• $7,3217
  • €8,8553
  • 413.174
  • 1495.27
29 Ocak 2012 Pazar

Deniz Akkaya'nın kızı korunmaya alınmalıdır!

Deniz Akkaya ve Efe Önbilgin pespayeliği hiç hız kaybetmeden devam ediyor.
Deniz Akkaya dendiğinde aklıma birçok görüntü düşüyor. En etkililerinden biri de Akmerkez'de Okan Bayülgen'e attığı tokat...
Efe Önbilgin ise, magazin figürü olmadan çok önce de medya dünyasında özel hayatıyla fazlaca konuşulan biriydi. Yani sizler henüz onu tanımazken bizler çok iyi tanıyorduk...
Açıkçası, ikisi de kendi dünyalarında sansasyonel yapılarıyla namsalmış insanlardı.
Ve bu ikili büyük bir kaza sonucu bir araya geldi.
Birliktelikleri ateş ve barut olarak adlandırılan çiftlerden de öte, iki pimi çekilmiş bomba aynı çatı altında buluşmuştu...
Yaşanacaklar hiçbirimizi şaşırtmayacaktı...
Daha doğrusu biz öyle sanıyorduk...
***
Yaşadıkları 'sosyal rezaletler' gazetelere yansıyordu... Ama hiçbiri bu ikiliden beklenmeyen 'durumlar' değildi.
Derken, şu hamilelik meselesi patladı.
Deniz Akkaya hamileydi ve Efe Önbilgin bu duruma kesinlikle onay vermiyordu. Yani bebeğin doğmasını istemiyordu.
Medya baskısı da devreye girince, Önbilgin hamileliği kabul etti ama asla nikahlanmaya yanaşmadı.
Olaylar hiç bitmiyordu.
Sokak ortasında edilen kavgalar, sık sık birbirlerini mahkemeye verişleri, hakaretler, ithamlar, araya giren üçüncü kişiler tarafımızdan detaylarıyla okundu, izlendi...
Derken Efe Önbilgin aniden bir başkasıyla evlendi. O kadın da hamile kaldı...
Eşinden ayrı yaşayan Önbilgin ve Deniz Akkaya tekrar beraberdi.
Sanki o rezillikler hiç yaşanmamışçasına 'biz dostuz' veya 'Efe çok iyi bir babadır' pozları, röportajları veriliyordu...
Neticede Önbilgin'in nikahlı bir eşi ve halihazırda yüzünü hiç görmediği de bir oğlu vardı...
***
İsteklerini yerine getirtme konusunda magazin basınını kullanma üstadı olan Deniz Akkaya, Efe Önbilgin'le yaşadığı her gerginlikte 'haber' oluyordu!
İlk başlarda bizler de iştahla okuyor, çoğu zaman kahkahalarla gülüp dost meclislerinde bu 'ilişki'yi dilimize doluyorduk...
Fakat sonra iş iğrenç bir hal aldı...
Kavgalar, en özel konular gazetelere, televizyon programlarına malzeme edilir oldu.
Taraflar birbirlerini medya aracılığıyla rezil etti. Ve sonra duruldu. Sonra tekrar rezil etti, sonra tekrar duruldu...
Tuhaf bir döngü oluştu...
Gelinen son noktada, birbirine dava açma rekorunu ellerinde tutan bu çift, yeniden mahkemelik oldu.
Deniz Akkaya, çocuğun babasında olduğu gün dadı tarafından dövüldüğü ve buna Önbilgin'in ihmalinin sebep olduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu...
Yazının başında bu çiftin hiçbir 'aşırılığı' bizi şaşırtmazdı demiştim ya... İşte o lafı şimdi geri alıyorum.
Yetişkin olduklarına bin şahit gereken bu ikilinin acilen tedavi görmesi gerektiğine inanıyorum.
Ailelerin konuya el koyup,  ruh durumları şüpheli insanların elinde alet olan, bu tip korkunç travmalara dahil edilen kız çocuğunu korunmaya alması gerektiğini şiddetle vurguluyorum.
Ve magazinci arkadaşlardan bu çiftten gelen hiçbir haberi değerlendirmemelerini, sayfalarına taşımamalarını ve bu ikili arasında yaşanan çirkin oyunlara alet olmamalarını rica ediyorum.
Söz konusu 2 yaşındaki kız çocuğu içinse çok üzülüyorum. Dünyaya gelme ihtimali ortaya çıktığından beri kullanıldığı için!

Ya Twitter da giderse...
Yaşamakta olduğumuz süreç birçok meslektaşımızın yazı yazamamasına, fikirlerini özgürce dile getirememesine sebep oldu.
Kovulan, yazıları kısıtlanan gazetecilerin çoğu ya kendi internet sitesini kurdu, blog mantığıyla yazılarını orada yayınlamaya başladı ya da twitter üzerinden fikirlerini, düşüncelerini dile getirdi.
Yani Twitter Türkiye'de gazetecinin özgürlük alanı haline geldi.
Twitter yönetiminin 'belirli bir ülkeden belirli bir konuyla ilgili engelleme istenirse müdahale edeceğiz' açıklaması tüm  'düşünce twitçileri'ni sıkıntıya soktu...
Haksız da sayılmazlar...
Bir Twitter'ımız vardı o da mı gidecek, diye dertlenmemek elde değil...

İyi polis kötü polise karşı!
Dünkü yazımda başıma gelen 'Mini Cooper olayı'nı detaylı bir şekilde yazmıştım. Görevini kötüye kullanan polis memurunun peşini bırakmamış, kapı kapı, karakol karakol gezmek suretiyle vatandaşa haksız yere ceza yazması, alay etmesi, oyun oynaması ve gününü çalmasının cezasız kalmaması için uğraşmıştım.
Uğraşlarım sonucunu vermiş ve kötü polisle savaşan iyi bir polise, başkomisere denk gelmiştim. Kendimi güvende hissederek işin ucunu bırakmıştım.
Sağ olsunlar gerçekten de gerekeni yapmışlar.
Söz konusu polis aracında görev yapan iki memur da disiplin cezası almış. Görev yerleri de değiştirilmiş.
Anlayacağınız kötü polisler olduğu gibi onlarla savaşan iyi polisler de var.

<p>Afyonkarahisar'da sipariş ettiği çiğ köftenin acılı olduğu gerekçesiyle iş yeri çalışanı Y.K.'yı

Sosyal medyayı ayağa kaldıran olayda yeni gelişme! Çiğ köfte 'acılı' diye çalışanı tokatlayan şüpheli serbest

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (01 Mart 2021)

Hafta sonu kısıtlamasının ardından yurt genelinde hareketlilik başladı

Avni Yıldırım ve Saul Alvarez müsabaka öncesi tartıldı