• $7,3403
  • €8,8135
  • 406.315
  • 1528.4
21 Ocak 2012 Cumartesi

Çocukluğumu öldüren cinayetler

On yaşıma girmeme haftalar kalmıştı... Sıradan bir sabahtı.
Ailecek tam kadro kahvaltı masasındaydık.
Aniden dışarıdan gelen 'olağandışı' seslerle irkildik.
Pencereye yöneldik.
Apartman görevlisi ve bazı komşular da sokağa çıkmışlardı...
İnsanlar canhıraş bağırıyorlardı, ne dediklerini anlamak imkansızdı.
Korkmuştum.
Babam, abimin ve benim pencereden uzaklaşmamızı istemişti.
Yan apartmanın görevlisi kendine merakla bakan arkadaşına 'adam öldürdüler' dedi.
'Delik deşik etmişler'...
Kalbim durmak üzereydi.
Bir sokak adı söyledi görevli, cinayet orada işlen-
mişti.
En yakın arkadaşım Zeynep'in sokağı.
Bizim evin yan sokağı...
Korkudan gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
Kapıdan geçen birkaç kişiden bilgi alıyordu babam...
'Çetin Emeç mi? İnanamıyorum' dediğini hatırlıyorum...
Bu isim o gün bana hiçbir şey ifade etmiyordu.
***
'Baba kimi, neden öldürmüşler nasıl öldürmüşler' diye soruyordum, durmadan, nefes almadan...
'Önemli bir yazarı, fikirlerinden dolayı' cevabı, beni uzun süre oyalamıştı. Komşular ve babam, Abdi İpekçi diye birinden daha bahsediyorlar, bunu yapanlara lanetler okuyorlardı.
Anlamam, işin içinden çıkmam imkansızdı.
O günden sonra okul servisiyle her 'olay mahalli'nden geçişimizde, cama yapışıp sokağı izliyordum. Polis kordonuna alınmış, birtakım incelemeler yapılıyordu. Oysa orası bizim oyun oynadığımız, güvenli dünyamızın bir parçasıydı.
Bir daha hiçbir zaman o günden önceki kadar çocuk olamadık, hiçbirimiz.
Uzun süre, evden okula, okuldan eve yapılan yolculuklarda konu Çetin Emeç'ti... En büyüğü 11 yaşında olan ilkokul öğrencileri, evde duydukları her şeyi hayal dünyalarında abartarak birbirleri ile paylaşıyordu...
'Adamı delik deşik etmişler' sözü kafamdan silinmiyordu...
O sıralarda bir akşam yemeği esnasında babamın 'Öldürdükten sonra çantasından ertesi gün basılacak yazısını almışlar' dediğini hatırlıyorum.
Ne yazmıştı acaba diye düşündüm. Yasak olmasına rağmen gizli gizli seyrettiğim korku filmlerinden yola çıkarak çözmeye çalıştım bu gizemi.
10 yaşındaki biri için çok ağır bir bilgiydi bu; düşündüklerini yazdığı için öldürülmüş. Çetin Emeç'in katili artık karanlık odamın uyku kaçıran, korkutan gölgesi
olmuştu.
***
Uğur Mumcu öldürüldüğünde ise sadece 3 yaş daha büyümüştüm...
Elbette yaşımız ilerledikçe, okuduk, öğrendik, dinledik, izledik, araştırdık... Geçmişi ve şimdiyi algılar hale geldik. Ama 10 yaşındayken hissettiğimle 32 yaşımda hissettiğim arasında temel bir fark oluşturamadım ben.
Bilgiyi edindikçe, bağlantıları çözdükçe hissettiklerim değişmedi...
O gün, fikirlerini, doğru bildiğini, farklı bakış açısını dile getiren yazılar yazdığı için öldürülen bir insan nasıl çaresizlik, karanlık, korku ve umutsuzluk hissettirdiyse bana, bugün de aynını hissettiriyor. Perşembe günü bu düşüncelerle; faşizme, ayrımcılığa, ırkçılığa, geri kafalılığa, adaletsizliğe isyan ederek, düşünce özgürlüklerine, bilinçli vatandaşlara, adalete, insan haklarına, umuda muhtaç olduğumu hissederek yürüdüm Taksim'den Agos'a... Cehalet, insan yaşamının değersizliği, 'derin meseleler', 'karanlık güçler' yüzünden kaybettiğimiz tüm aydınlarımız için gözyaşı dökerek yürüdüm Taksim'den Agos'a... Ve on binlerce insanla yapılan yoklamaya katıldım. Gür sesli adam sordu; Abdi İpekçi? Biz hep bir ağızdan yanıtladık; Burada... Çetin Emeç? Burada! Musa Anter? Burada! Ahmet Taner Kışlalı? Burada! Uğur Mumcu? Burada! Hrant Dink? Burada!

<h3>ÇALIŞANLAR İSTİFA METNİ YAZARKEN DİKKAT!</h3><p>'Kısa Çalışma Ödeneği'nin biteceğinin açıklanmas

Kısa çalışma sonrası çalışanlar nelere dikkat etmeli?

Eski telefonunuzu sakın atmayın! İçinden çıkan parçayla bakın ne yaptı

Çorum'da 7 bin 291 litre sahte içki ele geçirildi

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı