• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
30 Eylül 2012 Pazar

Bugün size eziyet etmeyeceğim!

Dün sabah kalktım, gazeteleri okudum. Herkes 'Kılıçdaroğlu ve belgeyi' konuşuyor.
Ben de, talih bu ya 'belge'yi yazmışım..
Kısa bir süre sonra telefonum çalmaya başladı ve akşam üzerine kadar hiç susmadı.
Arayanlar arasında gazeteci de var siyasetçi de. Kimi diyor ki 'belge sahte' kimi diyor ki 'belge var ve orijinal'. Ben de diyorum ki 'hani belge?'... Önce belgeyi görelim de sonra sahte mi değil mi tartışalım. Bu minvalde gerçekleşen münazaralar sonucu oturdum yazının başına. Başlığım belli 'peki ama belge nerde?' başlığı attıktan sonra durdum.
Gerçekten yazmak istiyor muyum?
İçimden cevap niteliğinde bir ses duyamadım.
Hemen döndüm geçmiş pazar yazılarıma baktım, ne uzun zaman olmuş keyifli bir pazar yazısı yazmayalı.
Karar verdim;
Bugün ne size ne de kendime bu 'eziyeti' çektirmeyeceğim.
Pazar dediğin kahvaltılı, kahkahalı, tiyatrolu, sinemalı olur. Bıraktım belgeyi filan. O konuları nasıl olsa hafta arası da yakalarız!
Hem gerçeğin acısından uzun süre kaçmanıza da izin veremem. Bugün gelin keyifli şeylerden bahsedelim.

BAYILDIM SANA SARI AY
LAF aramızda bu 'yeni akım' tiyatro beni hiçbir zaman tam olarak etkileyemedi.
Hep bir taraf eksikti. Ya performans iyi duygu zayıf, ya duygu iyi ama konu ve izleyiciye anlatılmak istenen 'şey' belirsizdi.
Ama hep yaşasınlar istedim.
Para kazansınlar, daha büyük bütçeli işler yapsınlar, büyüsünler istedim.
İstanbul'da ne kadar 'yeraltı' tiyatro varsa hepsinin en az bir oyununa da gittim.
Oyun sonrası bir araya geldiğim sanatçıları yarım ağızla 'tebrik' ettim...
Çoğunu yazmadım bile.
Çarşamba akşamı yine aynı düşüncelerle çıktım yola. Dot'un yeni oyunu Sarı Ay'ı izlemeye giderken 'eksik' kalacağıma emindim.
Kötü bir şey izlemeyecek, bir eziyete maruz kalmayacak ama eksik çıkacaktım o salondan, tatmin olmayacaktım.
Bu duruma da kendi kafamda 'büyük' analizlerle bir cevap bulmuştum. Neyse şimdi konumuz o değil...
Çarşamba akşamı Maçka Gmall'daki tiyatro salonunda yerimi aldım.
Oyun başladı.
Tek kelimeyle özetleyeyim; bayıldım!
Önce güldüm sonra ağladım..
Dekor yok. Sadece dört sandalyeyle, kostümsüz, makyajsız dört şahane oyuncu aklımı başımdan aldı.
Çünkü oyunun en büyük gücü oyuncularıydı.
Gizem Erdem, İbrahim Selim, Kaan Turgut ve Su Olgaç. Oyuncuların hepsini ayakta alkışladım.
Sarı Ay'ın yönetmeni ise Pınar Töre. Töre'yi daha önce sahnede izlemiştim ama yönetmenliğine dair bir fikrim yoktu. Sanırım büyük alkışı da o hak ediyor.
Siz şimdi kalkın ve Sarı Ay'a gidin. Sessiz Leila Suleiman ve şapkalı Lee Macalinden'ın hikayesini izleyin.  Beni dinleyin. Oyuna bayılacağınızın garantisini veriyorum!

Gündem hastalığı!
DÜN T24 adlı internet sitesinde uzun zamandır karşılaştığım en 'yüksek' polemik yazısını okudum.
Orhan Alkaya 'Erotik Türküler yasaklanmalı' diyen İskender Pala'ya anlayamayacağını düşündüğüm bir cevap yazısı yazmış. İzlemediği bir tiyatro oyununu eleştiren, sanata dair 'sakat' fikirleri olan, dinlediği türküleri bile anlamayan biri, Alkaya'nın söylediklerini nasıl anlasın ki?
Neyse... Orhan Alkaya'nın yazısını beğendim beğenmesine de İskender Pala'yı acıklı bir hastalığın pençesinde görmek üzdü beni.
Televizyon starlarında yaygın olan 'şöhret tutkusu' İskender Pala'da 'gündeme gelme' hastalığı olarak cereyan etmiş. Sakince izleyelim 'maceraları', sadece açıklama bazında da olsa devam edecektir, eminim!

Sinan Çetin'in filmi
SİNAN Çetin'in tartışılmayan tek bir hamlesi yok.
Bunun için illa sinema filmi çekmesine de
gerek yok.
Yaptığı 'cesur' açıklamalar, nev-i şahsına münhasır halleri, reklamları, arkadaşlıkları ve ailesiyle o her dönemin tartışmalı ismi.
Geçen hafta 'özel' bir gösterimde yeni filmi
Çanakkale Çocukları'nı izledim.
Yine çok tartışılacak, eminim.
Film biraz fantastik.
İşin içinde Çanakkale Savaşı, şehitler ve fantastik bir anlatım olunca beğenmeyeni, eleştireni çok olacaktır.
İşin sanatını, film olarak değerlerini bilmem ben.
Tek bildiğim filmin 'barış' mesajını sevmiş olduğum.
Özetle; hiçbir savaşın insan hayatından kıymetli olmadığını anlatıyor aslında.
Bence tartışmalara kulak vermeden gidin izleyin hem eleştirecekseniz de bilerek eleştirirsiniz.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Haftanın yalanları