• $7,3586
  • €8,9611
  • 437.259
  • 1536.11
01 Temmuz 2012 Pazar

Bu kadınların başını ezmek lazım!

Toplumumuzda kadına yapılan eziyetin, 'yılanın başı küçükken ezilir' atasözüyle özetlendiğine inanırım.
Kadının palazlanmasına, ayakları üzerinde duracak güce kavuşmasına engel olacak türlü 'yok etme' teknikleri vardır.
Kadın, içinde yaşadığı kesime göre 'ezilir' ve 'eziyet' görür.
Kimi daha küçücükken baba dayağıyla tanışır, kimi koca, kimi toplum...
Entelektüel seviyesi yüksek kesimlerde ise iş, psikolojik savaş tekniğiyle yürütülür.
Gerçi 'entel dayakçı'larımız da vardır ama genelde sosyal seviye yükseldikçe kadına yapılan eziyet, sözlü ve psikolojik harekata dönüşür.
Çünkü kadın tehlikelidir.
Tehlikeli olmasının başlıca sebebi; erkek ırkına ihtiyaç duymadan yaşayabilmesinde gizlidir.
Gücü erkekleri korkutur.
'Kadının başını ezmezsen o seni ezer ve geçer' diye düşünülür.
Elbette ki; erkek ırkı kendisini geçecek bir kadına tahammül edemez.
Gerçi bu tahammülsüzlüğe sindirilmiş, durdurulmuş, yaşam hakkı elinden alınmış ve tehlikesizleştirilmiş kadınlar da katılır.
Onlarda güçlü olan hemcinsinden rahatsız olur, mümkünse ilk fırsatta yerden yere vurur.
Şimdi gelelim pazar pazar size neden bu 'kadın tehlikelidir' diskurunu çektiğime...
Biz bir grup 'tehlikeli kadın' bir araya geldik ve bir işin içine girdik.
***
 İki yıl önce Ankara'da Trilye Lokantası'nda Soner Yalçın'la buluşmuştum.
Ben o vakit orada yaşıyordum.
O da bir belgesel çekmek üzere gelmişti.
Uzun zamandır birbirimizi görmüyorduk.
Konuşacak çok şey birikmişti.
Soner, heyecanla çekimlerini bitirmek üzere olduğu 'Menekşe'den Önce' adlı belgesini anlatıyordu.
Belgeselde, Sivas vardı Madımak Oteli vardıÖ
Soner'i dinlerken içim yandı, 'Bu işte bende olmalıydım' dedim.
Madımak Katliamı'nı fazlaca önemseyenlerdenim.
Ülkemizin en kara lekelerinden olduğuna inananlardanım.
Ayıbımızın, suçumuzun, rezilliğimizin üzerini kapatmaya çalışmamızdan dolayı utanç duyanlardanım.
Suçumuzla yüzleşerek tüm insanlıktan 'yüksek sesle' özür dilememiz gerektiğini savunanlardanım.
Soner Yalçın'ın da Madımak'la ilgili farklı bir duyarlılığı olduğunu biliyordum.
Çünkü o da 2 Temmuz 1993'te arkadaşlarıyla Sivas'ta olacakmış. Son anda bir aksaklık olmuş ve gidememiş.
***
 Soner Yalçın,14 Şubat 2011'de gözaltına alındığında belgeselin montaj çalışmalarıyla ilgilenmekteydi, henüz filmini bitirememişti.
Haliyle iş yarım, sahipsiz kalıyor.
Aradan geçen bir yıl içinde; Soner'in yakın arkadaşı Halide Didem Kurt önderliğinde, duruşma salonlarında başlayan dostluklar büyük dayanışmalara dönüşüyor.
'Soner'in filmi nasıl olur da gösterime girecek hale gelir' konulu bir sohbet 'tehlikeli kadınlar' tarafından sahipleniliyor ve hayata geçiriliyor.
CHP Milletvekili Melda Onur, hayatını Madımak Oteli'nde kaybeden şair Metin Altıok'un kızı Zeynep Altıok, Rıfat Ilgaz'ın torunu Elif Ilgaz, iletişim meleği Tuğba Ezeroğlu, gönüllü organizatör Ebru Köktürk Koralı ve bendeniz.
Hepimiz işin bir ucundan tutuk.
Tam imece usulü...
Kimi metin yazdı, kimi montaja girdi, kimi davetli listesi hazırladı, kimi toplantılara katıldı. İnanır mısınız davette ikram edilecek kızılcık şerbetinin temin edilmesi bile başlı başına bir işti...
Projenin esas sahibi ise Silivri'den bizleri takip etti.
Avukatları aracılığıyla işlerin ne noktada olduğunu öğrendi.
***
Filmin Müziklerini yapan Fazıl Say'ı da unutmamak lazım.
Ortaya çıkan iş adeta bir mağduriyet projesi!
Sonuçta; ülkenin en büyük mağduriyetlerinden  olan Madımak katliamını anlatan bir belgesel. Yönetmeni hapishanede bambaşka bir mağduriyet yaşamakta. Belgeselin müziklerine imza atan Fazıl Say ise hapis cezasıyla yargılanıyor, ülkesinde korkusuzca yaşaması engelleniyor ve mağdur ediliyor.
Bir grup 'tehlikeli kadın' ise birbirine kenetlenmiş, hiç kimsenin ucundan tutmaya, adını anmaya, içine girmeye cesaret edemediği bir işi tamamlamış bulunuyor. Mutluyuz, gururluyuz!
Bu süreçte belgesele, Soner'e, Fazıl'a ve hatta bizlere bile dokunmaktan korkanlara selam olsun...

Menekşe'den Önce
YARIN Akatlar MKM'de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katılacağı bir özel gösterim düzenliyoruz.
Gazetecileri, akademisyenleri, siyasileri, hukukçuları davet ettik.
Madımak Katliamı'nın 20. yılına girerken yaşananlara siyaseti dışarıda bırakıp tamamen insan üzerinden bakan bu belgeseli hep beraber izleyelim istedik.
Belgesel filmin adı 'Menekşe'den Önce'...
Menekşe Kaya'yı, kendi doğumundan önce hayatını Sivas'ta Madımak Oteli'nde yanarak kaybeden ağabey ve ablasının izini sürerken izliyoruz. Menekşe'nin doğum kararı da iki evladını kaybeden bir annenin yaşama tutunma arzusuyla veriliyor...
Filmde, ilk defa otelden sağ kurtulanlar olay anını anlatıyor.
Paramparça oluyorsunuz izlerken ama bir insanlık suçuna renksiz, dinsiz, dilsiz, ırksız bakabilmenizi sağlıyor. Elbette bizim için iş burada bitmiyor. Film 6 Temmuz'da Ankara'da gösterilecek. Sonra vizyona hazırlanacak ve tüm uluslar arası festivallere gidecek.

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları