• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
17 Nisan 2013 Çarşamba

Diyarbakır'da temkinli hâl devam ediyor

Diyarbakır

Barış süreci her şeyden önce Diyarbakır'a 'medya turizmi'ni de beraberinde getirmiş. Şehir, daha önce hiç olmadığı kadar her gün başka gazeteci ve televizyoncular tarafından ziyaret ediliyor.
Genç kesim, yeni Diyarbakır takipçilerine şaka yollu takılıyor ama işin aslında yaşanan gelişmelerin hızı herkeste bir kontrolü elden bırakmama arzusuna da yol açmış durumda. Geçmişte yaşananlar, güven kırılmaları malumunuz. Haliyle kimse henüz bayram havasında değil.
Ancak çehrelerin aydınlandığı, umutlu yüzlerin arttığı da inkâr edilemez bir gerçek. Bir hâkim arkadaş "Trafik cinayetleri azaldı" diyor. Birkaç aydır trafikte kavga edip birbirine şiddet uygulayan kimse olmamış. Umutsuzluk, stres ve savaş halinin vatandaşta yarattığı karanlık ve umutsuzluk hali kentten neredeyse tamamen çekilmiş durumda.

HİZBULLAH GERGİNLİĞİ
Barışa karşı temkinli duruşun, soğukkanlılığın nasıl geçmişten gelen haklı gerekçeleri varsa Hizbullah endişesinin de sağlam bir geçmişi var. Dicle Üniversitesi'nde yaşanan gerginlik sadece solcuların değil sağ görüşü benimsemiş Kürt vatandaşların da canını sıkmış durumda.
Senaryolar, tahminler gırla...
Pazartesi günü üniversitenin önüne bırakılan patlayıcılar endişeyi artırmış durumda. Kimi "Devlet yaşanacak gerilimi engeller" görüşünde kimi tam tersi. Anlayacağınız; rektöründen polisine, öğrencisinden öğretim görevlisine, herkesin içinde bulunduğu davranış modeli sokaklarda tartışılıyor. Bugüne kadar 'tahrik girişimi'nde bulunmayanların neden şimdi hareketlendikleri değişik senaryolar halinde konuşuluyor.

SONRAKİ ADIM NE OLACAK?
İşadamları, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, Kürt hareketinin üyeleri konuşurken temkinli... Barışı destekliyor ve elinden geldiğince dengeleri gözetmeye çalışıyor. Fakat vatandaş merak içinde, aklında birçok soru var. Her karşılaştığına da bu soruları yöneltiyor. Bir ay önce "Ne aldık ne veriyoruz?" soruları sorulurken şimdi yerini "Peki bir adım sonra ne olacak?" veya "Silahsızlanmanın devamında ne yaşanacak?" gibi süreci anlamaya çalışan sorulara yerini bırakmış. Gençler ateşli, orta yaş tartışarak süreci anlamak istiyor, orta üstü ise uyumlu. Ancak herkesin -daha önceki yazılarımda da söylediğim gibi- buluştuğu ve kontrollü olmasını sağlayan en büyük unsur Abdullah Öcalan ve onun yol haritasına güven...

YÜZLEŞME OLMAYACAK MI?
Bölgeye ve meseleye dair etkin Türk gazetecilerin neden hiç yorum yapmadığı, endişelerini, beklentilerini veya olması gerekenleri neden yazmadığı, konuşmadığı vatandaş tarafından sıkça sorulan bir soru. "Maksat süreç zarar görmesin" cevabına ise verilen cevaplar hep birbirine yakın. Akıl ve bilgi ne kadar çok çalışırsa sorun o kadar daha sağlıklı çözülür diyorlar. Kimisi bu süreçte yorum hakkının, söz söyleme, eleştiri yapma hakkının Kürtlere ait olduğunu savunuyor. Bana da oldukça mantıklı geliyor. 30 yılı geçkin bir süredir kayıpları, acıları ve mücadeleleri üzerine İstanbul'dan, Ankara'dan ahkâm kesmek çok da hakkımızmış gibi gelmiyor bana.
Öte yandan şu 'yüzleşme' konusu... 
Yüzleşme olmadan barışmak en basit insan ilişkisinde bile sakıncalı. Her şeyden önce yüzleşmeliyiz. Tarihte neler yaşandı, Kürt meselesi neden ve nasıl doğdu. Sırf Kürt olduğu gerekçesiyle insanlara neler yaşatıldı, bunlar dillendirilmeli ve Türk vatandaşının da Kürtlerle barışması sağlıklı hale getirilmeli. Şimdilerde; Kürtlere sorunca "Abdullah Öcalan'ın mutlaka sağlam bir stratejisi vardır"; Türklere sorunca "Tayyip Erdoğan mutlaka planını iyi yapmıştır" gibi bir bakış açısı ortaya çıkıyor ve takdir edersiniz ki bu da sağlıklı bir barış modeli gibi durmuyor.
Önümüzdeki günlerde de bölgeden bildirmeye devam edeceğim. 

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!</p>

Saklambaç Ustası Bu Tarla Faresini 'Görmelisin'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi