komisyonu'na verilen ifadeleri okurken aklımda şu soru vardı: Ülkede yaşanan her köklü güç değişiminde medya 'günah' mı çıkartacak?
Merkez medya gücün peşinde sürüklenmekten, süreçlere şekil vermekten kurtulup sadece habercilik, sadece yayıncılık yapabilecek mi?
Bugün hala bunu başarabilmiş değil.
Umudumuz yarınlara!
***
Demek istediğim şu; bu günlerde merkez medyayı tartışmaya açmalıyız. Ama dönem dönem yaptığımız gibi belli kişiler üzerinden polemik yapmak için değil bu gidişe bir dur demek için.
Yok tartışmaz, çözüm aramaz ve aynı alışkanlıklarla bu süreci de tamamlarsak 'sefere' elimizden tek gelen 'namuslu hatalarımız'la yüzleşmek olacak...

Balbay ve Özkan'ın tahliye şansı...
UZUN zamandır cezaevinden gelen bir habere bu kadar sevinmemiştim.
Hayatlarından beşer yıl çalınmış olan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan uzun bir süre önce 'cezalandırılmak' üzere tecrit edilmişti.
Sebep şüphesiz sık sık kitap yazıyor olmalarıydı.
Uzun yalnızlıktan sonra kamuoyunda oluşan tepki üzerine her ikisinin yanına birer genç meslektaşları verilmişti.

"balbay.20121005220727.jpg"
Sait Çakır ve Coşkun Musluk kısa bir süre sonra tahliye oldu. Cezaevi bu sefer 'Barışlar'ın birini Balbay'a birini Özkan'a 'emanet' etti. Birkaç ay sonra onlar da tahliye oldu.
Balbay ve Özkan'la berber 'yatmak' Silivri Cezaevi'nin tutuklu sanıkları için kıymetli bir hale geldi.
Onlarla koğuş paylaşan hemen tahliye oluyordu.
Şimdi bu iki 'şans' aynı koğuşta.
Umuyorum ki şansları bu sefer kendilerine çalışacak ve bize de onları sevgiyle karşılamak kalacak.

"roman.20121005220813.jpg"Müstehcen romanın sırrı
'POPÜLER kitap okumam, gişesi yüksek film izlemem' diyenlerden olamadım hiç.
Aksine tüm dünya da olay yaratan, tartışılan ve satış rekorları kıran bir kitabı mutlaka okumalıyım. İnsanların nelerden etkilendiğini anlamalıyım.
Özetle; gereksiz 'hava' hiç sevmem.
Hele meslek gazetecilikse!
Neyse, uzun zamandır satış rekorları kıran, bir süre önce Türkçeye de çevrilen müstehcen roman 'Fifty Shades of Grey' (Grinin Elli Tonu) sonunda okumaya başladım.
Tanınmamış bir yazarın, küçük bir yayın evinden çıkan ve çok kısa sürede dünyayı kasıp kavuran, yazarına milyonlarca dolar kazandıran romanı yarına kadar bitirip düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.
Şimdilerde nereye baksam elinde bu kitabı okuyan birini görüyorum.
Bankta, restoranda, doktorun bekleme salonunda.
Öyle bir yaş aralığı da yok.
Genci de okuyor yaşlısı da.
Aslında kitap anlattığı hikayeyle dünya insanının açlığını işaret ediyor.
Eğer okuduysanız ve kitabın başarısına dair bir teziniz varsa lütfen yazın, tartışalım.

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler