• $7,4162
  • €8,9846
  • 437.497
  • 1467
20 Mayıs 2012 Pazar

Devlet Tiyatroları neden devam etmeli?

Yaşananlara itiraz ediyoruz diye, adımız muhalife çıktı diye ortaya atılan her saçmalığa da prim verecek değiliz.
Cuma günü internet sitelerine bir haber düştü.
The Guardian gazetesinin yorumlu haberine göre; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'tiyatrolara takma' sebebi; Kızı Sümeyye Erdoğan'ın gittiği bir tiyatroda yaşadığı olaydı.
O  olayı hepimiz hatırlıyoruz herhalde.
Sümeyye Erdoğan 'Genç Osman' adlı oyunu izlemeye gitmiş, en önde oturmuş ve sahnedeki erkek oyunculardan birinin kendisine yönelik bazı hareketlerde bulunmasından rahatsız olup salonu terk etmişti.
Baba Erdoğan kızına 'ideolojik bir tutum takınıldığını' ve 'tiyatro terketme' olayının bu sebeple yaşandığını açıklamıştı.
Çünkü Sümeyye baş örtülüydü. Ve sahnedeki 'adam' dansözlerin bile uygulamadığı şekilde figürler sergiliyordu. Bunu genç kadını rahatsız etmek amacıyla yapıyordu. Bu sözler bana değil Başbakan'a ait. Çünkü başbakan gençliğinde bu oyunu izlemişti ve oyunda böyle bir sahne yoktu. Şimdi de olması gereksizdi, saçmaydı ve ayıptı.. Herkes sanatını 'efendilik'le sergilemeliydi.
İşte The Guardian gazetesine göre Başbakan'ın devlet tiyatrolarına 'takma' sebebi bu olaydı.
Sanırım olayın temelinde yani sanat ve sanatçıya bakışta bir 'fark' var.
Yani ne o olay, ne de Sümeyye Erdoğan'ın canını sıkan oyuncu değil mesele. Sanat belli çizgiler, doğrular, kurallar ve en önemlisi 'edep' sınırında icra edildiğinde 'kabul' edilebilen  'bir şey'...
Açıkçası ben The Guardian gazetesi'nin tespitine katılmıyorum.
Mesele 'özel' değil... Mesele gayet 'genel'...
'Senin' sanat anlayışınla 'benim' sanat anlayışım farklı!
Sen sanat hakkında konuşmak için uzman olmak gerektiğini savunsan da ben diyorum ki 'edep yok'!
Neyse...
Konumuz aslında bu değil.
Konumuz son günlerde tartışılan 'devlet elinin sanattan çekilmesi' meselesi..
Aslında İstanbul'da değil de Paris'te yaşıyor olsak bu yeni karar son derece makul karşılanabilirdi.
Keşke sanat algısının oturduğu, halkın sanatla iç içe girdiği bir şehirde yaşıyor olsaydık da devlet sanat işinden çekilseydi. Sanat sadece özel ve yaratıcı alanlarda hayat bulsaydı. Ama değiliz malesef.
O yüzden de bazı 'aydın'ların Devlet Tiyatroları'nın kapatılmasını destekliyor oluşunu anlamak mümkün değil.
Çünkü ortada çok basit bir durum var;
Devlet Tiyatroları ana akımı temsil ediyor. Yani klasikleri, dev kadrolarla ortaya çıkan oyunları sahneliyor.
Ve elbette en önemlisi, çocuk oyunlarını.
Halk çok ucuza bu oyunları izleyebiliyor.
Diğer yandan özel tiyatrolar, yeni akımlar, modernciler, absürd tiyatrolar küçük kadrolarla yollarına devam ediyor. Çoğu bir apartman dairesini veya bir sinema salonunu 'o günlük tiyatro' haline getiriyor. Biletleri pahalı, oyunları entelektüel birikim sahibi insanların zevk ve algısına hitap ediyor.
Yani ana akımı ortadan kaldırmak, tiyatroyu sadece küçük bir zümreye indirgemek oluyor.
Tartışmalar, gelir ve gider hesabı üzerinden de yürütülüyor. Yani tiyatrolara akan para ve geri dönüşün arasındaki uçurumdan örnekler veriliyor.
O vakit küçülme şart görünüyor yok etmek değil!
En önemlisi de tiyatro tartışmasının sağ ve sol olarak ayrılmış olması. Yani Devlet Tiyatroları kalmalı diyenler solcu, kapanmalı diyenler sağcı damgası yiyor.
Oysa unutmamak gerekir ki tiyatrodan uzak büyüyen bir neslin ne hayal gücü ne de hayat algısı gelişir.
Yaratmak istediğiniz nesil ister dindar olsun ister ateist esas ihtiyacı olan dünyadan, sanattan, hayattan ve hayalden haberdar olmaktır!

TAVSİYE
Bilirsiniz kolay kolay tavsiye etmem.
Beğenmek zor benim için.
Huyum kurusun, böyleyim işte.
Ama inandığım beğendiğim bir şey oldumu da yapışır, bırakmam peşini.
Yemek kıymetlidir benim için.
Buradan kalkıp Ankara'ya köfte yemeye giderim.
Öyle biriyim işte.
Şimdi size Bodrum'da bir esnaf lokantası tavsiye edeceğim. Yolunuz düştüğünde yiyecek ve bana teşekkür edeceksiniz, eminim...
Bodrum Konacık yolu üzerinde adı 'Konacık Park Lokantası'...
İstanbul'un keşmekeşinden bunalıp Bodrum'a taşınan bir aileye ait.
Sadece ev yemekleri yapılıyor.
Dolmalar, karnıyarıklar, zeytinyağlılar aklınıza hangi tencere yemeği gelirse işte. Özellikle Lokum pilavı çok lezzetli. Yaz, kış servis veriyorlarmış. Tertemiz, mis gibi bir yer. İrmikli muhallebi, ev sütlacı insanı yoldan çıkartıp yaz arifesi kilo aldırtacak cinsten...
Bodrum'a gittiğinizde uğrayın ve lütfen yorumlarınızı benimle paylaşın, bakalım damak tatlarımız uyuyor mu!

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ankara'da80 yaş ve üzerindeki vatandaşlara aşı uygulanmaya başlandı

Eren-5 operasyonunda 53 sığınak ile 62 depo kullanılamaz hale getirildi