• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
08 Nisan 2012 Pazar

Gizlice yazılmış bir kitap

Dün yazmıştım, Silivri'de 2. Ergenekon davasının duruşmasını izlediğimi...
Duruşma esnasında Duygu Dikmenoğlu'nun kırmızı kapaklı bir kitap okuduğu dikkatimi çekmişti. Oturduğumuz bankların arasındaki iri sütun kitabın adını görmeme engel oluyordu.
Açıkçası kitabın adına merakım, Duygu Dikmenoğlu'nun ne okuduğu bilmek istememdendi. Bir nevi; kendisinin kişisel analizini yapma, bilgi sahibi olma arzusu da diyebiliriz.
Çaktırmadan bakmaya çalışırken kitabın üzerinde 'Soner Yalçın' imzası olduğunu gördüm. Yanımda oturan avukata sordum 'Evet bugün çıktı. Soner Bey'in son kitabı' yanıtına şaşırdım. Konusunu sordum, 'Cezaevi anıları' cevabına karşılık yüzümü ekşittim.
Bir gazeteci asla tekrara düşen 'işler'den hoşlanmaz.
Takdir edersiniz ki kitap da aynen yazılarımız gibi 'iş'tir bizim için.
Açıkçası; Soner Yalçın'ın hali hazırda aynı cezaevini paylaşmakta olduğu mahkum meslektaşlarının bir tekrarı olan cezaevi anılarını kitaplaştırmış olması hayal kırıklığı yarattı bende.
Duruşmalar bitip de Silivri'yi terk etmemiz epey zaman aldı.
Beşiktaş'taki Kabalcı'nın önünde otomobilden indiğimde saat akşamın 10'u olmuştu.
Dükkan kapanmak üzereydi.
Rafta kırmızı kapaklı 'Samizdat'ı gördüğüm anda duruşma salonunda kitapla ilgili yanlış bilgi aldığımı anladım.
Kim anı kitabına bu adı verirdi ki?
Samizdat bir nevi yasak yayın anlamına geliyordu.
Elbette bu benim üstün körü bilgimdi. Kitapçıdan çıkar çıkmaz cep telefonumdan Google'a girip Samizdat'ı araştırmaya başladım.
Eh yanılmış sayılmazdım, zaten yazar Samizdat'ın anlamını kitabında da  açıklamış. Olağanüstü dönemlerde, baskıdan-sansürden kaçabilmek için kitaplar, tüm tehlikeler göze alınarak gizlice yazılıp, gizlice basılıp, gizlice dağıtılır. Ruslar bu tür kitaplara 'Samizdat' adını koydu ve bu isim evrensel hale geldi.
***
Takside okumaya başladım kitabı. Yalan söylemeyeceğim; gözlerimin dolduğu da oldu, gerildiğim de, güldüğüm de... Perşembe akşamı, sahil kalabalık... Yol boyu değişen ruh halim şoförün dikkatine takılmış olsa gerek 'Ne okuyorsun abla?' diye sordu. 'Hapis yatan bir gazetecinin kitabı' dedim..
Böyle bir cevap beklemiyordu, üzüldü; 'Allah kurtarsın, hapishane hayatı zordur' dedi.
Ortaköy trafiği Reina'nın alemci kalabalığı yüzünden kilitti.
Daha yolu yarılamadan kırkıncı sayfaya gelmiştim.
Aklıma bir anda geçen ay Serdar Akinan'ın; 'Sen doğruları kendine zarar vermek pahasına savunan insanlara saygı duyuyorsun. Kişisel menfaatlerini tehlikeye atmaktan endişe duyanlara tahammülün yok' dediği aklıma geldi.
Belki Serdar bile bunu söylediğinde bende yarattığı etkiyi fark etmemişti.
Camdan dışarıya dalgın gözlerle bakarken Soner Yalçın'ı da bu sebeple seviyor olabileceğimi düşündüm.
Kendine zarar vermeyi göze alan biri yalandan uzak olurdu çünkü.
Sonunda trafik açıldı ve eve vardım.
Kapıyı açar açmaz bir kalem aramaya başladım.
Unutmadan altını çizmem gereken bir bölüm vardı. 'İnsanın kişiliği kritik anlardaki tavrından anlaşılır. İradesidir insa
nın kişiliğinin temel taşı, aşındırmamak gerekir' diye yazmıştı. Son birkaç yıldır hayatın bana yaşatarak öğrettiği kıymetli bir bilgiydi bu, es geçemezdim.
***
'Samizdat'ta, evinin basıldığı 14 Şubat sabahından başlayarak 29 günlük süreci kaleme almış Soner Yalçın. O, 29 günü anlatırken ileri ve geri sarıyor.
Mesela...
Evini 'basan' polis memurlarının birbirlerine 'abi' diye seslenmesinden yola çıkarak 12 Mart darbesinin işkence evlerinde 'komutanım, yüzbaşım, albayım', 70'li ve 80'li yıllarda ise 'hocam' diye hitap edildiğini anlatıyor. Şimdi ise 'abi'...
Bugüne kadar ortaya atılmış birçok iddiaya değiniyor. Sadece kendi davasıyla sınırlı kalmıyor gündeme oturmuş tüm 'baskın', 'bomba', 'kroki' ve 'dijital doküman' meselelerine giriyor.
Hukukçuların, gazetecilerin, aksi görüşlerin, kalem oynatan, fikir beyan eden, herkesin okuması gereken bir kitap.
Beni bilirsiniz, bir 'işi' sevmez, beğenmezsem, hele 'iyi iş' olduğuna ikna olmazsam 'babamın işi' olsa övmem, okuyun demem!
Samizdat'ı okuyun diyorum. Hem sadece itiraz etmek için bile bilmek gerekir.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Soğuk havaların etkisini arttırdığı Erzincan'da, Girlevik Şelalesi dondu

Kurşun kalemlerin ucunda sanat