• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
24 Mart 2013 Pazar

Diyarbakır ne diyor?

İmralı'nın mektubu okuması için neden o isimlerin seçildiğinden, mektubun devlet yetkililerinin müdahalesine uğradığına kadar bir çok konu tartışmaya açıldı. Öcalan'ın İslam vurgusu ve metnin son derece 'siyasete' uygun yazılmış olmasından rahatsız olanlar da oldu.
Milliyetçi Türkler, İmralı'ya söz hakkı verilmesini, adaya BDP'li vekillerin gidişini, 'süreçte' MİT'in oynadığı rolü, Nevruz'un kutlanma biçimini, kapsamını ve Öcalan'ın liderliğinin resmen kabul edilmiş olmasını, PKK'ya Türkiye devleti karşısında eşit hamle hakkı tanınması olarak yorumladı ve 'kayıp' duygusu ile süreci eleştirmeye başladı.
Milliyetçi Kürtler ise bunca yıldır uğradıkları zulüm karşısında Türkiye'den hak ettiklerini almadan 'ateşkes' ilan edilmesini 'kayıp' olarak kabul etti. Ancak Abdullah Öcalan asla eleştirilmedi.
Her iki tarafa da 'barışın kaybedeni yoktur' telkinleri yapılıyor şimdilerde..
Dün öğleden sonra Kandil'den videolu açıklama yapan Murat Karayılan'ın 'Barışa da savaşa da hazırız. Ateşkes ilan ediyoruz. Geri çekilme için Parlemento'nun çalışmalarını bekliyoruz. Ancak herhangi bir saldırı ile karşılaşırsak kendimizi koruruz' açıklamasından sonra tartışmalar 'süreç nasıl ilerleyecek' noktasında yoğunlaştı.
Aslında tüm bu tartışmalardan önemlisi 'taban'ın ne dediğiydi.
Gazeteciler Diyarbakır'ı terkettikten, şehir tenhalaştıktan sonra nabız tutmak için dolaşmaya çıktım.
Bağlar ilçesi, Ofis ve Dağkapı semtlerinde bir çok kitabevine ve kafeye gittim. Hasan Paşa Hanı, Sülüklü Hanı, Ulu Camii, Aram Kitabevi'ni, Demokratik Toplum Kongresi'ni (DTK) ziyaret ettim.
İnsanlarla sohbet ettim, kimi zaman yan masalara kulak kabarttım. Aldığım notları paylaşmak isterim.
***
Diyarbakır'da Kürtler -ki bunların arasında şaiiri de var, siyasetçisi de, ciğercisi de var kaçak sigaracısı da, öğrencisi de var sosyal sorumluluk projelerinde çalışanı da- sürece dair şu yorumları yapıyor; 
- Öcalan'ın mektubunda şaşırılacak tek bir nokta yok, yol haritasına uygun, örgütün fikir yapısı ile uyumlu.
- Türk ve Kürt artık beraber yaşayamaz. Bu çabalar boşa gider. Bu süreçte bir aksaklık olduğunda bombalar artık dağlarda değil şehirlerde patlar. Kürt'ün Türk'e güveni yoktur.
- Öcalan'ın mektubu Kürt değil Türk halkına yazılmış bir mektuptur.
- PKK en güçlü dönemini yaşarken biz neden Türkler'le uzlaşıyoruz anlayabilmiş değilim. 
- Bizim duruşumuz belli iş siz Türklere kalmış.
- Seneye bugün 'nasıl yedik bu numarayı' der, dövünürüz.
- Bu sefer barış kesin. Çünkü süreç geçen seferkilere benzemiyor. Tüm gelişmeler ortada, süreç şeffaf işliyor, gizlilik yok. 
- Bir takım pazarlıklar yapıldığı ve biz Kürtlerin bazı haklarımızı aldığımız kesin.
- Ne aldığımız belli değil. Ama başkan süreçte ısrarlıysa bir bildiği vardır diyoruz. Bakalım, bekliyoruz.
- İki oğlumu verdim, haklarımızı almadan 'barış' ilan edilmesini kolay hazmedemem.
- Çocuklarımız öldü ne olursa olsun artık barış gelmeli.
- Kürt halkı bu sefer de oyuna getirilirse bu Öcalan'ın sonu olur. Kandil Apo'yu feda eder. Yola onsuz devam edilir ve Bir daha da barış umudu zor doğar.
Sayısız insanla sohbet ettim. Endişelisi, rahatı, gergini, hazmedemeyeni, makul karşılayanı bir çok farklı ruh halini gözlemleme fırsatım oldu. Fakat düşünceler ne olursa olsun herkesin buluştuğu tek bir nokta vardı; Başkan Abdullah Öcalan dediyse biz uyarız. Sürece asla zarar vermeyiz. 
Kürt halkının büyük acılar yaşadığı, haksızlığa uğradığı, kayıp verdiği ve tramvalarının, yaralarının olduğunu düşünürsek politize olmuşu olmamışı herkesin harekete ve başkanına bu denli bir bağlılıkla sahip çıkması etkilenilmeyecek gibi değil..

 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor