• $7,3988
  • €8,9869
  • 441.173
  • 1542.73
18 Aralık 2011 Pazar

Erol Köse'ye dair...

Uzun zamandır okur baskısı altındayım. 'Erol Köse hakkında ne düşünüyorsun' diye sorup duruyorlar.
Şiddetli bir düşüncem olsa zaten bugüne kadar yazardım.
Anlayacağınız kendisine karşı hissim yok.
Nötrüm yani!
***
Yalan yok; bazen insanlar hakkında yazdıkları ağzımı açık bırakıyor.
'Hadi canım, bunu gerçekten yazmış mı' diye gözlerimi aça aça bakıyorum ekrana.
Ama zevk almıyorum.
Ki müstehzilikten, kötüye çalan zekadan hoşlanırım ben.
Erol Köse'yi okurken ise çoğunlukla mahcubiyet hissediyorum.
***
Geçenlerde Mehmet Ali Birand hakkında yazdıkları mesela, insanlıktan uzaktı.
Birand'ı kanserden vurmaya kalkmıştı...
Keza Ayşe Arman hakkında yazdıkları da tam anlamıyla rezillik.
Ortalığa saçtığı bilgilerin çoğu abartılı ve içine yalan katılmış. Dile getiriliş şekilleri ise epey düzeysiz.
***
Oysa Erol Köse şu anda yapmakta olduğu 'atakları' mesleğe dönüştürebilir. Perez Hilton gibi sivri dilli, şöhretlerin korkulu rüyası, marjinal bir 'yazar' olabilir.
Ama bunun olabilmesi için derhal düzeyin ayarlanması gerekiyor.
Bu pavyon ağzı, mahalle kavgası tadıyla, 'konuşulurluk' da ilelebet devam etmeyecek, göreceksiniz.
***
Gerçi Erol Köse, Türk magazin dünyasının gündem yaratabilme, değiştirebilme ustasıdır. Demet Akalın, Hande Yener gibi birçoklarını bu yeteneği sayesinde hızla yükseltmedi mi?
Peki ya kendini?
O 'Doktor Erol Bey' klibini kaçınız unutabildiniz?
Uçukluk ötesi, zeka ürünü bir klipti...
Ve Erol Köse'nin imzası olarak akıllarımıza kazındı.
***
Özetlersem sözlerimi; Erol Köse yazdıklarını utanmadan okunabilecek düzeye çekebilir, mahalle dilberleriyle kavga etme ağzından uzaklaşabilir, gerçek olaylara kattığı abartının dozunu biraz daha ayarlayabilirse uzun soluklu bir fenomene dönüşecektir. Bana göre kendisi Türkiye'nin Perez Hilton'u olmaya adaydır.
Yazara Not: Erol Köse'ye cevap 'Sen kötü kalplisin' diyerek verilmez! Bu aklı da sana ben vermeyeyim yahu... Oyunun tüm kurallarını unuttun mu? Oysa geçmişte pek iyi bir oyuncuydun. Neler oldu sana? Hiç cevap vermeseydin keşke, hiç değilse daha 'cool' görünürdün!

Sürpriz gece
Planlı programlı buluşmalardansa, beklenmeyen anda, tesadüfen gelişen bir araya toplanmaları severim ben.
Ne tesadüftür ki, herkesin enerjisi tavandır o tip anlarda...
Çarşamba gecesi, işte bu tarif ettiğim buluşmalardan biri yaşandı.
Üç arkadaş uzun zaman sonra bir araya gelmiş dedikodu yapacağız.
Tam masaya oturduk, bir başka arkadaşımızdan mesaj geldi 'Hadi kalkın Zihni'ye gidiyoruz' yazıyordu sadece.
Kalktık ve yol üzerinden yine tesadüfler eseri bir arkadaşımızı daha alıp Nişantaşı Zihni Bar'a giriş yaptık.
Sahnede Cihan Okan ve Aydın Karabulut gözüme çarptı önce.
Sonra Kenan Doğulu ve Ozan Doğulu... Birbirlerinden uzun süre uzak kalmanın acısını sahnede eğlenerek atıyorlardı.
Kenan Doğulu eğlencesini bilenler bilir, bir kez ağzınıza değdi mi bağımlısı olursunuz.
İşte o gece de eşsizdi...
Meğer grup Zihni Bar'da her çarşamba gecesi sahne alıyormuş. Elbette her çarşamba Kenan Doğulu yok ama şubat ayına kadar İstanbul'da olacakmış, Yani mutlaka birkaç kere daha arkadaşlarını dinlemeye sonra da kudurup sahneye fırlamaya gidecektir Zihni'ye. Benden söylemesi...

Papa'nın kiracısı
İnsanın kıymet verdiği dostları vardır. Hayat bir şekilde yolları kesiştirir ve hikayeler birleşir.
Dostluk belli bir yerden sonra kardeşliğe döner.
Yaralarınızı yanlarında sarar, makyajsız, hilesiz ruhunuzu görmelerine izin verirsiniz. Zayıf taraflarınızı önlerinde açarsınız.
Ve bir süre sonra o ilişki tuhaf bir bağlantıyla perçinlenir. Dünyanın neresine giderlerse gitsinler mutlaka gündemleri kesişir. Ben bir konuya takıksam mutlaka onlardan o konuyla ilgili ses gelir... Alıştım bu duruma...
Fakat geçen hafta bu arkadaşlarımdan 'Sürpriz. Nereye gideceğimizi sorma ve saat 7'de Galatasaray Lisesi'nin önünde ol' mesajını aldığımda 'eyvah' dedim. 'Yeni bir macera'...
Konuştuğumuz üzere saat 19.00'da buluştuk ve Tünel istikametine doğru yürümeye başladık. Baktım Saint Antuan Kilisesi'ne giriyoruz. Kiliseye ait binalardan birinin kapısından içeriye girdik ve İskender Bey'in olağanüstü ilginç evinde keyifli bir akşam geçirdik.
İnsanın ev sahibinin Papa olması, kirasını Vatikan'a ödüyor olması alışılmışın dışı...
Neyse; benim için bu binaya girebilmiş olmanın başka bir önemi vardı. Lise yıllarımda orada yaşayan insanları çok merak ederdim, gizemli gelirdi. Ve uzun zaman içeriye 'sızabilmenin' yollarını aramış, birçok yalana başvurmuştum... Kısmet bugüneymiş.

<p>Türkiye'nin aşı haritası erişime açıldı. Vatandaşlar bunun  takibini nasıl yapabilir? İ<span>ki d

Aşının koruyuculuğu ne zaman başlar?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Kilo vermek için iştah kapatan besinler