• $9,5241
  • €11,0986
  • 546.11
  • 1455.42
10 Nisan 2013 Çarşamba

Dayağı yiyen ünlüler olunca!

Pazar günü İstiklal Caddesi yine savaş alanına döndü. Bir grup 'eylemci' biber gazı, tazyikli su ve şiddete maruz kaldı. Amaçları belliydi; Emek Sineması'nın yıkılmasını istemiyorlardı.
Sinema yıkılmasın diye 'demokratik' hakları olan bir eyleme katıldıklarını düşünüyorlardı.
Oysa bu hak çok uzun süre önce ellerinden alınmış, 'kararlara' karşı gelenlerin dayak yiyeceği defalarca kez gözlerine sokulmuştu.
Ama 'sanatçıya da dokunmazlar artık canım daha neler' diyen cesurlar o gün orada sistemin 'sanatçıya bile' diye bir ayrım gözetmediğini yaşayarak deneyimlediler.

***
Herkes ayakta; 'sanatçıya bile şiddet uyguladılar' diye kızgınlıklarını dile getiriyor...
Ne ayıp!
Avukata, gazeteciye, öğrenciye sıkılan gaz, vurulan cop, fışkırtılan su makul-    dü de 'sanatçı' işin içine girince mi insan hakları ihlali oldu?
Vatandaş Ergenekon duruşmalarını izlemeye kör kalmamak için şnorkelle, deniz gözlüğüyle katılmak, eylemlere gaz maskesi satın alarak gitmek zorunda bırakılırken normal ama sanatçıya gelince değil öyle mi?
İşçileri hiç mevzu bile etmeyeyim isterseniz çünkü onlar ilelebettir dayak yiyorlar! Üstelik kimse de önemseyip 'işçiye bile' demiyor.
Sanki işçi sınıfından olmak veya siyasi bir hamleyi protesto etmek dayak yemeyi hak etmekmiş gibi... Sanatçılar her fırsatta çekinmeden dile getiriyor 'sanatçıyı bile dövdüler' diye. 'Bizi bile dövdüler' diyorlar hiç rahatsız olmadan. 'Biz zararsız bir şekilde sadece itirazımızı dile getirmek için yürüyorduk' diyorlar. Sanki başka 'müdahaleli' eylemlerde zarar vermek için 'tehlikeli tipler' yürüyormuş gibi!

***
Bizim için ise hep aynı film tekrar tekrar yayımlanıyor. Aktörleri ise insanlar. Mesleğe göre ayrım yapmıyoruz haliyle. Polis şiddetine maruz kalan her kim olursa olsun onun hakkını savunuyoruz. Sadece 'biz' dayak yiyince ortaya çıkmıyoruz!
İçişleri Bakanı Muammer Güler; "Sanatçıların arasına illegal örgütler karıştı. Polis tahrik edildi. Ama biz yine de orantısız güç kullanıldı mı diye inceleme yapıyoruz" diyor. Sanatçılar sinirleniyor bu açıklamaya... Oysa biz bu açıklama metnine de aşinayız. Virgülüne dokunmadan aynı sözler ODTÜ'de yaşananlardan sonra da söylenmemiş miydi?
Herkes alışmış, normalleştirmiş, içselleştirmiş; vatandaşın, gazetecinin, avukatın, öğrencinin, işçinin, duruşma takipçisinin dayak yemesini.
Ama sanatçı yeni, alışacak o da elbet!
Herkesin, bir başkası dayak yerken ses çıkartmamak için öyle 'elle tutulur' nedenleri vardı ki... Çok geç kalındı tabii şimdi ayılıp da itiraz etmeye...

***
Televizyon programlarına başlarına geleni anlatmak için konuk olanlar diyor ki; "Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde sanatçıya şiddet uygulanmaz" peki ama sormazlar mı adama dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde gazeteciler dövülüyor ki diye?
Bakın, pazar günü polis şiddetine maruz kalan sanatçılar arasında duyarlı insanlar da var, kimsenin hakkını yiyemem.
Ama onlardan daha kalabalık bir 'ülkede yaşananları umursamayanlar' hatta farkında olmadan bu gidişe destek veren, yaşanan haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında 'ama onlar da şunu yapmıştı' diye insanlık suçlarına aklayıcı sebepler bulanlar var.
İşin özü şu; polis şiddetine karşıyım. Her kim polisten dayak yiyorsa, orantısız şiddete maruz kalıyorsa, demokratik hakkı elinden alınıyorsa ben onun yanında olurum... Ancak; 'bile'li eleştirilerden nefret ederim. Dayağa 'sanatçıya bile mi?' diye karşı çıkılmasına ise asla tahammül edemem!

 

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu