• $7,5315
  • €8,9764
  • 413.047
  • 1541.98
24 Mart 2012 Cumartesi

Bu işte başka bir iş var!

Geçtiğimiz hafta gazetelerde rastladığım 'gala var salon yok'  başlıklı haber dikkatimi çekti.
Haber; pazartesi günü basın gösterimi yapılan 'Ayaz' adlı filmin salı günkü galasında yapımcının filmi gösterimden çekme kararını açıklaması üzerineydi.
İlginç geldi, farklı kaynaklardan da aynı haberi okudum.
2 milyon 750 bin dolara mal olan filmin başrol oyuncuları arasında Cemal Hünal, Gökhan Tepe gibi tanınmış isimler de vardı.
Galada filmi izlemek için bekleyen misafirler de çok şaşırmış. Yapımcı Lütfi Kara aniden ortaya çıkıp 'Bize toplam 50 salon vererek emeğimizi harcamaya çalıştılar. Büyük yapımlara sınırsız salon hakkı tanınırken bağımsız filmlere bu kadar az yer verilmesi bizi çok üzdü. Filmimizi gösterime sokmamaya karar verdik. Resmen 2 milyon 750 bin doları çöpe atmış olduk.' demiş...

BU BİR SANAT FİLMİ Mİ?
Bağımsız film denildiğinden olsa gerek aklıma ağır, sanatsal bir film geldi. Herhalde sinema salonları 'satmaz' gerekçesiyle rağbet göstermedi diye düşündüm. Üzüldüm de açıkçası...
Kutluğ Ataman'la sanat ve sinema üzerine fazla yüksek bir sohbete bile girdik. Bir şekilde bu film üzerinden sistemi sorguladık. Mevlüt Tezel'in Sabah gazetesinde yazdığı 'Sinema salonlarında tekelleşme Türk sinemasını diri diri yakıyor' yazısını da okuyunca ortada ciddi bir durum var sandım. Sonra, internetten filmin fragmanını izledim. Aman tanrım, o da ne? Fazla Amerikanvari vurdu, kırdı, patladı, tekneler, bikinili kızlar gördüm... Hafif bir 'hangover' havası sezdim. Yani filmin 'sanatsal' diye adlandırılabilecek tek bir yanı bile yok... Yapımcının dilini eşek arısı soksaymış da 'bağımsız film' demeseymiş... Aksine 'çok satsın' diye yapılmış bir film havasında, her şeyden biraz konmuş sadece çok Amerikan kokmuş.

İYİ FİLM SALON OLMASA DA SATAR MI?
Konuya sanırım en makul tepki Cengiz Semercioğlu'ndan geldi; 'Film iyi olduğu sürece mutlaka izleyici hakkını verir, salon azlığı filmin ulaşacağı başarıyı engellemez...'
Sinema Yazarları Derneği Başkanı Tunca Arslan da Radikal gazetesine 'Ayaz'la ilgili ne olup bittiğini tam olarak anlayamadım. Yapımcılar filmlerini galadan önce seyretmiyorlar mı ya da gerçekten finansal oyunlar mı dönüyor merak ediyorum' açıklamasını yapmış.
Açıkçası hiçbir açıklama, yapılan hiçbir itham, yorum merakımı gidermedi.
Bir yapımcı nasıl olurda galada filmini gösterimden çekme kararı alır.
Kimse kusura bakmasın ama işin içinde başka bir iş var sanki...
'Bağımsız bir filme yüz vermediler, sinemalarında gösterime sokmadılar' durumu da yok ortada.
Açıkçası yapılanların ve yapanların adını koyamadım. Bu sebeple de işin ucunu bırakmadım. Konun muhatabı olarak işaret edilenlere de sormak istedim 'Nedir bu işin aslı astarı' diye.. Buyurun okuyun kendi kararınızı verin.
Not: Ayaz filminin yapımcısı Lütfi Kara'yla da konuşmak istedim ancak kendisine ulaşamadım.

Muzaffer Yıldırım; 'Kendi filmlerini mi beğenmediler acaba?'
Sinemayı tekeline aldığı iddia edilen Mars Entertainment Grup'un ortaklarından Muzaffer Yıldırım'ı aradım ve bana bu yaşanan durumu anlatmasını istedim.
Özetle Yıldırım şunları anlattı: Her şeyden önce 'tekel' durumuna açıklık getirelim; İstanbul genelinde sinema salonlarının yüzde ellisi bize ait. Bir tekelleşme söz konusu değil.
Diğer taraftan biz Türk filmleri başarılı olsun, gişe yapsın diye ölüyoruz. Çünkü her şeyden önce para kazanıyoruz.
2000 personelli bir zincirin takdir edersiniz ki para kazanmaya odaklı olması gerekir. Ama bu sanata destek vermediğimiz anlamına gelmez. Bu yıl Faruk Erdem'in filminin yatırımcısı olduk.
If'i (Istanbul Film Festivali) biz yapıyoruz. Finansal destek vererek sanatsal katılımı dünya çapında olan, gelişmiş ve büyük bir festivale dönüştürmek için çabalıyoruz.
Bahsedilen 'Ayaz' adlı filmle ilgili ortaya atılan iddialara bir açıklık getireyim. Birincisi söz konusu film bir sanat filmi değil. İkincisi; filmin vizyona grime işi şu aşamalardan geçer; dağıtımcı firma filmi izler ve kaç kopyayla vizyona girileceğine karar verir. Bize gelirler ve şu kadar salonunuzda ve şu semtlerde olmak istiyoruz der. Bu filmin 68 kopyayla gösterim kararı zaten bir ay önceden beri belli. Galada sanki bu durumu yeni öğrenmiş gibi bir kararla ortaya çıkılmış olması son derece tuhaf.
Biz Türk filmlerinin gişe hasılatından da para kazanıyoruz. Yani Türk filmleri bizim için daha kazançlı. Hele bir de film iyi ise kaçırmak istemiyoruz.
Filmine güvenen yapımcı salon sayısından dolayı böyle bir hamle yapmaz. Sümela'nın Şifresi, 50 kopyayla çıktı, bu rakam iki gün sonra 200'e çıktı. İzleyiciden talep gelince dağıtımcı kopya sayısını arttırmak bizlerde salon sayısını arttırmak durumundayız zaten.
İnsan ister istemez; basın gösterimi yapıldı sonra gala ve herhalde film iyi tepkiler almadı. Beğenilmedi. Ve durumu böyle bir sansasyon yaratarak, başka bir konuyla ses getirerek kapatmak istediler. Yani kendi filmlerini beğenmediler mi acaba diye düşünmeden edemiyor.
Bunca zamandır bu işi yapıyoruz, filmler bizim önümüzden geçiyor ama ilk defa böyle bir olayla karşılaşıyorum. Salon sayısına tepkisi olan çoktan ses çıkartırdı. Bir ay neden beklesin ki?
Dağıtımcı firma Pinema, Pamir Demirtaş yani. Onlar da çok şaşkın. Bunca zaman Ayaz filmiyle ilgili kimse bize bir itirazla, şikayetle gelmedi, galaya kadar böyle bir tepkiden haberdar değildik diyorlar.
Bence bu işte kesin başka bir iş var!

<p>Türk dizileri yurt dışında tarih yazıyor. İster Güney Amerika'ya gidin ister Balkanlar'a, Orta As

Türk dizileri tarih yazıyor, şer odakları boş durmuyor!

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı