• $7,481
  • €9,0909
  • 442.397
  • 1565.01
12 Eylül 2012 Çarşamba

Gazeteciler yargılanıyor!

Tarihe kara bir leke olarak geçecek, önemli bir haftadayız. Bu hafta, farklı adlarla tanımlanan davalarda 'gazetecilik' yargılanıyor. Çağlayan Adliyesi; Pazartesi'den Cuma'ya KCK, Cuma günü Odatv davalarına evsahipliği yapıyor. Perşembe günü Ahmet Şık, Silivri'de yargılanıyor. Ergenekon duruşmaları ise tüm 'hızı'yla bu hafta da Silivri'de devam ediyor.
Elimden geldiğince tüm duruşmalara gitmeye çalışıyorum.
Çünkü karşı çıktığınız veya savunduğunuz bir mesele varsa buna içine girerek, tüm detaylarıyla tanıklık etmeniz ve sonra duruşunuzu oluşturmanız gerektiğine inanıyorum.
Kimi zaman ideolojik farklılıklar söz konusu olsa da tüm bu davalarda gazetecilikten sonra gelen en büyük ortak noktanın 'özgürlükler' olduğunu savunuyorum.
Başkasının özgürlüğü için mücadele etmeyenlerin yarın kendi özgürlüklerinin tehlikeye girmesi söz konusu olduğunda yalnız ve çaresiz kalacağına inanıyorum.
Düşüncenin, kalemin, sözcüklerin hapse atıldığı bugünleri büyük üzüntüyle takip ediyorum. Farklı olanı, dayatılanı söylemeyi ret edenleri, inandığı şeye sıkı sarılanı, cesaretle davasına sahip çıkanı yargılamak değil alkışlamak gerekir diyorum!

Soner Yalçın'dan mektup var
UZUN bir tutukluluğun ardından Cuma günü tekrar hakim karşısına çıkacak olan Odatv tutukluları adına Soner Yalçın'dan bir mektup aldım. Yalçın son günlerin tartışmalı konusu TÜBİTAK raporunu sizler için özetlemiş:
 Gazeteciliğin yargılandığı Odatv davasında, 7 aydır beklenen TÜBİTAK raporu sonunda geldi. 339 sayfalık bu raporun tamamını okuyanlar net bir şekilde görecektir ki; 20 aylık tutukluluğumuzun nedeni komplo için üretilmiş virüslü dosyalardır.
TÜBİTAK raporuna göre;

1- Bu dosyalar üzerinde bizler tarafından bir işlem gerçekleştirilmemiş; yani bu dosyalar bilgisayarlarımızda oluşturulmamış, değiştirilmemiş ve açılmamıştır. (Sonuç bölümü)
2- Suçlamaya konu olan üç bilgisayarı (Odatv Haber Merkezi, Barış Pehlivan ve Müyesser Yıldız'ın bilgisayarları) birebir özel olarak hedef alan sosyal mühendislik saldırıları düzenlenmiştir.
(Sayfa 259 ve 293)
3- Bu üç delil bilgisayarına yapılan saldırı, ekinde zararlı yazılım (virüs) gizlenen mailler yoluyla gerçekleştirilmiştir. (Sayfa 229-259 arası)
4- Bu özel hedefli sosyal mühendislik saldırıları sonucunda ilgili delil bilgisayarlarına, uzaktan yönetim ve dosya atma özelliği bulunan zararlı yazılım yerleştirilmiştir.
(Sayfa 259 ve 293)
5- Üç bilgisayara da yerleştirilen bu uzaktan yönetim ve dosya atmaya programlı yazılımlar, ilgili bilgisayarlarda aktif olarak çalışmıştır. Yani 3 bilgisayar da uzaktan yönetilmiş ve içlerine uzaktan dosya atılmıştır. (Sayfa 259 ve 293)
6- Delil bilgisayarlarından biri olan Müyesser Yıldız'ın bilgisayarına atılanlar, güçlü ihtimalle iddianamedeki dosyalardır. Bunlar arasında iddianamenin 'belkemiği' sayılan 'Ulusal Medya 2010' da vardır.
(Sayfa 152, 153 ve 293)
7- Müyesser Yıldız'ın bilgisayarına iddianamedeki dosyaları bilgisayar korsanlığı yoluyla atan saldırgan ile Odatv bilgisayarı ve Barış Pehlivan'ın bilgisayarına dosya atan saldırgan aynı kişi ya da kişilerdir. Çünkü 3 delil bilgisayarına da yapılan ve başarıya ulaşan saldırı, aynı kaynaklı (Jangomail), aynı trojan türlü (Bandook RAT), aynı virüs dosyalı (Svchost.exe) ve eş zamanlıdır (5 Şubat 2011). (Sayfa 230, 231, 243 ve 244)
Evet...
TÜBİTAK komployu ortaya koyan tüm bu tespitlerinden sonra, raporunu şu cümleyle bitirmiştir:
'Bu dosyaların zararlı yazılımlar vasıtasıyla geldiğine veya gelmediğine dair kesin yargıya varılamamıştır.'
Tüm bunlara rağmen...
Yargılandığımız mahkeme ise; geçtik 339 sayfalık raporun içindeki komployu ortaya koyan tespitleri, raporun son cümlesini bile dikkate almamıştır.
'Kuvvetli suç şüphesi devam ediyor' diyerek tutukluluğa devam kararı vermiştir.
Bunu da 'TÜBİTAK raporunun virüs iddialarını doğrulamadığını' söyleyerek belirsiz bir yorumla yapmıştır.
Halbuki raporun son cümlesinde bile 'Bu dosyaların zararlı yazılımlar vasıtasıyla gelmediğine dair kesin yargıya varılamamıştır' da denmektedir.
Hal böyleyken...
Nasıl 'kuvvetli suç şüphesinden' bahsedilebilir? Nasıl 'tutukluluğa devam' kararı verilebilir? Buna hangi hukuk, hangi vicdan izin verir?
Soner Yalçın Silivri  1 No'lu Cezaevi F-2 Koğuşu

TÜBİTAK raporunun Türkçesi
SALI günü Hürriyet yazarı Yalçın Bayer'in köşesinde yayınladığı Prof. Cem Say imzalı 'rapor yorumu'nu çok beğendim. Okuma alışkanlığından uzak, okuduğunu anlamaya çalışmayı yorucu bulanlar için yalın ve anlaşılır hale getirilmiş bu analizi sizlerle bir kere daha paylaşmak istedim:
Odatv davasında saçmalık derecesinde uzun bir süre sonunda hazırlanabilip mahkemeye gönderilen TÜBİTAK raporu özellikle anlaşılması zor olsun diye yazılmış gibi göründüğünden, konuya şu benzetme yoluyla açıklık getirmek istiyorum; 'Bilgisayara virus girmesi' yerine 'Kapıyı kırıp eve girmek' diyelim. 'Virüsün girdiği bilgisayarlara belge yerleştirilmesi' yerine 'Eve giren saldırganın ev sahibini bıçaklaması' diyelim. 'Bir belgenin kullanıcı tarafından açılması' yerine de 'Bıçağın ele alınması' diyelim.
Bu durumda TÜBİTAK raporu mealen şunu diyor; 'Cinayetten sabıkalı, adı-sanı belli, bıçaklı bir saldırganın aynı gece, üç eve (yani Müyesser Yıldız, Barış Pehlivan ve Odatv bilgisayarlarına) girdiği kesinlikle saptanmıştır. Üç ev sahibinin bıçaklandığı da, ev sahiplerinin bıçağı ellerine almadığı da kesinlikle saptanmıştır. Tahliye edilmiş olan Müyesser Yıldız'ı sabıkalı katilin bıçakladığını söylüyoruz. Ama (halen hapiste olan) öteki ev sahipleri o sabıkalı katilce mi bıçaklandı, yoksa kendi kendilerini mi bıçakladı, hiç ısrar etmeyin o konuda bir şey söylemeyiz! Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, bu rapora dayanarak 'rapor hapisteki ev sahiplerinin sabıkalı katilce bıçaklandığını söylemediğinden tahliyelerinin reddine...' diye bir karara varılabilir mi? Bütün masumların bir an önce özgürlüklerine kavuşması dileğiyle...
Prof. Cem Say-Boğaziçi Üniversitesi

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı