• $7,3527
  • €8,9315
  • 438.108
  • 1545.47
15 Aralık 2012 Cumartesi

Ertuğrul Özkök'ten utandım

Çarşamba günü bir grup gazeteci Silivri Cezaevi'nde yatmakta olan meslektaşlarını ziyarete gitti. Kimi köşesinde yazdı, kimi televizyon programlarından izlenimlerini paylaştı. Ancak bir tanesi vardı ki, okurken utanmamak imkansızdı...
***
Tutuklu gazetecilerle görüşmeye gidenlerden biri de Ertuğrul Özkök'tü.
Özkök yazısında diyordu ki: Cezaevine girerken ayakkabılarımızı çıkarttık. Uğur Dündar'ı çorapları ile ilk kez gördüm. Tarihi bir andı.
Belli ki çok eğlenmiş.
Ama bilmiyordu ki; cezaevine görüşe giden tutuklu yakınlarına yapılan aramalarda acıklı hikayeler yaşanıyor.
Çırılçıplak soyulan anneanneler, eteği çıkartılan kız çocukları, kemoterapi yüzünden saçsız kalmış ve peruğunu arama odasında bırakarak görüşe gitmek durumunda kalmış eşler var. Ve her görüş öncesi yapılan bu aramalar ziyaretçiler için büyük bir zulüm, zaman zaman da küçük düşürücü.

l Özkök diyordu ki: Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel'den teklif aldığım an hiç düşünmeden gelirim dedim.
Oysa bilmiyordu ki; bu ziyaretin kıymeti tartışmaya açık. Çünkü beş senedir tutuklu olan meslektaşlarını yolun sonuna gelindiğinde, ortam rahatladığında, artık herkes konuya dair korkmadan bir şeyler söylemeye başladığında ziyaret ediyor. Üstelik davet alınca, kendiliğinden de değil.

l Özkök diyordu ki: Bunca yıllık meslek hayatımda ilk defa bir cezaevine açık görüşe gittim.
Oysa bilmiyordu ki; bu kendi ayıbıdır. Bunca yıl içinde dikkatini çekecek tek olay 'Silivri ve tutsakları' değildi şüphesiz. Cezaevlerinde neler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Özkök bunca yıl sonra ilk defa böyle bir ihtiyaç duyduysa ne acı.

l Özkök diyordu ki: Mustafa Balbay tutuklu gazetecilerin en şık giyineni.
Oysa bilmiyordu ki; cezaevi görüşünde şık giyinmeye tutuklular özen gösterir. Çünkü yaşama bağlı kalmaktır bu. Ziyarete gelene 'Ayaktayım' demektir, heyecanla hazırlanır tutuklular çünkü sadece haftada bir gün, bir saatten ibarettir sosyalleşebilmeleri.

l Özkök diyordu ki: Tuncay Özkan çok iyi görünüyordu.
Oysa bilmiyordu ki; Tuncay Özkan'ın güneş görmemekten elleri, ayakları ve yüzü sapsarı. Görmek için gerçekten bakmak gerekir.

l Özkök diyordu ki: Soner Yalçın kendinden çok diğer sanıkların başına gelen adaletsizliklerden bahsediyor.
Oysa bilmiyordu ki; bu bir asil direniş, toplu mücadele halidir.

l Özkök diyordu ki: Ben 7 saat dayanamadım. 5 senedir yatanlar acaba neler hissediyordur. Düşünmek bile istemedim.
Oysa bilmiyordu ki; cezaevinde geçirdiği yedi saatin sonunda bu hissi yaşayanlardan dinlemiş, öğrenmiş ve iliklerine kadar hissederek çıkmış olması gerekirdi.

l Özkök diyordu ki: Tutuklulara neden iPod serbest değil anlamadım.
Oysa bilmiyordu ki; görüştüğü tutuklular tecritte. Tecridin ağır koşulları vardır, çiçek yetiştirmek bile 'gizlice' mümkündür.
***
 Mesleğin en tanınmış isimlerinden biri. Üstelik Hürriyet gazetesine 20 yıl Genel Yayın Yönetmenliği yapmış. Nasıl bu kadar sığ, gerçeklerden, gerçeklikten uzak ve yüzeysel olabilir -kalabilir- inanın anlamakta güçlük çekiyorum.
Cezaevi gerçeğine bunca senelik kariyerinden sonra 'yeni başlayanlar' düzeyinden giriş yaptığına tanıklık etmekten de ayrıca utanıyorum.
O, 'Cezaevlerinde iPod'a neden izin yok?' diye sorgularken, bir film karesinde, ayaklarını uzatmış klasik müzik dinlerken hayal ediyor tutukluluğu. Oysa güneşe, temiz havaya hasret, uzak mesafe bilinci kaybolmuş, beşer metrelik mesafedeki duvarlara bakmaktan gözleri bozulmuş, elle yazmaktan parmakları yara bere olmuş, sarılmaya, sohbete hasret, cezaevinden ne zaman çıkacağı belli olmayan insanlarla görüştüğünün farkında bile değil.
***
Şimdi bana 'Ne bekliyordun' diyenler olacak biliyorum. Ama cevabım net: Bu kadarını beklemiyordum!
Ülkede cezaevi sorunu dört bir yandan cayır cayır gözümüze girerken, üstelik bugün bile değil, çok uzun yıllara yayılan bir sorunken, bu başka bir dünyadan gelen 'naif ziyaretçi' 'temsil ettiği tüm değerlere rağmen benim ağzımı açık bıraktı.
Sen kalk cezaevine git 'meslektaşlarım' dediğin yıllardır tutsak olan o adamları ziyaret et sonra da ilkokul çocuğu düzeyinde 'gördüklerim ve hissettiklerim' başlıklı bir kompozisyon yaz.
Kusura bakmasın ama madem o yazarken utanmadı bari izin versin de bizler okurken utanalım!

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...